Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, NTV canlı yayınında Burcu Kaya'nın sorularını yanıtladı.

Bakan Avcı, şubat ayında 20 bin öğretmen ataması istediklerini, kadro tahsisini beklediklerini söyledi. Avcı, Doğu'ya gidecek öğretmenler için yeni bir uygulama başlatacaklarını da belirtti.

Bakan Avcı'ya yöneltilen sorular ve alınan cevaplar şöyle;

Temmuz ayından bu yana Türkiye'nin öncelikli gündemi terör olayları... Son olarak Ankara'daki 102 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısı ve Dağlıca ile Tunceli'den gelen şehit haberleri...1 Kasım'a giderken nasıl bir tablo öngörüyorsunuz?

Öncelikle bu terör olayların hayatını kaybeden bütün yurttaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. İçlerinde öğretmenler var, öğrencilerimiz var dolayısıyla biz milli eğitim camiası olarak bu son olaydan çok etkilendik.

Bölgemiz doğrusu deyim yerindeyse at izinin it izine karıştığı kimin kimin adına ne yaptığının belli olmadığı kargaşa döneminden geçiyor bütün Ortadoğu. Irak'taki rejim değişikliğinden sonra, daha sonra Suriye'de bölge gerçekten pek çok yabancı istihbarat örgütünün at oynattığı kargaşa alanına dönüştü. Dolayısıyla Türkiye'ye de bunun yansımaları oluyor. Ankara saldırısı gibi büyük çaplı organizasyonların öyle 3-5 maceraperestin kendi kafalarına göre yapacakları işler olmadığı çok açık.

Ankara'daki bu patlama ile ilgili hükümete yönelik eleştiriler de var. Canlı bomba saldırısını gerçekleştirenlerin takip edilmesine rağmen önlenememesi gibi eleştiriler var.

Böyle bir şey söz konusu değil. Bu tür operasyonları gerçekleştirenler çok kademeli çalışırlar. Tetikçinin arkasında onun arkasında onun da arkasında kim var. Yabancı istihbarat örgütleri özellikle kendileri doğrudan sahada olmazlar. Dolayısıyla Ankara'daki tetikçiler ve arkasındakiler tabi ki bulunacak. İnşallah bir takım şeylerde var ama bütün bunların sağlıklı yürütülebilmesi için bazı şeylerin kamuoyunda uluorta konuşulmaması gerekir. Oysa hemen olayın üzerinden 15 dakika geçmeden hükümete yönelik özellikle fail suçlamaları filan, tamam olayın üzüntüsü ile insanlar sağlıklı düşünme yeteneklerini kaybetmiş olabilirler ama daha sonra durup düşündükleri zaman bu tür temelsiz akla ziyan teorilerle devlet birimlerini yönelik karalama kampanyaları yürütmek aynı zamanda yürütülen hem de bundan sonra alınacak önlemlerle ilgili sıkıntı doğurur.

Bazı bakanların istifa etmemesi de alt başlık olarak…

İstifa etmesi istenen bakanlar zaten bağımsız bakanlar. Dolayısıyla sanki hemen bakanların şahısları ile ilgili bir zafiyet söz konusuymuş gibi eleştiriler haksızlık olur. Siyasi olgunlukla ve rasyonalite ile bağdaşmaz. Herkesin bilir bilmez elinde kanıt olmaksızın senaryolar üretmeleri sadece hükümete yönelik değil veya AK Parti'ye yönelik bir isim vererek bir yabancı istihbarat örgütü gibi temelsiz senaryolar üretilmesi de ayrıca sürecin selameti bakamından doğru olmayan işlerdir. Bir şeffaflık bilgi paylaşımı özellikle olaydan etkilenenlerin yakınları olayın ayrıntıları ile bilinmesini isterler en tabi haklarıdır bu ama bu tür araştırma inceleme çalışmaları sırasında bazı hassas bilgilerin kamuya veya açığa çıkmaması gerekir ki selametle sonuca ulaşılabilsin. İşte son sayın başbakanın açıklamasından öğreniyor ki basına yansıyan bir isim yüzünden ciddi ilgili kişinin yakalanması ile ilgili zaaf oluşmuş. Özellikle siyasi sorumluluk sahibi olanların daha soğukkanlı açıklamalar yapmaları beklenir. Bölücü terör örgütünün faaliyetleriyle ilgili olarak herkes lafta dayanışma ifadeleri filan kullanıyorlar ama iş somuta gelince iki satırlık bir deklarasyona bile imza koymaktan kaçındığınız zaman veya anayasal bir hükümette yer almayı reddettiğiniz zaman, elinizi taşın altına koymadığınız zaman sizin bu söylemleriniz çok inandırıcı olmaz.

7 Haziran'dan itibaren ne değişti ve bu olaylar oy oranlarını değiştirecek mi? 

Bir defa 7 Haziran seçimlerinin sonuçları vatandaşın 1 Kasım'da vereceği oyu iki kere düşünmesine neden olacak diye düşünüyorum. Ortaya çıkan neticenin sokağa, siyasete, ekonomiye yansıması, siyasilerin yaklaşımları herkes 8 Haziran'dan itibaren bunları gördü. Dolayısıyla milletimiz tekrar 8 Haziran'daki gibi bir tablo çıkmaması için ne yapması gerektiğini biliyor. 1 Kasım seçimlerinden istikrarlı, güvenilir, öngörülebilir, dirayetli bir hükümetin çıkması gerekiyor. Bu bir tek parti hükümetidir. 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarına bakıldığında böyle bire tek parti iktidarı ancak AK Parti için görülebiliyor. O zaman vatandaş istikrarlı, güvenilir bir iktidar olmasını istiyorsa AK Parti'ye oy verecek. Koalisyon mümkün mü? 7 Haziran akşamı Türkiye'de bir koalisyonun ön şartlarının oluşmadığı, AK Parti dışındaki aktörlerin davranışlarından belli oldu. Önce sayın Kemal Kılıçdaroğlu bir blok kültürüne kapıldı. AK Parti dışındaki partilerin hepsini aynı torbaya koyarak bunların bir hükümet kurabileceğini, sandıktan çıkan mesajında bu olduğu iddia etti. Milliyetçi Hareket Partisi'ye veya Cumhuriyet Halk Partisi'ne HDP'ye oy veren vatandaşlar bunlar bir arya gelsin hükümet kursun diye oy vermedi. Sayın Bahçeli zaten 7 Haziran akşamı seçimse seçim hemen erken seçim dedi. Sonra bunu değiştirdi ve bir koalisyona girmeyeceklerini söyledi. AK Parti'nin dışarında destekleneceği azınlık hükümetine hayır dedi. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun önerdiği onların kuracağı bir hükümete hayır dedi. Daha sonra anayasal olarak kurulması zorunlu hükümete hayır dedi. Dolayısıyla şimdi vatandaş bunları görüyor. Cumhuriyet Halk Partisi'nin blok politikasının nasıl tutmadığını görüyor. Şimdi üstelik bugünlerde yine sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun da sayın Bahçeli'nin de öyle söylemleri var Ki apaçık ortada tek başına hükümet olma şansınız yok. Eğer beklenen ders alınmamışsa ve 1 Kasım'dan sonra da bir koalisyon görülürse öyle olmayacağı hissediliyor ama seçimler belli olmaz. Diyelim öyle bir durumda birlikte bir koalisyon kurulabilecek insanlar gibi konuşmuyorlar. İnşallah 1 Kasım'da vatandaş AK Parti'yi merde namerde muhtaç etmeyecek bir sayısal çoğunlukla getirirde içerde ve dışarıda karışıklık bekleyenler, kaos bekleyenler yanılırlar ve Türkiye dirayetli bir hükümetle yoluna devam eder.

10 bin öğretmenin ataması cepte, Şubat ayında yapılacak ve mecliste alınan izin gereği. Peki 2016 için kaç kadro talep edilecek ve ne kadarı Şubat'ta kullanılacak?

Şimdi sayın Maliye Bakanı bütün kamuda öngörülen kadro sayısını açıkladı 78 bin küsur diye. Dolayısıyla bunun için biz ne kadar alabilirsek onun azamisini almaya çalışacağız. Ama kadro tahsisleri kamuda bütçe kanunu ile öngörülür. Dolayısıyla bizim elimizde Şubat atamalarında kullanabileceğimiz 10 kadro var ama biz bunu yeterli bulmuyoruz Şubat için ve bunun üzerine 20 bin daha koymayı öngörüyoruz. Ama bunlar için bizim meclisten en az 30-40 binlik kadro almamız lazım. Kadroyu aldıktan sonra da maliye bakanlığının bu kadroları 2016 için kullanma iznini bize vermesi gerekiyor. Bunları yapabileceğimizi görüyorum. Dolayısıyla Şubat ayında 10 binin üzerine yeni alacağımız kadrolarından yarısını ilave edeceğiz. Öteki yarısını da Ağustos atamaları için tutacağız. Temmuz'da yapılacak KPSS sonuçları ile yapılan bu puanlara da yer ayırmamız gerekiyor. Bugünlerde milli eğitim bakanlığına yönelik dezenformasyon kampanyası her fırsatta işletilmeye çalışılıyor. Şubat atamaları dedik efendim Şubat'ta alınacak olanlar çok düşük puanlı adaylar olacak bizim bütün branşlarda sınırda kalan aday öğretmenlerimizin puanları 70'in kesin üzerinde. 85 ile bekleyen aday öğretmenlerimiz var. Dolayısıyla bu yeni atama döneminde atanacak olanlar öyle çok yerlerde sürünen puanlar değil. Bazı branşlarda 60'a düşebiliyor talep olmadığı için. Çok talep olduğunda puan yükseliyor.

Ağustos ayında yağılan atamalarda 37 bin öğretmenin yüzde 70'inin Doğu'ya, Güneydoğu'ya atanması biz de haberini yaptığımızda gözyaşlarına şahit olduk şu andaki terör olaylarından dolayı.

Onların bir çoğu sevinç gözyaşlarıydı. 26 bin atama yaptık Güneydoğu ve Doğu'daki 29 ilimize gönderdik. Sadece 40 öğretmenimiz görevini başlamadı onların ya ailevi bir mazereti vardı ya da sağlık sorunu gibi sorunları vardı. Ben hepsini başarılar diliyorum hepsini Allah'a emanet ediyorum.

Şubat atamasında da yapılacak öğretmen atanması için 4 aylık bir eğitim planlaması yaptığınızı belirttiniz. Bu eğitim planlamasında neler var neleri kapsıyor?

Biz daha önce Şubat'ta atama yapmayı doğru bulmuyorduk. Şubat'ta atanan öğretmen Nisan'ı buluyor bazen görevi alması yılsonu geliyor zaten. Dolayısıyla biz Ağustos'ta atamalarımızı yapıyorduk ve Eylül'de başlatıyorduk. Fakat Ağustos'ta kuralar çekiliyor yerler belli oluyor Eylül 15'te okullarına gönderiliyorlar. Bu sefer öyle yapmayacağız. En ufak bir iyileştirme bir düzenleme yaptığımız zaman belli bir medya grubundan hemen eğitim yine alt üst oldu, her şey sil baştan deniyor. Şubat'ta biz öğretmenlerimizi atayacağız bunlar 1 Mart tarihi itibariyle resmen maaş almaya başlayacaklar. Olduğu zaman biz bu öğretmenlerimizi hemen atandıkları illere göndermeyeceğiz, kendi sınıflarına sokmayacağız. Bu öğretmenler her biri bir danışman öğretmene zimmetlenecek. 10 yılını geçmiş, tecrübeli, deneyimli öğretmenlerimizden biri danışman öğretmen olacak. Öğretmen adayının tercihine göre oturduğu yerde veya atandığı yerde veya başka bir yerde. Oturduğu ilde diyelim o zaman oturduğu ilde bir danışman öğretmen tahsis ediyoruz. Bu danışman öğretmenimiz ile birlikte bir staj programı yapıyoruz. Diyelim siz matematik öğretmenisiniz hangi branştan olursanız olun değişik okul türlerinde değişik derslere gireceksiniz. Matematik ö��retmenisiniz ama bir meslek lisesindeki atölyeye de girip göreceksiniz. Hangi dersleri izleyeceğinizi milli eğitim müdürlüğü verecek size. Bir deneyim olacak. Öğretmenler odasında da oturacaksınız ilişkiler nasıl onu göreceksiniz. İl milli eğitim müdürünün yanında bir gün geçireceksiniz mevzuatı göreceksiniz. Bu bütün bir milli eğitim bürokrasisi nasıl çalışıyor iş üzerin görecek. Velilerle toplantılara katılacak sınıf öğretmenleri ile birlikte. Bu hizmet içi eğitimden yoğun biçimde geçmiş olacak. Yazın bizim bütün öğretmenlerimiz için yaptığımız hizmet içi eğitim programları var. Bu öğretmen adaylarımızı da tekrar bu programlara da alacağız. Özellikle Doğu ve Güneydoğu'ya gidecek öğretmen adaylarımıza da gittikleri yörede konuşulan dil, anadili Kürtçe olan bir okula gönderiyoruz diyelim. Dolayısıyla oradaki velilerle çocuklarla konuşacak düzeyde bir temel Kürtçe eğitiminden geçireceğiz. Yerel kültürü de tanımak bakımından diyelim bir hanım öğretmenimiz bir kına gecesine gittikleri zaman ne yapmaları gerekir, bir erkek öğretmenlerimiz bir sıra gecesine gittikleri zaman ne yapmaları gerekir.

Dershanelerin dönüştürülmesi çok tartışıldı.

Daha önce dershane statüsünde çalışan kurumlar ya bir ilkokula ya bir anaokuluna, liseye ya da bir temel liseye dönüştüler. Ama biz her şeye rağmen geçmişte bir ilizyon vardı dershaneye gitmeden olmaz diye. Bunun doğmasının nedenlerinden biri de sınavların daha çok dershane odaklı olarak düzenleniyor olmasıydı. Şimdi biz sınavları gerek TEOG dediğimiz sınavlarda da, üniversiteye giriş sınavlarında da ders odaklı, okul odaklı hale getirdik. Sorulan sorular öğrencinin sınıfta öğrendiği konulardan çıkan sorular. Dershaneye ihtiyaç kalmamış olmasıyla birlikte yine de her şeye rağmen ben okula aldığım dersin dışında bir takviyeye de ihtiyaç duyuyorum diyenler için okullarımızda takviye kursları açtık. Bu kurslar ücretsizdir.Öğrencilerden ve velilerden para alınması yasaktır. Yardımcı ders kitabına filan ihtiyaç yoktur. Bugünde tanıtımını bir kere daha yağacağız EBA Eğitim Bilişim Ağı diye büyük bir portalımız var. Dünyanın en büyük eğitim portalıdır. Burada istemediğiniz kadar yardımcı ders materyali vardır ve ücretsizdir. Televizyon yayıncılığı konusunda verilen dersi kaçırdıysanız, veya anlamadıysanız EBA'ya girerseniz mutlaka orada o konuda bir ders vardır. 7 buçuk milyon öğrenci ve öğretmenimiz buradan yararlanıyor. Takviye kurslarına geçen yıl 2 milyon 600 bin öğrencimiz devam etti. Bu yıl 4 milyon 300 bin öğrencimiz takviye kursu almak için müracaat etti. Bizi e-okul'da e-kurs modülümüz var buraya müracaat ediyorlar. Takviye kurslarında ders vermek isteyen öğretmenlerimizde buraya isimleriyle müracaat ediyorlar. Bu yıl 250 bin öğretmenimiz müracaat etti. Okullar müracaat ediyorlar ve biz hepsini buluşturuyoruz. Bütün öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin bir EBA şifresi var. Bu şifrelerle girdikleri taktirde bu ders materyallerinden ücretsiz olarak yararlanabiliyorlar.