Dünya ilaç sektörünün önde gelen araştırma kuruluşlarından i3 Innovus, “Türkiye’de Hastaların Kanser İlaçlarına Erişimi” başlıklı bir rapor hazırladı. Raporda Türkiye, kanser ilaçlarına erişim açısından 8 Avrupa Birliği ülkesi ile karşılaştırıldı.

Üç uzmanın kaleme aldığı raporda, yeni kanser ilaçlarının hastalara geç ulaşması nedeni ile Türkiye’de kanser tedavisinin AB’deki kadar etkin yapılamadığı iddia ediliyor. Raporda, yeni ilaçların ruhsatlandırılma ve geri ödeme listelerine alınarak hastalara sunulması sürecinde gecikmeler yaşandığı belirtiliyor. Türkiye ile Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Çek Cumhuriyeti, Polonya ve Macaristan, ayrıca 13 Avrupa ülkesinin (E13) ortalaması da karşılaştırlıyor.

Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) tarafından açıklanan, “Türkiye’de Hastaların Kanser İlaçlarına Erişimi” raporunda şu görüşlere yer veriliyor:

“Türkiye’de Hastaların Kanser İlaçlarına Erişimi” Raporu Stockholm İktisat Fakültesi’nden Profesör Bengt Jönsson, Karolinska Enstitüsü’nden Dr. Nils Wilking ve i3 Innovus uzmanlarından Daniel Högberg tarafından hazırlandı.

Raporda kanser tedavi masraflarının Türkiye’ye doğrudan maliyeti 1.8 milyar Euro (Yaklaşık 3.6 milyar TL) olduğu, üretim ve işgücü kayıpları ile diğer dolaylı harcamalar göz önüne alındığında bu maliyetin katlanarak büyüdüğüne dikkat çekildi. 

Halen Türkiye’de erkekler arasında en yaygın görülen kanser türleri sırasıyla akciğer ve prostat; kadınlarda ise meme ve cilt kanseridir. Türkiye’de tedavi sonuçlarıyla en az yüz güldüren kanser türlerini ise akciğer, mide, kalın bağırsak ve rektum kanserleri oluşturuyor.

Raporda, kanser vakalarının sayısı, bu vakalardaki ortalama yaşam süresi ve yeni kanser vakaları arasındaki ilişki incelendiğinde, Türkiye’de kanser tedavisinin, Avrupa ülkelerindekine göre zorlukları bulunduğu, hastaların kanserden sonraki yaşam sürelerinin Avrupa’daki hastalara kıyasla daha kısa olduğu belirtildi.

Kanser hastalarında yaşam süresini olumsuz etkileyen başlıca faktörler: Geç tanı, tedaviye geç ulaşım, varolan tüm tedavi seçeneklerinin ülkede bulunabilirliği, ülkeye özgü kanser nedenleri (örneğin, sigara tüketim oranı, çevresel koşullar), genetik özellikler olarak sıralanabilir. Kanser yaygınlığı ve ölüm oranı Avrupa ülkelerine kıyasla Türkiye’de daha düşük. Bu durum Türkiye nüfusunun ağırlıklı bir şekilde genç olmasından kaynaklanıyor. Ancak Türkiye’nin bu demografik özelliği de değişiyor ve nüfus yaşlanıyor.

İLAÇTA RUHSATLANDIRMA VE GERİ ÖDEME HIZLANDIRILMALI
Türkiye’de ruhsatlandırma ve geri ödeme listelerine alınma sürecinin uzunluğu, kanser hastalarının yenilikçi ilaca erişimlerini kısıtlıyor. Raporda, ruhsatlandırma ve geri ödeme listelerine alınma sürecinde bürokratik engellerin azaltılması ve hayati önem taşıyan onkoloji ilaçlarına hızlı erişime olanak sağlayan modellerin uygulamaya konulması öneriliyor.

KANSER İLAÇLARI İÇİN KAYNAK YARATMAK GEREKİYOR
Avrupa ülkelerinde sağlık harcamalarında kanser harcamalarının (ilaç ve ilaç dışı diğer harcamalar) payı ortalama yüzde 6,3, kanser tedavisi için kişi başına ortalama harcama ise 148 Euro olarak tahmin edilmektedir. Kanser tedavi sonuçlarının en yüksek olduğu Fransa’da ise bu rakam 205 Euro’dur. Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti gibi daha düşük gelirli Avrupa ülkelerinde dahi sağlık harcamaları içinde kanser harcamalarının payı yüzde 3–5 düzeyindedir. Polonya’da kişi başına kanser harcaması 41 Euro, Macaristan’da 61 Euro, Çek Cumhuriyetinde ise 72 Euro’dur. 

Türkiye’de sağlık harcamalarının ise en iyimser ihtimalle yüzde 3’ü kanser tedavilerine ayrılmakta, kişi başına kanser tedavisi harcamasının ise sadece 25 Euro düzeyinde kaldığı tahmin edilmektedir.

Raporda, yenilikçi kanser ilaçları için yapılan harcamalar değerlendirilirken, bu harcamaların engel olduğu dolaylı maliyetin boyutunun da dikkate alınması gerektiği vurgulanıyor. Yenilikçi ilaçların etkin bir şekilde kullanılmasıyla, verimlilik ve işgücü kaybının önlenerek ekonomi için değer yaratıldığı ve kamu kaynaklarının daha büyük bir maliyetten korunduğu hatırlatılıyor."