Haftanın Filmleri (18 Ağustos 2017)

Türkiye'deki sinema salonlarında bu hafta 1'i yerli 9 film vizyona girdi. Geoffrey Rush ve Armie Hammer'ın başrollerinde olduğu "Son Portre", korku türünde "Annabelle: Kötülüğün Doğuşu", animasyon sevenler için "Doraemon: Buz Devri Macerası" öne çıkıyor. Ceren Ala filmleri değerlendirdi. (Ceren.ala@ntv.com.tr)

  • 1

    Annabelle: Kötülüğün Doğuşu

    Annabelle, yeni nesil korku türünün ikon bebeği haline geldi. Bebeğin gerçek hikayesi üzerine türlü haberler yazıldı. Chucky'nin papucu dama atıldı yani. Ben Chucky'ciyim! Yine de "Korku Seansı"nı ve filmin spin-offu olan "Annabelle"nin ilk macerasını izledim. Serinin ikinci filmi "Annabelle: Kötülüğün Doğuşu" ABD'de gişe birincisi oldu bile. Yeni film kesinlikle ilkinden daha iyi. Amerikalılar bu işi biliyor anlamı çıkmasın bu cümleden. Bir ev, bir bebek, biraz da kız çocuğuyla işi kotarmaya çalışan yönetmen David Sandberg, oyuncu kadrosuna Anthony LaPaglia ve Miranda Otto gibi iki iyi ismi de ekliyor. Korku türünü sevenler için, klişelerle dolu olsa da keyifli bir seyirlik olabilir.

    "Annabelle: Kötülüğün Doğuşu" fragmanı

  • 2

    Son Portre

    Stanley Tucci sadece bir aktör değil. Aktörlerin aynı anda yönetmen, yapımcı ya da müzisyen olduğunu biliriz. Ancak Tucci her iki işi de layıkıyla yerine getiriyor. "Son Portre" o iyi işlerinden biri olarak hafızama kazındı bile. Sergisini görme imkanı bulduğum heykeltraş ve ressam Alberto Giacometti'yi, Geoffrey Rush canlandırıyor. Rush, istediği herkesi canlandırabilir. Onu Giacometti rolünde izlemek müthiş bir keyif. Sıradışı bir sanatçının, deliliğin gölgesinde ilerleyen yeteneğine tanık olmak çakır keyif bir kıskançlık hissi veriyor. Hikayenin diğer kahramanı, ABD'li yazar James Lord ise Armie Hammer'e emanet. İkili arasındaki fiziksel ve ruhsal farkların ironik bir biçimde, 1960'ların atmosferini de arkasına alarak yansıtıldığı sahneler için tepeden tırnağa herkese teşekkür ederim.

    "Son Portre" fragmanı

  • 3

    Açık Deniz 3: Kafes Dalışı

    Açık Deniz serisinin birinci filmini ne kadar sevdiysem ikinci filminden o kadar nefret etmiştim. Köpek balığı gerilimine yeni bir soluk getiren ilk filmin ardından, Amerikan Pastası'nın denizde geçen halini izlemek canımı sıkmıştı. Serinin üçüncü filmi ikisi arasında bir yerde. Hayatta kalma savaşının her zaman ilgimi çektiğini söylemeliyim. Araya biraz da manzara, amatör kamera, güzel adamlar ve kadınlar vs koyunca heyecan doruklara tırmanıyor. Film, Gerald Rascionato imzalı.

    “Açık Deniz 3: Kafes Dalışı” fragmanı

  • 4

    Avcı'nın İntikamı

    Avatar, Titanların Öfkesi, Titanların Savaşı gibi birçok yapımda rol alan Sam Worthington yine tüm cazibesiyle beyazperdede. "The Game"nin yönetmeni Jonathan Mostow imzalı filmde güzel görünmeyen hiçbir oyuncuya yer yok sanki! İsrailli aktris Odeya Rush, olağan dışı güzelliğiyle masumiyeti temsil ediyor. Kiralık katil, onu kiralayan kötü adamlar, katilin öldürmekten vazgeçtiği güzel kız ve geçmiş... Soluksuz bir kovalamacanın hakim olduğu filmi Jonathan Mostow yönetiyor.

    "Avcı'nın İntikamı" fragmanı

  • 5

    Belalı Tanık

    "Belalı Tanık" gibi filmleri izlediğimde hayatımın ne kadar sıkıcı olduğunu bir kez daha anlıyorum. Yanımda bir korumayla dolaşmak ne havalı olur diye düşünürken birden aklıma "Bodyguard" filmi geldi. Aynı anda filmin altında "Bodyguard"ın efsane şarkısı "I Will Always Love You" çalmaya başladı. Filmin afişi de birebir kopyalanmış. Tek farkı Ryan Reynolds'un kucağında Samuel L. Jackson'un olması. Yönetmen Patrick Hughes filmde göndermeler yapmak yerine daha iyi bir iş çıkarmak için çalışsaymış keşke. Ryan Reynolds, Samuel L. Jackson, Salma Hayek ve Gary Oldman'ın bile kurtaramadığı film yerine "Bodyguard"ı bir kez daha izleyin derim.

    "Belalı Tanık" fragmanı

  • 6

    B Planı

    Ufuk Genç yönetmen koltuğunda, Can Aydın oyuncu kadrosunda. Almanya'dan çıkan filmde iki genç ismin imzası var. Film konusu itibariyle de bize yakın. Farklı kökenlerden gelen 4 arkadaşın yırtma çabaları ve mafyayla yaşadığı kovalamaca. Çocuklar yakışıklı, dövüş sanatlarında usta ve karizmatikler. Yine de bolca dayak yiyip, komik duruma düşmekten kurtulamıyorlar. Zaten işi komik yapan da bu. Chakie Chan filmlerini, Şaolin Futbolu gibi klasiklerin yanından geçmese de onları anımsatan film, sloganıyla da arka sokağımızdan çıktığını belli ediyor: Yemişim A Planını

    "B Planı" fragmanı

  • 7

    Dangal

    Hindistan'ın gişe rekortmeni "Dangal" bizde de vizyona giriyor. Burun kıvrılan Hindistan sinemasını, kendi tatmininden öte ülkesi için geliştiren Aamir Khan bu kez yönetmen koltuğunu Nitesh Tiwari'ye devretti. Sıradan bir hikaye gibi görünse de gerçek bir hikaye "Dangal"da anlatılan. Amatör bir güreşçi olan babanın önce gözünün önündeki cevherleri farketmesi sonrasındaysa o cevherleri işlemesini anlatıyor film. Güreşte altın madalya hayali kuran babanın bir oğlan çocuğuna sahip olma inadı, erkek gibi dövüşen kızları Babita ve Geeta'yı farketmesiyle kırılıyor. Tabi bu sadece bir başarı öyküsü değil. Babanın hayalleri, rekabet duygusu, annelik, Hindistan, renkler, müzikler, kadına bakış, cesaret ve daha bir dolu şeyle ilgili "Dangal". Rolü için onlarca kilo alan Khan'a, Saakshi Tanwar, Fatima Sana Shaikh, Sanya Malhotra, Zaira Wasim gibi isimler eşlik ediyor.

    "Dangal" fragmanı

  • 8

    Doraemon: Buz Devri Macerası

    Japon manga serisinin kahramanı Doraemon... Hem kedi hem robot. Doraemon'un ünü 1969 yılından bugüne sadece Japonya ile sınırlı kalmadı. Uzaydan gelen kahramanlar listesinde benim birincim, 90'lara saplanıp kalmış biri olarak Alf'tir. Alf'in o tüylü ve burunlu halinin yanında Doraemon bana uzak gelir. Yeni macerada robot kedi ve arkadaşları yazın sıcağından kurtulmak için Antarktika'ya kaçar, antik bir şehir bulur ve 100 bin yıl öncesine gidip dünyayı donmaktan kurtarırlar. Keşke hayat Atsushi Takahashi imzalı animasyondaki gibi olsa değil mi?

    "Doraemon: Buz Devri Macerası" fragmanı

  • 9

    Semur: Şeytanın Kabilesi

    Haftalık geleneğimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Büyüler ve cinler! Merve'yi çocukluğundan bu yana takip eden kötü ruhun ne kadar ileri gidebileceğini görmenin yolu başarılı bir makyözün maharetli ellerinden geçiyor. Gördüklerinin birer sanrı olmadığına inanan ve haklı da olan Merve tıp bilimine inanan doktoru bir türlü ikna edemiyor. Hayat kötü ruhlar tarafından esir alınan insanlar için o kadar zor ki! Şaka bir yana, Gökhan Aksu'nun ilk uzun metrajlı korku filmi arada sırada korkutmayı başarıyor ve bu sayıyla bile takdiri hakediyor. Uzun zamandır görmediğimiz İpek Erdem filmin başrolünde.

    "Semur: Şeytanın Kabilesi" fragmanı