Haftanın Filmleri (29 Aralık 2017)

ntv.com.tr

Sinema salonlarında yılın son vizyon haftasında 2'si yerli 8 film vizyona girdi. Hugh Jackman'ın başrolde olduğu "Muhteşem Showman", Vincent van Gogh'un hayatını bir hikaye üzerinden anlatan "Vincent'ten Sevgilerle" yerli yapımlardan ise "Anons" öne çıkıyor. Ceren Ala filmleri değerlendirdi. (Ceren.ala@ntv.com.tr)

  • 1

    "Muhteşem Showman"

    Dünyanın ilk sirkini kim kurmuş? "Muhteşem Showman" sorunun cevabını veriyor. Hugh Jackman'ın bir kez daha dansa ve müziğe olan yeteneğinin kullanıldığı filmde 1840'lı yıllarda acayip bir hayalle yola çıkan ve o hayali gerçekleştiren bir adamın hayatını izliyoruz. Karısının ve kızlarının desteğiyle, dünyadaki müthiş yetenekleri ve ucube diye ötekilenen insanları bir araya toplayan P.T. Barnum'un bir iyilik meleği gibi resmedildiği filmi Michael Gracey yönetiyor. Kocaman bir adamı, sakallı bir kadını, babasına baş kaldıran bir genci himayesi altına alan ve onlara bir yuva sağlayan P.T. Barnum'un, günümüz sirklerine öncülük ettiği gerçeğini dışarıda bırakarak izlemenizi tavsiye edebilirim.

    "Muhteşem Showman" fragmanı 

  • 2

    "Vincent'ten Sevgilerle"

    "Hayata Uyanmak" adında o muhteşem animasyonun üzerine çıkabilen bir iş izlemedim bugüne kadar. Tabi ki bu bana ait, öznel bir yorum. "Vincent'ten Sevgilerle" de o ruh halini taşıyan, içine girince çıkmanın zor olduğu, gerçeklik hissinin kaybolduğu, manik ve depresifin ikiz kardeşler gibi aynı anda hissedildiği bir film. Vincent van Gogh'un hayatını bir hikaye üzerinden anlatan film, yüzün üzerinde ressamın 65,000 kare yağlı boya tablosunun birleşimiyle oluşmuş. Yönetmen koltuğunu paylaşan iki isimse Hugh Welchman ve Dorota Kobiela.

    "Vincent'ten Sevgilerle" fragmanı 

  • 3

    "Parayı Bulduk"

    Ersin Korkut'u, Yılmaz Erdoğan filmlerinde; Gülsüm Alkan ve Metin Yıldırım'ı ise BKM Mutfak'ın sahnesinde izleyebilirim. Kredim o kadarına elveriyor. İyi olabilecek bir hikayenin, yetersiz bir reji ve senaryo ile ne hallere gelebileceğinin örneğini izleyeceksiniz. Yine de İhsan Taş'ın filmleri arasında en seyredilebilir olanı diyerek yorumumu yumuşatabilir miyim, bilmiyorum.

    "Parayı Bulduk" fragmanı 

  • 4

    "Jumanji: Vahşi Orman"

    Devam filmlerinin ve yeniden çevrimlerin ardı arkası kesilmiyor. Hep eskiyi seven biri olarak "Jumanji: Vahşi Orman"la arama mesafe koymuş durumdayım. Ama ne olursa olsun, büyülü bir oyunun içine giren, vahşi bir ormanda soluksuz bir macera yaşayan insanları izlemek, o zamanlarda da şimdi de müthiş bir keyif veriyor insana. Oyuncu kadrosunda yer alan Dwayne Johnson, Jack Black, Kevin Hart ve Nick Jonas, Robin Williams'ın yerini tutmak için ancak 4 kişi yetebilir tezini doğrular nitelikte. Jake Kasdan filmin yönetmen koltuğunda.

    "Jumanji: Vahşi Orman" fragmanı 

  • 5

    "Kalp Atışı Dakikada 120"

    Uzaktan hayaller şehri gibi gözüken Paris'in ne kadar baskıcı hatta faşist olabildiğini anlatan en naif filmlerden biri "Kalp Atışı Dakikada 120". Güzel yüzlü bir grup gencin, HIV virüsü hakkında yaşıtlarını bilinçlendirme çabaları, birileri ölmesin diye devleti uyandırma mücadeleleri, sadece devletten değil yaşıtlarından da aynı tokadı yemeleri ve ölmeleri, izlerken içinizi burkacak. 90'lı yıllarda geçen filmde her şeye rağmen dünya pembe ve ölümlere rağmen aşk var. Robin Campillo'nun yönettiği filmde Arnaud Valois ve Nahuel Pérez Biscayart'a aşık olmamak mümkün değil.

    "Kalp Atışı Dakikada 120" fragmanı 

  • 6

    "Karabasan"

    Karabasan tarafından kımıldayamaz hale getirildiğiniz oldu mu? Benim oldu, hem de çok. Tabi ki bilim dünyası "Karabasan"a uyku felci diyor. Neye inanmak isterseniz! ABD yapımı film, işi bir adım öteye götürüyor, insanlar uykularında ölüyor. Uykudaki insanın felç geçirmişçesine donması ve görünmez bir kuvvet tarafından alıkonma hissi gerçekten ürpertici. Ancak, filmde yaratığın ete kemiğe bürünmüş halini izlemek aynı şekilde ürpertmiyor. Filmin en sevdiğim yanı "Orange is the New Black" dizisinin oyuncularından Lori Petty'i görmek oldu. Phillip Guzman imzalı filmde Jocelin Donahue başrolde.

    "Karabasan" fragmanı 

  • 7

    "Anons"

    Mahmut Fazıl Çoşkun'un "Yozgat Blues"i çok iyi filmdir. Şehri, içine sıkışmış insanı, küçük kentlerin dilini, ruhunu, gündüzünü ve gecesini öyle sade anlatır ki, filmin içindeki bir eşya ya da bir kelime gibi hissedersiniz kendinizi. Yönetmen bu kez 1960'larda geçen bir hikayeyi, ordudan tasfiye edilmil 4 askerin bir gecelik yolculuklarını anlatıyor. 1963 Mayıs'ında Ankara'da başlayan askeri darbenin İstanbul ayağını yürütmeye kalkan 4 adamın, romantik başlayan hareketlerinin sivil duvarlara çarpışıyla yerle bir olması, acı hikayeye trajikomik bir pencere açıyor. Serkan Ercan, Şencan Güleryüz, Sanem Öge, Ali Seçkiner Alıcı'nın rol aldığı filmin senaryosunda saygıdeğer adam Ercan Kesal'ın da kalemi var.

  • 8

    "Asya"

    Maskeli Beşler gibi komedi filmlerinin yönetmeni Murat Aslan bu kez Fransa'da geçen bir hikayeyi sinema perdesine taşıyor. Beyninde bir tümörle yaşamanın ağırlığı altında ezilen ve ötanazi kararı alan Pier ile bakıcısı Asya'nın paylaştıkları zamanı anlatan film ölmek ve yaşamak üzerine, arzu edene bir şeyler verebilir diye düşünüyorum. Marie-Ange Gontara'nın güzelliğiyle renklendirdiği filmde Philippe Ohrel de ziyadesiyle çekici.

  • 9