İki girişimci öğrencinin başlattığı bir programla Türkiye'den ABD'ye gelen öğrenciler, Beyaz Saray'dan Pentagon'a, üniversitelerden düşünce kuruluşlarına, değişik kaynaklardan brifing alıp Amerikan siyasetini öğreniyor.

Öğrenciler 14 gün süreyle, Beyaz Saray, ABD Dışişleri Bakanlığı, Savunma Bakanlığı (Pentagon), Yabancı Basın Merkezi gibi devlet kurumlarından üniversiteler, düşünce kuruluşları ve Dünya Bankası, IMF gibi uluslararası kuruluşlara birçok ziyarette bulunarak, Amerikalı yetkililerden brifing alıyor.

Gezi programını nasıl başlattıklarının hikayesini anlatan İstanbul Liderlik Enstitüsü Eş Direktörü Mehmet Yavuz Kanar, lisans öğrencisi olduğu dönemde, "ABD'deki siyaset bilimini yakından tanımak" amacıyla yapmayı düşündükleri gezi planına, İstanbul'daki ABD Konsolosluğunun sıcak bakmasının ardından, projelerini hayata geçirmek için adım attıklarını söyledi.

Katılımcılardan her türlü masrafları kendilerinin karşılamasını istediklerini anlatan Kanar, konsolosluğun ilk yıl kendilerine sadece ABD Dışişleri Bakanlığında, o dönemin Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın yardımcısıyla görüşme ayarladığını, ikinci olarak da bir organizasyonda tanışıp yardımını istedikleri Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın kendilerine Madeleine Albright'ın temas bilgilerini verdiğini belirtti.

Kanar, bu iki referans isimden yola çıkarak ABD'deki diğer düşünce kuruluşları ve kurumlarla temasa geçtiklerini, başarılı geçen ilk gezinin ardından da programın içeriğinin ciddi anlamda genişletildiğini kaydetti.

'OBAMA'NIN ÖĞRENCİLERLE BULUŞMASINA DAVETLİ GİTTİK'
Beyaz Saray, Dışişleri Bakanlığı, Pentagon gibi kurumlarla görüşmeleri ABD Konsolosluğunun ayarladığını, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarıyla kendilerinin irtibat kurduğunu belirten Kanar, tüm bu çabalarının sonunda artık bazı Amerikan kuruluşlarının kendilerine başvurmaya başladığını, Türkiye'deki Amerikan derneklerinin tüm organizasyonlarına da davet edildiklerini söyledi.

Kanar, "Bunun en güzel örneği, Obama Türkiye'ye geldiğinde, öğrencilerle buluşmasına 3 binin üzerinde öğrenci başvuru yaptı, ama sadece liderlik programından birkaç arkadaş olarak bizlere başvuru yapmadan davet geldi. Bu da bizi çok mutlu etti" dedi.

Programdan bahseden İstanbul Liderlik Enstitüsü Eş Direktörü Erdoğan Shipoli de, öğrencilerin brifing aldıkları üst düzey yetkililerle diyaloğa girebilip, gezi sonunda da kamerayla sokağa çıkıp röportaj yaptıklarını anlatarak, "Savunma bakan yardımcısından birkaç senatöre kadar değişik insanlarla tanıştılar. Böylece öğrencilerin hem kendilerine güvenleri biraz artıyor hem de birinci kaynaktan bilgi alma imkanı buluyorlar" dedi.

Kanar da programın öğrencilere farklı bakış açısı sunduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Mesela maalesef her üniversitenin farklı bölümleriyle alakalı olarak, tabii hocanızla iletişimle geçmek istediğinizde, genelde hükümet aleyhine bir şey pek duyamazsınız. Burada ilk programda bir hocayı ziyaret ettik, yanında senatör varken Obama'yı şiddetle eleştirdi. Bu alışık olduğumuz bir şey değil. Bunları görmek bizim için önemli. Program sonunda hayat planlarını değiştiren arkadaşlar oldu. Şu anda birbirine muhalif iki partiden milletvekili aday adayı arkadaşlarımız var. Bu bizi mutlu ediyor."

'KİMSENİN GÜDÜMÜNDE DEĞİLİZ'
Kanar, bugüne kadar programa katılanların genelde Fatih Üniversitesinden olduğunu, ancak artık enstitü olarak diğer üniversitelere de açılmak istediklerini, gezide de farklı görüş ve inanışa sahip öğrencilerin bir araya geldiğini ifade etti.

Shipoli de program için kimseden özel yardım almadıklarını ifade ederek, "Bize bazı tekliflerde bulunanlar oldu, masraflarımızı karşılamak koşuluyla, kendi görüşlerine yakın insanlarla daha çok görüşmemiz ve o siyasi görüş için çalışmamız istendi. Ama bunu kabul etmedik, o nedenle program masraflarını katılanların karşılaması yöntemine devam edeceğiz" yorumunda bulundu.

Kanar da "kimsenin güdümünde olmadıklarını" ifade ederek şunları kaydetti:

"Türkiye'den herhangi birinden destek gördüğünüzde, destek gördüğünüz insanın duruşuyla adlandırılırsınız. Kimlerle görüşüp görüşmeyeceğimize başkalarının karar vermesine izin veremeyiz. Burada birbirinden çok farklı gruplarla, derneklerle görüşüyoruz. Amacımız bir şey anlatmak değil anlamak. Farklı sesleri duymak istiyoruz ki, ona göre bir sentez oluşturalım."

'TARİHE TANIK OLDUK'
Kosovalı olan Shipoli, gezileri sırasında yaşadıkları iki "tarihi olayı" da şöyle anlattı:

"Albright ile görüşürken, Kosova'nın bağımsızlığını ilan etmesi konusu vardı, ama kimse tarihini bilmiyordu. Albright, bana 'Nereye gideceksin, bence Kosova'ya git, bazı şeyler senin beklediğinden erken olabilir' dedi. Ben de onun üzerine Kosova'ya gittikten 9 gün sonra bağımsızlık ilan edildi. Bu benim için çok güzel bir anı oldu."

Kanar da bir yetkiliyle görüşürken, yetkilinin kulaklığından sürekli bilgi aldığını gördüklerini anlatarak, "Yetkili bize, 'ABD'nin Gürcistan ile ilgili çok sıkıntılı bir durumu var. Ortalık birkaç saat içinde karışabilir' dedi, ertesi gün Rusya'nın Gürcistan operasyonu ortaya çıktı. Esasen tarihi bir duruma şahit oluyormuşuz" dedi.

Gezi izlenimlerini aktaran öğrencilerden Ayşenur Özkan, gezi sonrasında ABD'de "Türkiye'den görüldüğü gibi bir hayat ve kültürün olmadığını" gördüğünü söyledi.

Johns Hopkins Üniversitesinde yüksek lisans yapan Nijeryalı Ahmed Aliyu, ABD'de üniversitelere başvuru yapıldığında çok fazla yeterlilik istendiğini, yüksek lisansa kabul edilmesinde, bu programa katılıp değişik brifingler almasının da etkili olduğunu kaydetti.

Kübra Engin ise "Bu kadar iyi bir program beklemiyordum, bu kadar dolu insanlarla konuşacağım aklıma gelmezdi. Bana çok şey kattı. Kafamda, gelmeden önceki ABD ile geldikten sonraki arasında dağlar kadar fark var. Burayı sadece Hollywood filmleriyle biliyordum, geldikten sonra çok kültürlü ve sesli bir ülke olduğunu gördüm" dedi.

Uğur Vanlıoğlu, geziden sonra Türk-Amerikan ilişkilerine daha iyimser baktığını ve ABD'nin Türkiye'yi "dünyadaki diğer herhangi bir ülke olarak görmediğini" fark ettiğini belirtirken, Nihan Albayrak, programın hangi alanda nasıl bir yüksek lisans yapmak istediği noktasındaki kararsızlığını gidermesine yardım ettiğini anlattı.