Corona virüs karantinasındaki kilo artışı kalp hastalıklarını tetikleyebilir

Corona virüs salgını nedeniyle mart-haziran aylarında uygulanan karantina, hareketsiz yaşam nedeniyle kilo artışına da neden oldu. Bu sürecin ilerleyen günlerde kalp ve damar sağlığını da olumsuz etkileyeceğini ifade eden Kardiyolog Prof. Dr. Özlem Esen, “Türkiye maalesef genç kalp krizlerinde ilk sırada yer alıyor. Kişiler, olağandışı yorgunluk, halsizlik, kalp atışlarında hissettikleri düzensizlikleri ciddiye almalı” dedi

Corona virüs karantinasındaki kilo artışı kalp hastalıklarını tetikleyebilir

Corona virüs Türkiye'deki kalp damar hastaları için risk oluşturuyor...

Pandeminin ilk ayları olan mart ve nisan aylarında acil ünitelerinde, poliklinik başvurularında ciddi düşüşler olduğunu ifade eden Altınbaş Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özlem Esen, “Hastalarımız rutin kontrollerini dahi ertelemek durumunda kaldı. Bir yandan ilaç tedavilerine devam ettiler diğer yandan da ciddi bir kafa karışıklığı yaşadılar. Bu dönemde acil ünitesine kalp krizi nedeniyle başvuran hastalarımızda yüzde 40 ila 50’lere varan bir azalma oldu. Bu kalp krizinin olağan sayılarındaki azalma değildi. Ancak kişiler bu rahatsızlıkları evde geçirdi ya da geç başvurularla hastaneye geldi” diye konuştu.

GENÇ KALP KRİZLERİNDE AVRUPA’DA İLK SIRADAYIZ

Normalleşmeyle birlikte kontrole gelen hastalarda kilo artışlarına rastlandığını anlatan Prof. Dr. Özlem Esen, şunları söyledi:

“Bu muayenelerde şeker, tansiyon kontrollerinin evde hareketsiz kalmaya bağlı olarak aksadığını belirledik. Toplumda ortalama yüzde 5 civarında kilo artışı görüldü. Bu yüzde 5’lik kilo artışı bile kişilerin şeker ve tansiyon değerlerinde ciddi aksamalara yol açtı. Bu durumun kalp sağlığı üzerindeki olumsuz etkisi önümüzdeki dönemde göreceğimiz bir gerçek. Kişi 70 kiloysa yaklaşık 3,5 kiloluk bir artış yaşadı. Bu ortalama toplumun yüzde 20’sinde var. Her 5 kişiden 1’i neredeyse kilo almış diyebiliriz. Bu da önümüzdeki günlerde kalp ve damar sağlığını olumsuz etkileyecek. Özellikle gençler için bu durum çok önemli. Çünkü Türkiye maalesef genç kalp krizlerinde ilk sırada yer alıyor. İkinci önemli konu ise ülkemizde gençler arasında obezite çok yüksek. Yine obezitede de Avrupa’da birinciyiz. Fazla kilo önümüzdeki günlerde savaşmamız gereken bir konu olarak karşımıza çıkacak.”

BU BELİRTİLERE DİKKAT!

Kalp krizi öncesi vücudun bazı sinyaller vereceğini hatırlatan Prof. Dr. Özlem Esen, “Kişiler vücutlarında görülen bazı sinyalleri doğru yorumlarsa kalp krizinin yaklaştığını anlayabilir. Bunlar, özellikle göğüs ortası ve sırtta hissedilen ağrı, hareket ederken gelen ağrı dinlendiğinizde geçiyorsa bu bir kalp-damar rahatsızlığı belirtisidir. Olağandışı bir yorgunluk, halsizlik, kişilerin kalp atışlarında hissettiği düzensizlikler bazen kalp krizi belirtisi olarak sayılır” dedi.

“MASKESİZ YÜRÜYÜŞE ÇIKMAYIN”

Ailesinde kalp krizi öyküsü olan kişilerin risk altında olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Esen, “Erkekler 45, kadınlar ise 55 yaşından itibaren rutin kalp muayenesini yaptırmalı. Bunun dışında şeker, kilo problemi olan, tansiyon ilacı kullanan kişilerin de düzenli kalp kontrollerini yaptırması gerekiyor. Özellikle sabahın erken saatlerinde sıcağın biraz daha az olduğu, maskenin rahatsız etmediği saatlerde yürüyüş yapmak önemli. Yürüyüş sırasında maske çıkarmak çok sağlıklı değil. Güvenli mesafenin 5 metre olması gerekiyor. Bunu kalabalıkta elde etmek zor olacaktır” diye konuştu.

“KAS GÜÇSÜZLÜĞÜ DE BAŞLADI”

Evde kalınan günler sonrası özellikle 65 yaş üstü kişilerde kas güçsüzlüğü görüldüğünü anlatan Kardiyolog Prof. Dr. Özlem Esen, “Kas erimesi ve güçsüzlüğü birlikte olursa ilerleyen yıllarda risk olarak önümüze çıkıyor. Evde yapılabilecek hareketleri öneriyoruz. Bunlar sandalyede oturup kalkmak, bir koridorda yürümek gibi kısa egzersizler olabilir. Kas güçsüzlüğü ile savaşmak için bu önemli. 3 saatten fazla hareketsiz kalınmamasını öneriyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

VİDEO: YAPAY ZEKA KALP KRİZİNİ ÖNCEDEN HABER VERECEK (ARŞİV)

Sayfa Yükleniyor...