"Kadavradan organ bağışında İspanya Türkiye’yi 10’a katladı"

Türkiye’de gerek kamu gerekse sivil toplum kuruluşlarının üstün çabasına rağmen organ bağışında istenilen düzeye ulaşılamıyor. Tüm ülkeler için ilham veren İspanya modeli ise önemli farkları ortaya koyuyor.

ntv.com.tr 30.10.2016 - 19:01 | Son Güncelleme : 30.10.2016 - 19:09

Kadavradan organ bağışında İspanya Türkiye’yi 10’a katladı!.jpg

Rakamsal veriler ülkemizde her 1 milyon nüfus başına sadece 4 olan kadavradan organ bağışı sayısının, organ nakli için bekleme listesinde bulunan yaklaşık 26 bin hasta için yeterli olmadığını gösteriyor.

3- 9 Kasım Organ Bağışı Haftası nedeniyle açıklama yapan Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, kadavradan organ bağışı düzeyinin son derece düşük olduğunu, canlıdan yapılan nakil sayısının ise geçmiş dönemlerde arttığını fakat son iki yılda durağan seyrettiğine dikkat çekti. 

Erk, “2012 yılı itibarı ile dünyada yapılan toplam organ nakil ameliyatlarının % 90’ını böbrek ve karaciğer nakilleri oluşturuyor. Ülkemizde ise milyon nüfus başına gerçekleşen 12 kadavra organ bağışına karşılık, yine milyon nüfus başına 44 canlıdan nakil gerçeği ile karşı karşıyayız” dedi. 

İSPANYA KADAVRADAN ORGAN BAĞIŞINDA İYİ ÖRNEK

Oysa bugün İspanya örneği, tüm ülkeler için ilham veren bir deneyim olabilir. 47 milyon nüfusa sahip İspanya, her 1 milyon nüfus başına 40,2 kadavra bağışçı sayısı ile dünya liderliğini elinde tutuyor. Günlük olarak 13 organ naklinin gerçekleştirildiği İspanya’da 2015 yılında yaklaşık 3 bin böbrek nakli, 1162 karaciğer ve 299 kalp nakli ameliyatı yapılmış durumda. Türkiye ise yaklaşık 77 milyonluk nüfusuna rağmen 2015 yılında 2534’ü canlıdan, 670’i kadavradan olmak üzere 3204 böbrek nakli ameliyatı gerçekleştirebildi.

Avrupa Birliği’ne bağlı 28 ülkenin 2015 yılı verileri ise milyon nüfus başına yaklaşık 21 bağışın yapıldığı gösteriyor. AB’de organ bekleyen 56504 hastaya karşılık aynı yıl gerçekleştirilen nakil sayısı ise 32707.

"TÜRK TOPLUMU HAYIRSEVERLİĞİNİ ORGAN BAĞIŞINDA GÖSTEREMİYOR"

“Hayırseverliği ve cömertliği ile tanınan kültürümüzde, konu organ bağışı olduğunda beklenenin altında bir sayıyla karşılaşmak üzüntü verici” diyen Erk, organ bağışına ilişkin toplum tarafından yanlış anlama veya yanlış inanışlar nedeniyle her yıl binlerce hasta hayatının kaybettiğini vurgulayarak şöyle konuştu:

“AİLE İZNİ ORANI % 23 DÜZEYİNİ GEÇEMEDİ”

“Kişi, sağlığında organlarını bağışlamış olsa dahi, yoğun bakım şartlarında beyin ölümünün gerçekleşmesi ve bunun uzman hekimlerden oluşan bir kurul tarafından bilimsel bilgi ışığında tespit edilmesinin ardından mutlaka geride kalan ailesinden ve yakınlarından onay alınması gerekiyor. Ne yazık ki aileler bu konuda oldukça çekimserler. 2015 yılında gerçekleşen 1969 beyin ölümü vakasının sadece 472 aile yakınlarının organlarının başka hayatlara can vermesine izin vermiştir. Aile izni oranı yıllardır % 23 düzeyini geçememiştir.”

İSLAM DİNİ ORGAN BAĞIŞINA KARŞI ÇIKMIYOR

Sanılanın aksine İslam dini başta olmak üzere semavi dinlerin hiçbiri organ nakline karşı çıkmadığı gibi, bir kişinin hayatını kurtarmaya yönelik böyle bir çabayı överek destekliyor. Kuran-ı Kerim’in Maide Suresi’nin 32. Ayetinde yer alan “… kim bir kişinin hayatını kurtarmak suretiyle yaşatırsa, bütün insanları yaşatmış gibi olur"  hükmü, İslam’ın bu konudaki görüşünü açıkça ortaya koyuyor.

NAKİL GİDERLERİ SGK TARAFINDAN KARŞILANIYOR

Organ bağışı masraflarının bağış yapan kişinin yakınları tarafından ödeneceğinin sanılması da, engellerden biri olarak görülüyor. Oysa nakil giderlerinin seyahat, tahlil, yatış, ameliyat gibi tüm harcama kalemleri SGK tarafından karşılanıyor.

Timur Erk, hekimlerin temel görevinin hastayı yaşatmak olduğuna ve hiçbir hekimin organ bağış kaydı olan bir yoğun bakım hastasını potansiyel organ vericisi olarak görmediğini vurguladı.  Erk, bu konudaki şehir efsaneleri nedeniyle organ bağışına ne yazık ki mesafeli bakan pek çok kişi bulunduğunun da altını çizdi.
 
ORGAN BAĞIŞI KAYIT SİSTEMİNE DIŞARIDAN MÜDAHALE EDİLEMEZ

Organ nakli bekleyen hastaların listelendiği, T.C. Sağlık Bakanlığı kayıt sistemine dışarıdan hiçbir şekilde müdahale edilemediğini belirten Erk, “Hastalar bu listede sağlık durumlarının aciliyetine, yaşına ve tıbbi durumlarına göre sıralanır. Kadavradan uygun organın çıkması halinde bir takım ayrıntılı tıbbi testler uygulanır ve organın nakledilebileceği tıbben en uygun hasta sistemsel olarak eşleştirlir. Organın ve hastanın kan, doku ve sağlık durumunun birbiriyle eşleşmesi gerekir. Bu temel koşullar herkes için aynı olamayacağı için her hastaya her organ nakledilemez” dedi.

GÖZLER NAKİL SONRASI SÜRECE ÇEVRİLDİ

Geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirilen ‘Ulusal Nefroloji Kongresi’nde sıkça tartışılan ve ön plana çıkan konu ise nakil sonrası süreç. TBV Başkanı Timur Erk, “Böbrek nakillerinin başarısı, bir diğer ifadeyle diyalize dönüş yapmadan geçen süre, tartışma konusudur. Ülkemizde devlet tarafından tüm masrafların yeterli düzeyde karşılanmış olmasına rağmen, nakil sonrası takiplerin gerektiği kadar yapılmadığı bir hakikattir. 75’e ulaşmış olan nakil merkezleri sayısının gereğinden fazla olmasına karşın kalite ve takip konusu tartışılacak düzeydedir” şeklinde konuştu.

Sayfa Yükleniyor...