İlişkili Haberler

Maternal mortalite yani anne ölümleri; gebelik, doğum ve lohusalık sürecinde her 100 bin kadındaki ölüm sayısı olarak tanımlanıyor.

Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneğinin (TJOD) Antalya’da düzenlediği 14. Ulusal Jinekoloji ve Obstetrik Kongresinde bu konunun masaya yatırıldığını belirten TJOD Başkanı Prof. Dr. Cansun Demir; kanama, gebeliğin hipertansif hastalıkları, emboli ve enfeksiyonun anne ölümlerinde en sık görülen doğrudan nedenler olduğunu aktardı. Kalp ve beyin hastalıkları ile diğer organların enfeksiyonları da (zatürre gibi) bu tabloya dolaylı etki yapıyor.

“KANAMA EKİPLERİ KURDUK”

Demir, TJOD olarak, anne ölümlerinin birinci nedeni olan doğum sonrası kanamalara anında ve etkin şekilde müdahale etmek amacıyla İstanbul’da, “Acil Obstetrik Kanama Ekibi Kap Getir/Derhal Yardıma Geliyorum” uygulaması başlattıklarını söyledi.

Doğum sonu kanamalarına müdahalenin, bu konuda uzmanlaşmış kadın doğumcular gerektirdiğini ve uygulamanın bu anlamda çok önemli olduğunu vurgulayan TJOD Genel Sekreteri Prof. Dr. Ateş Karateke, yöntemin tüm Türkiye’de hayata geçirilmesi için çalışma yapıldığını söyledi.

“KAP GETİR, DERHAL YARDIMA GELİYORUM” HAYAT KURTARIYOR

“Uygulama ile Ocak 2015’den itibaren yaklaşık 200 hastaya ve hekime destek verildi ve bu kapsamda anne ölümü olmadı” diyen Karateke şöyle konuştu:

“Kap Getir, Derhal Yardıma Geliyorum, kanamalı bir hasta varsa hastanemize, ‘geliyorum’ diye anons edilmesi ve kanamaya müdahale edecek ekibin hazır olması demek. Veya hasta, hastenedeyse çağır, 112 ekibi oraya acil olarak gitsin. Örneğin; Zeynep Kamil Hastanesinde bu iş için 7-24 açık olan telefon arandığında hastaya en kısa sürede müdahale edecek ekipler organize oluyor. Ya hasta, hastaneye getiriliyor ya da hastanın bulunduğu hastaneye ekip gidiyor. Çünkü hastaya çok hızlı ve sistematik şekilde ulaşmamız hayat kurtarıyor.”

“2023 HEDEFİNE 2015'TE ULAŞTIK”

Prof. Demir, çalışmalar sonucunda Türkiye’de 1990’larda yüz binde 150 olan anne ölümlerinin, yüz binde 15’lere kadar indiğini aktardı, “Anne ölümlerini azaltmada 2023 hedefine 2015'te ulaştık” dedi.

Prof. Karateke de, ülkemizdeki çalışmaların yüz güldürdüğünü ancak gelişmiş Avrupa ülkelerinde bu oranın yüz binde 10’un altında olduğunu dile getirerek, “Bizim de amacımız bu oranı yakalamak” diye konuştu.

RAHİM AĞZI HER YIL 280 BİN KADINI ÖLDÜRÜYOR

TJOD İkinci Başkanı Prof. Dr. Ali Baloğlu ise kadın sağlığını tehdit eden genital sistem kanserlerine dikkat çekti. Dünyada her yıl yaklaşık 500 bin kadının serviks (rahim ağzı) kanserine yakalandığını ve bunların 280 bininin hayatını kaybettiğini söyledi.
Hastalığın gelişmekte olan ülkelerde sık görüldüğünü kaydeden Prof. Baloğlu, “Gelişmiş ülkelerde yaygınlaşan tarama programları sonucunda servikal kanser kontrol altına alınmıştır” diye konuştu. 

25-30 yaş arasında 3 yılda bir, 30-65 yaş arasında ise 5 yılda bir uygulanacak HPV veya pap-smear testi ile tarama yapılması gerektiğini aktaran Baloğlu, testlerin kanserin erken teşhisinde çok önemli rol oynadığını vurguladı.

CİNSEL EĞİTİME ÖNEM VERİLMELİ

Rahim ağzı kanserinin erken yakalandığında, üreme yeteneğine bile zarar vermeden tedavi edilebildiğini dile getiren Baloğlu, pap smear testinin sağlık ocaklarında, ana-çocuk sağlığı merkezlerinde ve KETEM’lerde yapıldığını hatırlattı.

Serviks kanserinin en önemli nedeni olan HPV’nin (Human Papilloma Virüs) cinsel yolla bulaştığını belirten Baloğlu, korunmada HPV aşılarının etkili olduğunu söyledi ve cinsel eğitimin önemine vurgu yaptı.

KADINLAR YAŞLILIKLARINA YATIRIM YAPMALI

Rakamlara göre, ülkemizde kadınların ortalama yaşam süresi artıyor ve kadınlarımız ortalama 80 yıl yaşıyor. Bu güzel gelişme, kötü olan ise yaş artıkça yaşam kalitesinin aynı oranda düşmesi. Kadını ‘odasından çıkamaz hale getiren’ idrar kaçırma sorunu da bunlardan biri.

Prof. Dr. Ateş Karateke kongrede; yaşlanan kadının yaşam kalitesinin azalmasını engellemek için bir tartışma yapıldığını, burada de en çok idrar kaçırma sorunu üzerinde durulduğunu aktardı. Kadınların, yaşlılık yıllarını düşünerek önlemlerini yıllar öncesinden olmaları gerektiğini söyleyen Karateke, “Kadınlarımızı bilinçli yaşlandırmalıyız” ifadesini kullandı.

“PELVİK KASLARINI GÜÇLENDİRMEK İÇİN KEGEL EGZERSİZİ YAPIN”

“İdrar kontrolünü sağlayan pelvik taban kaslarının önemini genç yaşlarda kadınlarımıza öğretmeli, bu kasların nasıl güçlendirileceğini pratik uygulamalarla anlatmalıyız”değerlendirmesinde bulunan Karateke, pelvik kasların güçlendirilmesi için Kegel egzersizinin (Vajinal kasların güçlendirilmesi amacıyla yapılan kas egzersizleri) sabah akşam 20’şer kez yapılmasını önerdi.

Kegel egzersizi nasıl yapılır? Vajinal kaslar kasılır, 10’a kadar sayılarak kasılı olarak beklenir, sonra gevşetilir. 10 saniye gevşek olarak bekledikten sonra yine kasılır ve aynı işlem tekrarlanır.

PELVİK KASLARI NEDEN ZAYIFLAR?

Prof. Karateke, bu kaslara ciddi hasar veren faktörleri ise şöyle anlattı:

“Uzun süren kabızlık, obezite, sigara ve kronik akciğer hastalıklarındaki öksürük krizleri pelvik taban kaslarında hasara yol açar. Bu kaslar iyi çalıştığında kıymeti bilinmez ama fonksiyonları bozulduğunda kadın yaşamını çok olumsuz etkiler, kadını odasından çıkamaz hale getirir.”


“GEBELİKTE OMEGA 3 VE DEMİR DESTEĞİ ÖNEMLİ”

TJOD olarak gebelikte beslenme ile ilgili bir klavuz hazırladıklarını da söyleyen Prof. Demir, hamilelikte ve emzirmede omega 3, demir, magnezyum ve kalsiyum desteklerinin önemli olduğunu da sözlerine ekledi.