Akciğer yüksek tansiyonu (KTEPH), damarlardaki pıhtı temizlenerek tedavi edildi

"Akciğer yüksek tansiyonu" olarak bilinen Kronik Tromboembolik Pulmoner Hipertansiyon (KTEPH) hastası olan ve ileri seviyede nefes darlığı nedeniyle ölüm riski yaşayan hasta, Ankara Üniversitesinde (AÜ) yapılan ameliyatla sağlığına kavuştu. Dünyada ender yapılan cerrahi operasyonlar arasında bulunan ameliyatı, Doç. Dr. Serkan Durdu başkanlığındaki heyet gerçekleştirdi.

ameliyat5.jpg

Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Kalp-Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serkan Durdu, halk arasında "akciğer yüksek tansiyonu" olarak bilinen Kronik Tromboembolik Pulmoner Hipertansiyon'un (KTEPH), başka hastalıklarla karışabildiğini, zor tanı konulduğunu ve tedavi edilmediğinde ölümcül sonuçlar doğurabildiğini söyledi.

Hastalığın, vücuttan kirli kanı kalbe taşıyan toplardamarlarda oluşan pıhtıların akciğerlere atabildiğini ve akciğer damarlarında "emboli" denilen tıkanıklıklara yol açabildiğini belirten Durdu, bu pıhtıların çözülemeyerek organize hale gelmesi sonucu kalbin sağ tarafından akciğerlere giden damarlarda tıkanıklık ile basınç yüksekliğine neden olduğunu ve pıhtıların damarlarda kronikleşerek, kitleleştiğini anlattı. 

Durdu, hastalığın tedavi edilmediğinde kişinin akciğer yetmezliği ve ileri derecede sağ kalp yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirebildiğini vurguladı.

Hastaların, genellikle açıklanamayan nefes darlığı, çabuk yorulma, halsizlik ve bayılma gibi şikayetlerle hekime başvurduğunu aktaran Durdu, "Önceden toplardamarlarda tıkanıklık problemi olan ya da akciğer damarına pıhtı atması öyküsü olan hastalarda akciğer tansiyonu akla getirilmeli. Bacak damarlarında pıhtı oluşumuna sebep olacak tıbbi faktörler hastalık gelişimine neden olabiliyor. Örneğin, hekim bilgisi dışında doğum kontrol haplarının kullanılması, ortopedik cerrahi, obezite, hareketsiz yaşam ve bazı kanserler hastalık gelişiminde etkili faktörler" diye konuştu.

"TEK SEÇENEK AKCİĞER NAKLİ" 

Doç. Dr. Durdu, bu hastalarda kalbin ses dalgalarıyla incelenmesi olarak tanımlanan ekokardiyografi (EKO) ile akciğer damarının basıncı ve kalbin sağ bölümünde boyutların ölçülmesi, ventilasyon perfüzyon sintigrafisi diye isimlendirilen bir tetkikle akciğerlerin havalanması ve kanlanmasına bakılması gerektiğini aktardı.

Durdu, daha sonra da tomografi, kalp anjiyosu ile basınç ölçümlerinin yapılmasının ve MR ile tanının güçlendirilmesinin önem taşıdığını dile getirdi.

Hastalığın tedavisinin mümkün olduğuna dikkati çeken Durdu, şunları kaydetti:

"Hastalık, ülkemizde pek bilinmiyor. Akciğer damarlarına pıhtı atan ve nefes darlığı olan bir hastanın mutlaka iyi incelenmesi gerekir. Tedavi edilmediğinde ilerleyen kalp yetmezliğine bağlı ölümle sonuçlanabiliyor. Cerrahi uygulama yapılamadığında bu hastalar için tek seçenek akciğer naklidir. Tedavi için erken tanı konularak hastaların ilgili merkezlere yönlendirilmesi çok önemli. Ülkemizde merkezimiz başta olmak üzere birkaç merkezde bu ameliyat başarı ile yapılıyor ve hastalar sağlıklı bir yaşama kavuşabiliyor. Bunun için en önemli şey, erken tanı ve müdahale." 

"BİRKAÇ GÜN İÇİNDE TABURCU EDİLECEK" 

Tıp literatürüne son yıllarda girmeye başlayan cerrahi operasyonla sağlığına kavuşan Tülay İçbilen'in de toplardamarlarda geçirilmiş bir tıkanıklık ve sonrasında akciğer damarlarına tekrarlayan pıhtı atmasının söz konusu olduğunu dile getiren Durdu, başka bir merkezde eko ve tomografi ile akciğer yüksek tansiyonu tanısı konulduğunu anlattı.

Durdu, İçbilen'in kendilerine başvurduğunda belirgin derecede nefes darlığı çektiğini ve halsiz olduğunu vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti:

"Bu yöntem, Amerika ve Avusturya'da yapıldı. Dünya genelinde yaklaşık 300, Türkiye'de sayılı merkezlerde 20-30 vaka üzerinde gerçekleştirildi. Sonuçlar oldukça iyi, ameliyat sonrası hastaların yaşam kalitesi çok iyi, nefes darlığında ciddi anlamda düzelme elde ediliyor. Operasyon sonrası hastalarımızın kalbi sağlıklı şekilde atıyor. Ameliyata kadar olan süreçte hastayı rahatlatacak medikal tedavi uygulandı ve ameliyata hazırlandı. Cerrahi operasyonla, hastanın göğüs kafesi açıldıktan sonra kendisi kalp akciğer makinesine bağlandı. Sonrasında vücut ısısı 20 dereceye kadar düşürülerek dolaşım durduruldu ve kansız ortam sağlanarak pulmoner endarterektomi denilen akciğer damarlarındaki kronikleşmiş pıhtıların temizlenme işlemi gerçekleştirildi."

Ameliyatın teknik anlamda zor olduğunu ve farklı branşlardan ekip çalışmasını gerektirdiğini vurgulayan Durdu, cerrahi sonrası dönemde oluşabilecek problemler için kalp damar cerrahisi, göğüs hastalıkları ve yoğun bakım uzmanlarından oluşan bir ekip tarafından ileri yoğun bakım takibine alındığını ifade etti.

Doç. Dr. Durdu, hastanın genel sağlık durumun iyi olduğunu ve birkaç gün içinde taburcu edileceğini söyledi. 

"YAŞAMAK DEDİĞİN, KALİTELİ BİR NEFES ALMAK"

Cerrahi operasyon sonrası sağlığına kavuşan Tülay İçbilen, 2012 yılında rahatsızlandığını, zamanla nefes almakta zorlandığını ve halsiz düştüğünü aktardı.

Zamanla yürümekte zorlandığını, merdiven inip çıkamadığını, uyuyamadığını anlatan İçbilen, "Hocam'a o kadar çok dua ediyorum ki Allah işini gücünü rast getirsin. Operasyon sonrasında inanın rahat bir nefes alabilmeye başladım çünkü hiçbir şekilde kendi işimi yapamıyordum. Hastaneden çıktığımda rahat rahat merdiven inip çıkabilmeyi istiyorum" ifadesini kullandı.

Hekim bilgisi olmadan kontrolsüz ilaç kullanılmasının sağlığı tehlikeye attığını birebir kendisinin yaşadığını dile getiren İçbilen, "Bilinçsiz ilaç kullanılmamalı, bir rahatsızlık hissedildiğinde mutlaka doktor kontrolüne girilmeli. Ben, doktor kontrol kontrolünde değildim, geç tanı konuldu." dedi.

İçbilen, yaşamdan daha önemli hiçbir şey olmadığını, bunu hastalandığında insanın çok daha iyi anladığını vurgulayarak, "Yaşamak dediğin, kaliteli bir nefes almak." şeklinde konuştu. 

Sayfa Yükleniyor...