“Bu nedenle çocuklarınızdaki boğaz ağrısını önemseyin ve mutlaka bir doktora götürün” uyarısını yapan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Engin Türkmen, boğaz ağrısıyla belirti veren beta bakterisiyle ilgili şu bilgileri verdi ve ailelere uyarılarda bulundu:

“Halk arasında beta mikrobu olarak bilinen A gurubu Beta Hemolitik Streptokok, genellikle 5 ile 15 yaş arası nüfusta görülen bakteriyel bir enfeksiyondur. Yaygın kanının aksine beta bir virüs değil bakteridir. Boğazda iltihaplanma yapan beta mikrobu; boğaz ağrısı şeklinde başlar ve dikkate alınmazsa kalp romatizması, artrit (eklem romatizması) ve nefrit (böbrek iltihabı) gibi kalıcı birçok hastalığa neden olabilir.

Beta mikrobu, toplumun azımsanmayacak kadar büyük bir kesiminde herhangi bir şikâyete sebep olmadan bulunur ve bu kişilere taşıyıcı denir. Taşıyıcılık belli sürelerle herkeste olabilir ve kolaylıkla yayılır.

HAVA YOLUYLA BULAŞIYOR
Beta mikrobu kişiden kişiye hava teneffüsü ve damlacık yoluyla bulaşır. Enfeksiyon kapmış kişilerin sağlıklı bireylere bir metreden daha fazla yaklaşması durumunda; bu mikrop öksürük ya da salya yoluyla bulaşabilir. Bulaşma, genellikle okul çağındaki çocuklar arasında oyunlar sırasında temas, öpüşme ya da aynı sırayı paylaşma yoluyla da olur.

BEYAZ BADEMCİK BETA HABERCİSİ
Halsizlik, üşüme, ateş, boğaz ağrısı gibi belirtiler veren beta enfeksiyonunda, bademcikler üzerinde beyaz bir zar oluşur. Bu nedenle hastadan boğaz kültürü alınır. Ayrıca kandaki iltihabı tespit etmek için bir kan sayımı, CRP ve ASO gibi birtakım kan testleri yapılır. Bu kan testleri sonucuyla berber alınan boğaz kültürüyle (sonucu yaklaşık üç gün sonra verilebilir) hastalarda beta mikrobu tespit edilebilir.

YAZ AYLARINDA ARTIYOR
Beta mikrobunun sık görüldüğü mevsimler, sonbahar ve ilkbahar mevsimleridir. Bu mevsimlerde sıcaklıktaki değişkenler mikrobun yayılmasına neden olur. Ancak dondurma mevsimi dediğimiz yaz aylarında bu hastalık pik yapar. Bunun nedeni ise yediğimiz soğuk besinlerin bağışıklık sistemimizdeki çatlaklardan faydalanarak hemen enfekte olması ve boğaza yerleşebilmesidir.

Beta mikrobu penisiline karşı çok hassastır ve tedavide penisilin ve penisilin türevi antibiyotikler kullanılır. Penisilin tedavisinin en az 1 hafta ila 10 gün arası bir sürede verilmesi gerekir.

KRONİKLEŞMEDEN ÖNLEM ALIN
Beta mikrobu, bağışıklık sistemi güçlü olan kişiler tarafından yok edilebilir. Ancak, bağışıklık sisteminde zayıflık olan kişilerde; mikrop, bademciğin içine veya insanların burnuna yerleşir ve bu da mikrobun sürekli yayılmasına neden olur. Hatta bademciğin üzerine spatula ile bastığınız zaman bademciklerde gözenekler oluşur ve tıpkı magmanın içinden lavın çıktığı gibi irinli bir cerahat çıkar. Hastaların bazen ağızlarında beyaz peynirimsi cisimler gelir. Bu durum kronikleşmiş beta mikrobunun belirtileridir. Bu durumda burun içinde özel antibiyotik kremler veriyoruz ve kültürlerle bunun giderilinceye kadar uyguluyoruz. Kronik iltihapların kesin tedavisi bademciklerin alınmasıdır.”

BU BELİRTİLER VARSA DOĞRU DOKTORA!
• Halsizlik, yorgunluk, bitkinlik,
• Üşüme ve titreme (bu durum mikrobun hastalarda kana karıştığını gösterir)
• Boğaz şişmesi,
• Bademciklerin üzerinde beyaz bir zar oluşması,
• Yüksek ateş ve fenalık hissi.

BETA SALGININDAN KORUYACAK ÖNERİLER
• DOKTORA GİTMEKTE GECİKMEYİN: Eğer çocuğunuzda boğaz ağrısı varsa bu durum ihmal edilmemeli, kendi başına tedavi yerine hemen doktora başvurulmalı.
• ÇOCUĞU OKULA GÖNDERMEYİN: Eğer beta mikrobu bir çocukta tespit edilirse, bu mikrobun salgına dönüşmemesi için çocuk iyileşinceye kadar okula gönderilmemeli. Eğer beta mikrobu taşıyan çocuk okula gönderilirse, bu mikrop kolaylıkla arkadaşlarına bulaşabilir ve bu da salgına neden olur. Burada aile ve okul yöneticilerine de önemli görevler düşüyor; hasta çocuklar kesinlikle okula gitmeye zorlanmamalı!
• DONDURMAYI ABARTMAYIN: Dondurma gibi soğuk yiyecek ve içeceklerin özellikle çocuklar tarafından yaz aylarında çok tüketilmemesi gerekir.
• SALGINA KARŞI HIZLI DAVRANIN: 48 saat içinde antibiyotik tedavisi uygulanırsa hastanın hastalığı yayma riski ortadan kalkar.
• DOKTORA SORMADAN İLAÇ KULLANMAYIN: Kendi başına antibiyotik kullanılmamalı ve boğaz ağrısı durumunda mutlaka doktora başvurulmalıdır.
• BOĞAZ KÜLTÜRÜ ALDIRIN: Bu hastalığın teşhisinde boğaz kültürü çok önemli bir yer tutar. Boğaz kültürünün sonuçlarının alınmasına dikkat edilmesi gerekir.
• TAŞIYICILARA DİKKAT: Beta mikrobu etkisini kaybedebilen bir yapıya sahiptir. Bu durumda taşıyıcıya zarar vermez ama hastalığın yayılmasına neden olur. Bu nedenle taşıyıcıların teşhisi önem taşır.

TEDAVİ EDİLMEZSE KALICI HASTALIKLARA NEDEN OLABİLİR
Beta bakterisinin neden olduğu şikâyetleri ve salgından korunma yöntemlerini böyle özetleyen Dr. Engin Türkmen, tedavi edilmeyen beta bakterisinin kalp romatizması, artrit, ve nefrit gibi ciddi hastalıklara neden olabileceğinin de altını çizdi:

• KALP ROMATİZMASI: Tedavi edilmemesi durumunda Beta mikrobu; hastaların kalp ve sinir sisteminde kalıcı hasar yaratarak, halk arasında kalp romatizması olarak bilinen Akut Romatizmal Ateş hastalığının ortaya çıkmasına neden olur. Bu durumdaki hastalarda ateş, yorgunluk nefes darlığı, merdiven çıkamama ve nefes nefese kalma gibi belirtileri vardır. Bu durum ilerleyen dönemlerde de kalp yetersizliğine neden olur. Beta mikrobu işte bu nedenle çok tehlikelidir; yani basit bir boğaz enfeksiyonu, kalp yetersizliğine ve kalp kapakçıklarında üfürüme bile neden olabilir.

• ARTRİT: Beta mikrobu sadece kalp kapakçıklarında tutulmaya yani kardite neden olmaz, aynı zamanda artrite de neden olabilir. Artrit; eklemlerde tutulma anlamına gelir ve hastaların hastaneye yatırılması gibi ağır tablolarla sonuçlanabilir.

• NEFRİT: Boğaz enfeksiyonunu takiben oluşan nefrit, vücudun beta mikrobuna karşı verdiği şiddetli cevap nedeniyle oluşan böbrek bozukluğudur. Nefrit; hastalarda el, ayak, yüz ve gözde şişmelere neden olur. Çocukta üre ve kreatin yükselir, böbrek fonksiyonları bozulur. Çocuğun idrar rengi kıpkırmızı olur; bunun nedeni idrara kan karışmasıdır. Beta mikrobunun neden olduğu böbreğin tutulması sonucu oluşan nefrit, öldürücü bir komplikasyondur. Bu durumda muhakkak hastanın hastaneye yatırılması gerekir.”