Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Ali Babacan, CNBC-e'nin 10 yılı nedeniyle düzenlenen konferansta konuşma yaptı.

İlişkili Haberler


Babacan şunları söyledi: "10 yıldır Türk ekonomisiyle ilgili kritik gelişmeleri izleyen yorumlayan zamanında doğru bir şekilde geniş kitlelere aktaran CNBC-e kuruluşuna çalışanlarına teşekkürlerimi sunuyorum. Yayına başladığı ilk günden bu yana CNBC-e önemli bir görevi başarıyla ifa etti. Aynı bilgiye herkesin aynı anda sahip olması... Bu gerçekten verimliliğin temel ilkelerinden bir tanesi. Son 10 yıllık dönem krizlerle başlayan daha sonra hızlı toparlanmaya girdiği bir dönem. Son finansal kriz ise herkesi yakından ilgilendiriyor. Henüz krizin etkileri geçmiş değil. Krizin sona ermiş olduğunu iddia etmek de mümkün değil. Krizin yeni bir safhaya girdiğini söylemek mümkün. Bilançolardaki tahribat pek çok kuruluş açısından bir çöküş noktasına getirmese de bilançoların normal hale gelmesi çok uzun yıllar alacak.

Borç stoğu yüksek olan daha sırada çok Avrupa ülkesi var. Bunların ekonomilerinin büyüklüğü ürkütücü boyutlarda. Bunlarla ilgili sıkıntı çıkmaya başladığında mekanizmalar konusunda netlik yok. Yunanistan gibi küçük bir ekonomiyle ilgili ne kadar sıkıntı yaşandı. Bunu izledikten sonra ciddi ekonomiler sıkıntıya girdiğinde kim kimi nasıl kurtaracak bunun cevabı yok. Acil karar almak gerektiğinde o kararlar alınabilecek mi, bu konuda ciddi şüpheler var. ABD Merkez Bankası son dönemde çok sıradışı olağanüstü operasyonlar yapıyor. Merkez bankalarının aldığı kararlar parlamentonun onayına tabi değil. Merkez Bankalarının daha çok devreye girmesi, daha çok yük yüklenmesi para birimlerinin istikrarında ciddi sıkıntılara yol açabilecek.

Önümüzdeki dönemde maalesef merkez bankalarının daha aktif olmak zorunda kaldıklarını göreceğiz. Merkez bankalarının politika alanı kısıtlı. Güven sarsılmaya başladığı anda merkez bankalarıyla ilgili soru işaretleri oluşmaya başladığında kime kim nasıl güvenecek? Bu bizi ürkütüyor. Böylesine kritik bir dönemde ülkelerin hükümetlerine çok büyük görevler düşüyor. Hiçbir ülke hak etmediği bir refahı yaşamamalı. Aksi halde bu bir noktaya kadar gidiyor, ciddi sorunlar meydana geliyor. Ekonomide büyüme önemlidir. Kamu harcamaları, parasal gelişme bu büyümeye katkıda bulunabilir. 2009'un ilk altı ayına bakın, herkes tedbir için daha fazla para harcamaktan bahsediyordu. Kamu harcamalarını daha fazla artıralım diyorlardı. Borcun büyümesinden doğan endişe öyle bir vuruyor ki, çok daha fazlasını güven kaybıyla kaybediyorsunuz. İç tüketim önemlidir. Bunu sağlamanın yolu herkesin cebine ayda 100 Euro daha fazla koymak değildir. Geleceğinden korkuyorsa o parayı yine harcamaz. Ekonomi sağlam, bir problem olmaz diyorsa insanlar tüketime başlar. 100 milyar dolarlık tedbir alıyorlar. Ama siz bunları derken o ülkenin vatandaşlarından daha fazla harcama yapmalarını beklemek mümkün değil. Güven ortamı sarsıldığında geçici tedbirlerle büyümeyi sağlamak mümkün değil. Artan işsizlik oranları büyüme üzerinde baskı oluşturacak. Bu baskı kolay kolay kaybolmayacak.

Türkiye son 7-8 yılda çok önemli reformları gerçekleştirdi. Şu anda gelişmiş ekonomilerde yapısal olarak ne kadar problem konuşuluyorsa bu konudaki adımları biz zamanında attık. İşlerin iyi olduğu dönemde bu zor reformları yaptık. Bu kriz döneminde kendi ülkesinde vurulan bankaların Türkiye operasyonları sapasağlam yürüdü. Türkiye'de bizim kurallarımıza uymak durumundalar. Biz bu çerçeveyi çizerken eleştiriler gelmedi değil. Likidite açısından yüksek bir likidite mecburiyeti getirdik. Türkiye'ye yatırım yapanlar çok şey istiyorsunuz dediler. Söylene söylene yatırım yaptılar, şu anda hiçbiri pişman değil. Stres testlerini biz o yıllarda gerçekleştirdik. Son kriz gelip vurduğunda bankalarımızın zor şartlarda dahi problemsiz şekilde devam edeceğini biliyorduk. Türkiye çok erken bir aşamada orta vadeli programını açıkladı. Devletler, hükümetler ne yapacağını az çok söyleyecek ki, diğer aktörler kendilerini ona göre ayarlayabilsinler. Şu andaki kredi notumuzu bile beğenmiyoruz.

SICAK PARAYI SINIRLAMAK ÇÖZÜM DEĞİL
Türkiye'de güven endeksleri tarihi yüksek seviyelerde. Avrupa bölgesinde halkı geleceğe en güvenle bakan ülke Türkiye. Bankalarımız artık geleceğe güvenle bakıyor. Takipteki alacaklar çok aşağı noktalara indi. Geçtiğimiz hafta bankaların kredi hacmi 500 milyar lirayı aştı. Dün yayınlanan sanayi ciro endeksi tarihi rekorda. Bütün bunlar Türkiye'de istihdamı artıran gelişmeler. İstihdam nasıl artıyor, reel kesim geleceğe güvenle bakarsa artıyor. Geçen yılla bugün arasında 1 milyon istihdam artışı var. OECD Genel Sekreteri 'Türkiye çöl ortasındaki bir vahaya benziyor' dedi. Sermaye akımlarıyla ilgili çok farklı tartışmalar var. Bu noktadaki duruşumuzu tekrar açıkça vurgulamak istiyorum. Türkiye son 8 yıldır yatırımlar için cazibe merkezi haline geldi. Türkiye'ye gelen sermaye çıkan sermayeden her zaman daha fazla olacaktır. Türkiye'ye gelen sermayenin daha kalıcı olmasını sağlamak gerekiyor. Portföy yatırımı açısından sermaye Türkiye'ye gelirken ne kadarlık geldiği anlaşılmıyor ki. Burada bir niyet okuyuculu yapmak zor. Önemli olan güven ve istikrar. Yatırımcı Türkiye'de daha uzun süre kalacaktır. Bir yandan ne kadar cazip kılarsanız kılın, kısa süreli sermaye hareketleri bir ülkede hep olacaktır. Bu kısa süreli sermaye hareketlerinin sebep olacağı olumsuz sonuçlara karşı kurumları biz nasıl korunaksız hale getirmeliyiz ona bakmak lazım. Sıcak paraya karşı kurumları korunaklı hale getirmeliyiz. Sıcak parayı sınırlamak çözüm değil, giriş-çıkış olacaktır.

ÖNCELİK MALİ DİSİPLİN
Temel politika araçlarında öncelik mali disiplin. Hem cari açık, hem bütçe açığını aynı anda yaşarsanız, daha büyük sıkıntılı bir tabloyla karşılaşılabilir. İhtiyatlı para politikaları bu da yine son derece önemli. Merkez bankamızın da doğru adımlar atması çok kilit bir konu. Türkiye'nin rekabet gücünü artıracak yapısal reformlar sermaye hareketi konusunda kilit konu. Serbest kur rejimi sermayenin girdiği ve çıktığı dönemlerde şok emme vazifesi görüyor. Serbest kur rejimi kendi başına çok önemli bir mekanizma.

Türkiye sermaye hareketlerinin serbest olduğu bir ülke olmaya devam edecek. 2011 yılı için daha farklı bir döneme giriyoruz. Gelecek sene Hazine'nin borçlanacağı rakam düşüyor, borç çevirme oranı düşüyor. Özel sektör için 2011'de çok önemli iki alan var. Birisi yurtdışına tahvil ihracı. Burada bir stopaj uygulaması var. Biz bunu uzun vadeli Eurobond ihracı için sıfıra indirmeyi planlıyoruz. Birkaç güne nihai kararı veririz. Türkiye'ye dışarıdan daha uzun vadeli kaynak girişini sağlamada bu çok önemli bir adım. Hazine'nin borçlanma faizleri düştü 7'lere. Artık Türk şirketleri için içeride bir alan oluşacak. Yurtiçi özel sektör tahvil ihracında stopaj da yüzde 'ten yüzde 'e çekilecek. Stopajla ilgili çalışma en geç önümüzdeki hafta yürürlüğe girecektir. Doğru adım attıktan sonra Türk ekonomisinin önü açık. Kriz etkiledi ancak Türkiye için önemli bir fırsat kapısıdır. Türkiye'de istikrar ve güvenin mutlaka korunması lazım. Dümdüz yolda giderken sağdan soldan rüzgar esti diye patikalara sapmamamız lazım. Geçtiğimiz enteresan yıllık dönemde katkılarından dolayı CNBC-e'ye teşekkür etmek istiyorum."