Türkiye’de ekonominin hızlı büyüdüğü bir dönemde Merkez Bankası’nın faizleri düşürmesi, dünyada ilgi uyandırdı.

Financial Times, Türkiye’deki faiz indiriminin "yaygın bir biçimde beklendiğini" belirttiği haberinde kararın "riskli bir strateji" olduğu görüşünü aktardı. Gazete, bir köşesinde de "Türkiye, pek rastlanmayan bir tekniğe başvurdu" ifadesini kullandı.

"Türkiye’nin Sıcak Para Risklerini Gerçeksiz Kılma Potansiyeli Var" başlıklı habere yer veren Wall Street Journal ise, cari açığın artan biçimde sıcak para ile finanse edilmesinin Türk ekonomisinin kırılganlığını arttırdığına işaret edilirken, "Olası tuzaklar var ve Perşembe günkü faiz indirimi tartışmalı. Ancak güç kazanan büyüme ve artan kredibilite sayesinde politika yapımcıları, sürdürülebilir genişleme ile sıcak para kaygılarını bağdaştırabilir" denildi.

Ekonomi gazetesi Financial Times Türkiye muhabiri Delphine Straussu imzalı haberinde "Türkiye’nin merkez bankası, finansal istikrarı korumayı amaçlayan ancak enflasyonla mücadeleye bağlılığına ilişkin muhtemelen kuşkular yaratacak Ortodoks olmayan bir adımla faiz oranlarını düşürdü" yorumunu yaptı.

Faizleri Türk "tarihinin en düşük düzeyi" olan yüzde 6.5’e indiren kararın, Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Erdem Başçı’nın faizlerin aşamalı olarak düşürülmesinin aşırı yabancı sermaye akımlarının önlenmesinin en iyi yolu olduğunu savunmasının ardından "yaygın bir biçimde beklendiği"ni belirten gazete, "Ancak birçok ekonomist, Türkiye’nin hızlı ekonomik canlanması ve yüksek enflasyon tarihi nedeniyle para politikası komitesinin riskli bir stratejiyi benimsediğini söylüyorlar" diye yazdı.

ANKA'nın derlediği habere göre, bazı yükselen ekonomilerin gelişmiş ülkelerdeki gevşek ekonomik politikalarının teşvik ettiği sermaye akımlarının oluşturduğu meydan okumayla karşı karşıya bulunduğunu kaydeden gazete, "Ancak diğer merkez bankası otoriteleri, yükselen enflasyon korkusuyla faiz indirimlerinden söz etmekten kaçınıyor" dedi.

Haberde değerlendirmelerine yer verildiği, CA Cheuvreux ‘un ekonomisti Simon Quijano-Evans da, "Türkiye, dünyanın geri kalan bölümüne karşı daha iyi bir performans gösterdiği bu dönemde kendine rehberlik olacak politika önlemlerini bulması gerektiği"ni belirtirken de Türkiye’nin "daha düşük enflasyon ithal ettiği ve güçlü iç büyümeden yararlandığı"nı söyledi.

'TÜRKİYE PEK RASTLANMAYAN BİR TEKNİĞE BAŞVURDU'
Bu arada, Financial Times, LEX köşesinde de faiz indirimine ilişkin olarak Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu durumun karşısında "pek rastlanmayan bir tekniğe başvurduğu"nu belirtirken "Hedef, ekonomiyi yavaşlatmak. Çılgınlık gibi geliyor ancak bunlar çılgın zamanlardır" ifadesini kullandı.

Yazıda hiçbir ülkenin, eş zamanlı olarak özgürce belirlenen faiz oranları, istikrarlı döviz kurları ve sınırsız sermaye akımlarını sürdüremeyeceği iddiası da vurgulandı.

WSJ: TÜRKİYE SICAK PARA RİSKLERİNİ GERÇEKSİZ KILABİLİR
ABD’nin borsa ve iş dünyasının gazetesi Wall Street Journal tarafından yayımlanan, "Türkiye’nin Sıcak Para Risklerini Gerçeksiz Kılma Potansiyeli var" başlıklı haberinde ise, "Manşetleri Çın İşgal edebilir ama finansal krizin en büyük galiplerinden biri Türkiye’dir" değerlendirmesi yapıldı.

Türkiye’deki "derin siyasi ayrışmalar" ve Türk hükümetinin "İslam’a daha çok odaklanmış bir politika platformu" ile bazı soru işaretlerini yaratmış olsa da yatırımcıların "tek partili yönetimin yarattığı istikrarı" kucakladıklarını kaydedilirken "Bu istikrarı, ekonomik potansiyel de destekliyor Genç 75 milyonluk nüfusu ve göreli olarak ucuz işgücü ile Türkiye, köpükten çok bir BRİC gibi gözüküyor" yorumuna yer verildi. Buna karşın "O kadar basit olsa" ifadesini de kullanıldığı haberde Merkez Bankası’nın faiz indirim kararına dikkat çekilerek şöyle devam edildi: "Hızlı büyüyen bir ekonomi, politika yapıcıları faizleri niye indirsen? Çünkü Türkiye’nin başarısı, sıcak para, yani hızlı bir spekülatif yatırım akımına yol açtı. Bu da, ekonominin kilit zayıflığı olan, dış finansmana bağımlı, tırmanan cari açığıdır." Spekülatif yatırımcıları vazgeçirmek için faizleri indirmenin, ekonomide aşırı bir ısınmayı yaratmasından korkulan bir iç tüketim patlamasını tetiklenmesinden daha az riski olduğu düşünüldüğüne işaret edildi.

'EKONOMİK MODEL ÜLKEYİ ŞOKLARA AÇIK BIRAKIYOR'
Haberde Türkiye’nin büyüme modelinin lokomotifinin, büyük ölçüde tüketici talebinin olduğu, bu yılda ithalatın ihracattan çok hızlı büyüdüğü, bunun da cari açığını körüklediği belirtilirken, "Kısmen bu modelin nedeniyle Türkiye ne kadar hızlı büyürse, açık da o kadar hızlı büyür, bu da ekonomiyi şoklara açık bırakıyor" uyarısı da yapıldı.

Türk ekonomisini, açığın artan biçimde sıcak para ile finanse edilmesinin "daha kırılgan" kıldığına işaret edilirken, "Bazı ekonomistlere göre, sıcak paranın Türkiye’nin açık finansmanında oynadığı yıldız rolünün, yatırımcıları yükselen piyasalardan uzaklaştırarak altın, dolar veya diğer güvenli alanlara yöneltmelerine neden olacak yeni bir riskten kaçma dalgasının yaşanması halinde sorun yaratacağı" savunuldu.