İstanbul’da 24 kişide görülen kızamık endişe yarattı. Hastalığın çok hızlı bulaştığını hatırlatan İstanbul İl Sağlık Müdür Yardımcısı Serap Gençer, hastalığın kaynağının Türkiye’de görülmeyen yurt dışı kökenli virüs olduğunu söyledi.

İlişkili Haberler


İl Sağlık Müdürlüğü, tedavi altındaki hastaların genel durumlarının iyi olduğunu açıkladı. Bu açıklama, yüreklere su serpti ancak salgın endişesi, uzun zamandır sessiz duran kızamık hastalığının son günlerde daha fazla konuşulmasına neden oldu.

İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, “İstanbul’daki salgının ciddi bir boyuta geleceğini sanmıyorum, zaten aşılanma ile bu salgının önü kesilir” dedi.

Kızamığın eskiden önemli bir ölüm nedeni olduğunu belirten Prof. Kasapçopur, “Eskiden kızamık zatürre yaparak çok sayıda çocuğun ölümüne neden olurmuş” dedi ve Ceyhun Atuf Kansu’nun şiirini hatırlattı.

“Türkiye’nin ilk çocuk doktorlarından olan Şair Ceyhun Atıf Kansu, o ölümleri anlatmak için ‘Kızamık Ağıdı’ diye bir şiir yazmıştır. Şiir, kızamıktan ölen çocukları anlatır” diyen Kasapçopur, hastalığın seyrini, önemli komplikasyonlarını anlattı ve korunma yollarına değindi.

DİRENÇLİ ATEŞLE BAŞLIYOR
Etkeni virüs olan kızamık, genellikle ilkbahar ile sonbahar aylarında görülen ve bulaşıcılığı yüksek olan bir hastalık. Bulaşma, hastanın tükürük damlacıkları ile gerçekleşiyor. Kızamığın, virüs vücuda girdikten 8 ile 12 gün sonra belirti verdiğini belirten Prof. Kasapçopur, hastalığın belirtilerini, ‘tedaviye dirençli ateş, burun akıntısı, öksürük, yaygın döküntü, gözlerde kızarıklık, kırmızı-pembe ufak lekeler’ olarak özetledi.

Yüzden başlayıp gövdeye yayılan kırmızı-pembe cilt döküntüsüyle karakterize olan hastalığın en önemli komplikasyonu ise zatürre, yani pnömoni. Prof. Kasapçopur, “Zatürrenin yanı sıra kulak iltihabı da yapabilir. Geç komplikasyon olarak da beyni etkileyen, ciddi sonuçlar doğuran ve ölüme yol açan SSPE hastalığına neden olur” dedi.

EN ÖNEMLİ SONUÇLARINDAN BİRİ SSPE HASTALIĞI
Kızamık hastalığı geçirildikten sonra beyne yerleşebilen virüsün neden olduğu bir merkezi sinir sistemi hastalığı olan Subakut Sklerozan Panensefalit (SSPE), kızamığa karşı aşılanmamış, aşılandığı halde yeterli bağışıklık düzeyine ulaşmamış veya aşılanmadan önce kızamık geçirmiş çocuklarda ortaya çıkıyor. Kesin tedavisi bulunmayan hastalık, ancak virüsün yayılmasını geciktiren ilaçlarla kontrol altına alınabiliyor.

Kızamık en çok çocukları tehdit ediyor. 21 yaş üzeri genç ve erişkinler de risk taşıyor. Kızamık salgını özellikle 1998 yılında ürkütücü boyuta ulaşmıştı. Sağlık Bakanlığı 27 binden fazla kişiyi etkileyen salgın nedeniyle aşı kampanyası başlatmış ve vaka sayısını 2007’de 4’e indirmişti.

AŞI YÜZDE YÜZE YAKIN KORUMA SAĞLIYOR
Hastalıktan en önemli korunma yolu ise aşılanma. Rutin olarak 9 ile 12 ay arasındaki çocuklara kızamık, kızamıkçık ve kabakulak üçlü aşısı yapılıyor. Aşının önemli bir yan etkisi yok, sadece aşı yapıldıktan sonra bir kaç gün içinde ateş olabiliyor. Uzmanlar, 1963 yılında ilk lisansı Amerika Birleşik Devletleri’nden alınan ve tek doz olarak uygulanan kızamık aşısının yüzde 90-95 oranında hastalıktan koruduğunu, ancak, 1989 yılından sonra 2 doz olarak yapılan uygulamaların ise hastalıktan korunma oranını yüzde 99.7’ye yükselttiğini vurguluyor.

YETERSİZ AŞI RİSK YARATIYOR
Kızamığın özel bir tedavisinin olmadığını söyleyen Prof. Özgür Kasapçopur, tedavide istirahat ve bol sıvı alınmasının etkili olduğunu söyledi ve “Korunmada bildiğimiz yöntemler geçerlidir. El yıkama, hasta çocukları bir araya getirmeme, risk altındaki erişkinlerle temastan kaçınma gibi önlemler alınmalı. Ama en önemli korunma yöntemi aşılamadır. Bu aşıları da Toplum Sağlığı Merkezlerinde ücretsiz olarak yaptırmak mümkün. Çocukken aşı olup olmadığını bilmeyen yetişkinler de gidip aşı olabilirler, çünkü iki veya üç doz aşı olmanın herhangi bir sakıncası yok” dedi.


Çocuk Doktoru Ceyhun Atuf Kansu’nun ‘Kızamık Ağıdı’ şiirinden:

...Ben gördüm bu köyü, damların altında,
Çocukları kızamık döküyor.
Gözleri, göğüsleri, yüzleri, ah bırakılmış tarla,
Gelincikler arasından öyle masum bakıyor.

Habersiz hepsi kızamıktan ve ölümden,
Kirli yüzlerinde açan ölümden habersiz,
Ve düşmüş bir gül oluyorlar birden,
Bebekler ölüveriyorlar, ölümden habersiz...