Alp, İstanbul’da yaşayan Erhan ve Havva Doğan’ın tek çocuğu. 2008’in Eylül ayına kadar Doğan ailesinin hayatında her şey normaldi. Ancak bir sonbahar günü Doğan ailesi için hayatın akışı değişti. Nedeni ise 4 yaşındaki Alp’e konulan lösemi, yani kan kanseri teşhisi idi.

Bir haftayı bulan hafif ateş ve bacağında oluşan morluk nedeniyle anne ve babası Alp’i doktora götürdü. Önce soğuk algınlığı teşhisi kondu ancak yapılan kan tahlilleri, hastalığın lösemi olduğunu gösterdi. Aynı gün hastaneye yatan Alp’e aylarca ağır bir kemoterapi uygulandı.

Alp’in hücreleri kemoterapiye geç yanıt verdi, ümitler tükenme noktasına geldi ama O, hastalığa galip gelmeyi başardı. Anne Havva Doğan, sonuçla ümitlendiklerini ancak bu mutluluğun kısa sürdüğünü söylüyor.

“İlk sene Alp’e çok ağır ilaçlar verildi. Bu ilaçlar O’nu çok zorladı, saçları döküldü, kilosu yarı yarıya düştü. Kemoterapiye geç yanıt verdiği için de yüksek riskli hasta konumuna geldi. Ama sonra tedavisi yolunda gitti ve ikinci yılın sonuna doğru artık saçları çıkmıştı, okula başlattık. Mutluyduk. Okul bitince tatile gittik. Ama tatil dönüşü ne yazık ki hastalık tekrarladı.”

Hastalığın nüks etmesiyle Doğan ailesi Alp’in doktorlarıyla görüştü ve tek çarenin ilik nakli olduğunu öğrendi. Çocuklarını yaşatmak için her yolu deneyen aile, Türkiye’de ilik nakli bekleyen çok sayıda hasta olduğunu da öğrenince çareyi yurtdışına gitmekte buldu. Havva Doğan kendilerini Almanya’ya götüren süreci şöyle anlatıyor:

OĞLUMUN YAŞAMASI İÇİN İLİK NAKLİNDEN BAŞKA ÇARE YOK
“Tekrar eden hastalıkta ilik nakli olması şart. Çünkü başka bir çare yok, oğlum artık kemoterapilere cevap vermiyor ve O'nun yaşaması için ilik naklinden başka çare bulunmuyor. Bunu öğrenince Türkiye’de ilik nakli ile ilgili bir araştırma yaptık. Aileden tam uyumlu ilik bulunursa problem olmuyor ama Alp’in kardeşi de yok, kardeşi olmayınca zaten uygun iliğin aileden çıkma ihtimali çok düşük oluyor. Türkiye’de yabancıdan çocuğa ilik nakli yapılan merkezlerde çok sıra var. İşleyiş daha yavaş olduğu için çocukların nakil olma zamanı geçebiliyor. Biz aslında İstanbul’da tedaviyi başlatmıştık, birçok yerle konuştuk ve Almanya bizi kabul etti, üç gün içerisinde apar topar Almanya’ya geldik. Burada da yine kemoterapi görüyor, yine saçları döküldü. 30 Temmuzdan beri Almanya’dayız. Burada hayati hastalığı olan çocukların aileleri için, tamamen bağışlarla ayakta duran özel bir yardım kuruluşu var. Biz de burada kalıyoruz. Zaten zamanımızın çoğunu hastanede geçiriyoruz. Birkaç gündür Alp de evde, hastanede kemoterapi gördükten sonra eve getiriyoruz.”

'SİZİN İÇİN BİRKAÇ DAKİKA, ALP VE DİĞERLERİ İÇİN BİR ÖMÜR'
Alp’in iyileşebilmesinin tek yolu kemik iliği nakli. Bu nedenle Almanya’daki DKMS Kemik İliği Bankası tarafından, ‘Sizin için birkaç dakika, Alp ve diğer hastalar için bir ömür demektir!” konseptiyle doku tipleme kampanyası düzenlendi. Kampanya kapsamında Berlin’de Albert-Einstein-Gymnasium’da, 18 Aralık 2010 Cumartesi günü, 12.00 ile 18.00 saatleri arasında doku tiplemesi yapılacak.

"OĞLUMUZUN YAŞAMA ŞANSINI ARTIRMAYA ÇALIŞIYORUZ"
Tüm çabalarına rağmen Alp’e tam uyumlu ilik ya da kordon kanı bulamadıklarını belirten Havva Doğan, “Biz oğlumuzun yaşama şansını artırmaya çalışıyoruz ve tam uyumlu ilik bulunursa inşallah kurtulma şansı yüzde 70-80’lere çıkacak” diyor, uygun ilik bulunma ihtimalinin düşük olduğunu belirtiyor ama ümidini hiç kaybetmiyor:

“Ben bu kampanyadan oğlum için ümitliyim. Matematiksel olarak şans yüz binde bir, milyonda bir deniliyor ama bu şanstır. On kişiye bakarsınız bulabilirsiniz, on milyona bakarsınız bulamazsınız. Biz o kişiye inşallah denk geleceğiz, çok az zamanımız var o yüzden şansımız az görünüyor ama ümidimizi kaybetmiyoruz.”

SADECE ALP İÇİN DEĞİL, BİNLERCE ÇOCUK İÇİN...
Havva Doğan, bu kampanyanın sadece kendi çocuğu için değil, ilik nakli bekleyen binlerce çocuk için de önemli bir adım olduğu görüşünde:

DKMS Alman Kemik İliği Bağış Bilgi Bankası Yetkilisi Banu Yazıcı da 1997’den beri Almanya’da yaşayan Türklere yönelik doku tipleme kampanyaları yaptıklarını söylüyor. Amaçlarının verici sayısını artırmak olduğunu belirten Yazıcı, ‘Alp gibi ilik nakli bekleyen çok sayıda çocuk var” diyor.

VERİCİ İÇİN HERHANGİ BİR SAKINCASI YOK
“Çünkü bir Türk lösemi hastasının verici bulma şansı, Türkler arasında daha yüksek. Ama ne yazık ki şu an bankamıza sadece 56 bin Türk verici kayıtlı. Bu sayının artması gerekiyor. Buradaki önceliğimiz Alp’e yardımcı olmak ama Alp gibi ilik nakli bekleyen çok sayıda Türk hasta var ve maalesef bu hastalarımız verici bulamıyor. Alp ikinci kez lösemi ile boğuşuyor ve onun tek ümidi ilik nakli. Biz de hem Alp hem de ilik nakli bekleyen diğer Türklere yardımcı olmak için bu kampanyayı yapıyoruz.”

Yazıcı’ya göre doku veya organ bağışında yeterli duyarlılık var. Ancak insanlar donör olmaya pek yanaşmıyor, bunun en önemli nedeni ise bilgi eksikliği.

KOLDAN VERİLEN 5 MİLİLİTRELİK KAN YETİYOR
“Aslında insanlarımız duyarlı ama onları kök hücre veya ilik nakli konusunda bilgilendirmek, aydınlatmak gerekiyor. İnsanlara, ‘bunun için sadece bir kan vermeniz yeterli’ dediğimiz zaman seve seve gelip kan veriyorlar. Çünkü bizim insanlarımız yardımlaşmayı, birbirlerine yardım eli uzatmayı seviyor.

Bir kişinin hayatını kurtaran ilik naklinin verici için herhangi bir sakıncası bulunmuyor. Kayıt yaptırdıktan sonra eğer bu vericinin doku tiplemesi hastaya uygun olursa ki bu hasta Türkiye’de de olabilir, o zaman alım işlemleri gerçekleşiyor ve kök hücre veya kemik iliği alımı yapılıyor. Bu, verici için tehlikesiz bir süreçtir. Vericiden alınan kök hücre veya kemik iliği kendisini yeniliyor, yani verici için işlemin herhangi bir sakıncası yok. Kayıt yaptırmak isteyenlerin 18-55 yaş arası, sağlıklı ve en az 50 kilo olmalari gerekiyor. Bazı hastaliklar kayit olmayi maalesef engelliyor. (Diyabet, hepatit B ve C, kanser) Bankamıza veya bir başka ilik nakli bankasına daha önce kayıt yaptırmış olanların tekrar kayıt yaptırmalarına gerek yok."

Ailesi kampanyadan çıkacak sonucu heyecanla ve en çok da umutla beklerken, Alp ise minik bedenine verilen kimyasalların yan etkileriyle baş etmeye çalışıyor. Aylardır her anlamda yoğun ve yorucu günler geçiren ama inancını hep koruyan annesine, “Peki Alp şu anda ne yapıyor?” diye soruyoruz. Annenin cevabı:

"AĞZIM KANIYOR GÜNLÜK, CANIM ÇOK YANIYOR..."
“Bu dönem okula hiç başlayamadı. Temmuzda hastalık çıkınca gidemedi. Onu evde oyalamak zor oluyor, dışarıya çıkması, insanlarla görüşmesi, kalabalığa girmesi, toplu taşıma araçlarına binmesi yasak. Sadece evin içerisinde zaman geçirmeye çalışıyor. Kendisini de her zaman iyi hissetmiyor, kemoterapiden dolayı iştahı yok, halsiz, ağzında yaralar oluştu. Geçen gün belki kendini deşarj eder diye ona bir günlük aldım. Günlüğüne, ‘ağzım kanıyor günlük, çok canım yanıyor, daha fazla yazamayacağım’ diye yazıp bırakmış. Günlerimiz böyle geçiyor işte… Zor oluyor ama ümitliyiz…

KEMİK İLİĞİ NAKLİ HAKKINDA…
Kemik iliği nakli ilikte yer alan ana kök hücrelerin ilikten kanla birlikte toplanarak alıcı hastaya damar yoluyla verilmesidir. Ameliyatla kemik kesilmesi gibi bir durum söz konusu değildir.

Tedaviye cevap vermeyen lösemi, lenfoma ve bazı kanser hastalarına, doğuştan veya kalıtsal bazı kan hastalarına (örneğin Akdeniz anemileri), doğuştan veya sonradan kazanılan bazı kemik iliği yetmezliği (aplastik anemiler) ve bazı vücut savunma sistemi eksikliklerinde kemik iliği nakli yapılabilir.

İliğini veren kişide yani donörde nakil sırasında herhangi bir yan etki gelişmez ve herhangi bir sağlık sorunu olmaz. Anestezi yapılarak uyuşturulan vericinin kemik iliği içine özel bir iğne ile girilerek kanıyla birlikte kök hücreler enjektörle çekilir ve özel bir kemik iliği saklama torbasında toplanır. Verici işlemden sonra 2-3 saat dinlendikten sonra evine yollanır.

ALP İÇİN DOKU TİPLEME GÜNÜ:
TARİH:
18 Aralık 2010 Cumartesi
SAAT: 12.00 ve 18.00 arası
YER: Albert-Einstein-Gymnasium (Große Sporthalle) Parchimer Allee 10912359 Berlin