Amerika'daki araştırmaya katılan yaklaşık 1000 doktordan bir hastalık düşünmeleri ve bu hastalıktan muzdarip hastaları için uygun bir tedavi seçmeleri istendi.

BBC Türkçe'de yer alan araştırmaya göre doktorlara, kendileri aynı hastalığa yakalandıkları zaman ne yapacakları soruldu.

Cevaplar arasındaki farklılık dikkat çekici nitelikte. Çünkü doktorlar kendileri için örneğin; ölüm riski yüksek ama kurtulurlarsa yan etkileri daha az olan tedavi yöntemlerini tercih ediyorlar.

Oysa hastalar söz konusu olduğunda daha sonra yaşam kalitesini nasıl etkileyeceğine bakmadan, yaşama şansını arttıran tedavilere öncelik tanıyorlar.

Dahiliye Arşivi adındaki tıbbi yayında yer alan araştırma sonuçlarına göre, bağırsak kanseri tedavisi için iki ameliyat şeklinden birini seçmeleri istenen 242 doktordan beşte ikisi, kendileri için ölüm oranı daha yüksek, ancak yan etki olasılığı düşük ameliyat şeklini seçti. Aynı konuda bir hastaya ne önerecekleri sorulduğunda ise doktorların sadece dörtte biri bu seçeneği tercih etti.

EMPATİ NEREYE KADAR?
Kuzey Carolina eyaletindeki Duke Üniversitesi'nden Dr. Peter Ubel ile meslektaşları, "Doktorlar hastalara tedavi önerirken, kendileri için karar almaları söz konusu olduğu zamandan farklı düşünüyorlar" diye konuştu.

Araştırmada dikkat çeken diğer bir nokta ise tedavi konusunda karar verirken kendini hastanın yerine koymanın, yani empati duygusunun iyi olup olmadığı.

Araştırma sonuçlarını ntvmsnbc'ye değerlendiren Türk doktorlar ise Amerikalı meslektaşlarından farklı düşünüyor. Tedavi şekline hastayla birlikte karar vermenin önemine vurgu yapan ve empati kurmada dozun önemli olduğunu söyleyen uzmanların görüşleri şöyle:

Prof. Dr. Cihan Uras, Genel Cerrah
HASTAMA DA KENDİME DE AYNI TEDAVİYİ UYGULARIM
Buradaki en önemli kriter, en etkin tedavinin seçimidir. Ben hastam için sonuçları en iyi olacak tedaviyi seçerim. Yani hastaya, hem ömrünü uzatacak hem de yaşam kalitesini yükseltecek tedaviyi uygulamak için uğraşırım. Tedavinin etkinliği ve başarısı yüksekse, o tedavinin yan etkileri ne kadar ağır olursa olsun tercih edilmesi gerektiğini düşünüyorum, ben hastama da kendime de öyle yaparım. Tedavi şekline hastayla birlikte karar vermek önemlidir. Ayrıca empati yapmak kötü bir şey değildir aksine hastanın ne hissettiğini anlamak açısından önemli ve gereklidir. Kendini hastanın yerine koymak, olaya onun gözüyle bakmak kötü bir şey değil.

Prof. Dr. Gökhan Demir, Onkolog
HAYATINI DA YAŞAM KALİTESİNİ DE DÜŞÜNMEK GEREKİR
Ben kendime veya aileme bir şey olursa uygulayacağım tedavi ile hastalarıma uyguladığım tedavi arasında çok fazla değişiklik olacağını düşünmüyorum. Çünkü hastalarıma tedavi seçeneklerini ve yan etkilerini anlatmak için yeterince zaman ayırmaya ve empati dozunu belirli seviyede tutmaya gayret ettiğimi düşünüyorum. Bu insani bir durum, insan ancak kendi başına böyle bir şey geldiğinde karar verebilir. Burada önemli olan hastanın hem hayatta kalmasını hem de tedaviden sonra iyi yaşamasını sağlamaktır.

ÖNEMLİ OLAN EMPATİNİN DOZUDUR
Hekimlerin hastaları hakkında karar vermeleri sürecinde rol oynayan bir takım parametreler var. Bir tanesi bilimsel veriler, yani kanıta dayalı tıptır. Diğeri ise tabii ki hekimin hastasıyla empati kurmasıdır. Hastayla kurduğu empati oranı arttıkça hekim, hastanın yaşam kalitesini bozmayacak tedavilere yönelir. O nedenle de hekimin hastasıyla daha fazla zaman geçirmesi, sorularına daha fazla cevap vermeye çalışması, tedaviyle ilgili kararları tartışarak ve birlikte almalarını sağlayacak platformun yaratılması çok önemli. Yoksa sadece bilimsel veriler doğrultusunda kararlar verildiği zaman bazen hastanın yaşam kalitesi ikinci plana itilebiliyor. Bu araştırmada aslında ortaya çıkan en önemli nokta da budur. Doktor kendisiyle ilgili karar vereceği zaman daha fazla detaylı düşünebileceği için yaşam kalitesini bozmayacak tedavileri tercih ediyor olabilir. Ama hastası için daha çok bilimsel veriler ışığında ve daha uzun süre kontrolü sağlayan tedavileri tercih edebilir. Eğer hekimin hastayla geçirdiği zaman ve hastasına karşı empati duygusu artarsa, bu iki ucun ortak bir yerde birleşeceği kanısındayım. Empatinin dozu da önemli, çünkü empatinin dozu aşırıya kaçarsa hekimin sağlıklı karar vermesi zorlaşabilir ki bu da doğru bir yaklaşım değildir.

Opr. Dr. Gökçe Mık, Ortopedist
HER ZAMAN İNSAN HAYATI BİRİNCİ PLANDADIR AMA...

Araştırma bir bakıma doğru, eğer 20 yıl öncesini düşünürsek 20 yıl öncesinde tıp esasen böyleydi ve genel eğilim bu yöndeydi. Daha çok ‘hastanın hayatı kurtulsun, biz onu kurtaralım ama ondan sonra nasıl yaşadığı bizi çok ilgilendirmiyor’ şeklinde bir yaklaşım vardı. Cerrahlar arasında da ortopedistler arasında da durum böyleydi. Fakat son 20 yıldır bunun hiç de doğru olmadığı ve hastanın iyileştikten, yani hayatı kurtulduktan sonraki yaşantısının da ne kadar önemli olduğu ortaya çıktı. Hasta iyileşse bile belirli bir yaşam kalitesine ulaşamıyorsa, hastayı çok daha büyük sorun ve sıkıntıların beklediğini gördük. Bundan dolayı topluma katılamadıklarına ve normal bir yaşam süremediklerine tanık olduk.

Tabii ki her zaman insan hayatı birinci plandadır ama insan hayatını kurtarırken ondan sonraki yaşam kalitesini yükseltmeyi de amaçlıyoruz. Yeni nesil doktorların düşünceleri artık bu yönde. Ben başıma bir durum geldiğinde kendim için ne yapacaksam hastama da tıpa tıp aynısı yapıyorum. Etik olan da budur. Ne yazık ki bunun tersi olan uygulamaları da çok gördük ama bunun böyle olmaması gerektiği artık genel kabul gören bir konudur. Her işte olduğu gibi insanın işin içine girdiği durumlarda empati duymak gerekli. Ama duygusallık ve empati doğru tedavi yöntemini değiştirmemeli sadece hastaya yaklaşımımızı değiştirmeli.

Prof. Dr. Ahmet Demirkazık, Onkolog
BAŞLARINI DERDE SOKMAYACAK TEDAVİLERİ TERCİH EDİYORLAR
Ben şahsen kendime nasıl bir tedavi uygulayacaksam, hastama da aynı tedaviyi uygularım. Doğrusu da budur ama Amerika’daki durum biraz farklı. Çünkü orada sağlık sisteminde sigorta şirketleri daha aktif şekilde devrede. Türkiye’deki durum da o tarafa doğru gidebilir. Batıdaki hekimler sigorta şirketleriyle başlarını derde sokmayacak tedavileri tercih ediyordur. Türkiye’de de benzer bir trend olduğu için hekimler, zor vakalarla uğraşmayıp, daha kolay vakaları veya kendilerini yormayacak, sigorta şirketleriyle başlarını belaya sokmayacak tedavi yöntemlerini seçebilirler. Ben kişisel olarak, bana, anneme veya kardeşime ne yaparsam onu hastalarıma da yapmak isterim. Ama birçok hekim bunu yapmayabilir, bunu da sağlık sisteminin gidişatı olarak nitelendirmek gerekir. Empati yapmak lazım ama bunun da bir dozu olmalı. Kendini hastanın yerine koymalısın ama bu bir noktadan sonra benlik bütünleşmesi haline de gelmemeli.