İlişkili Haberler

Sağlık Bakanlığı verilerine göre, kanser türlerinin uyarılarının erken keşfedilmesi, bulguların araştırılması ve ileri tetkik için hastaların sevk edilmesi erken tanı şansını yükseltiyor.

Dünya genelinde giderek artan bir sağlık problemi olan ve toplumlarda sosyoekonomik yüke, bireylerde ise maddi ve manevi kayıplara yol açan kanserin önemli bir kısmının önlenebilir olması bu konuya duyarlılığı artırdı.

Türkiye'de meme, kalın bağırsak ve rahim ağzı kanserleri için toplumun kaynaklarına ve hastalık yüküne uygun tarama programları yürütülüyor. Sağlık Bakanlığı öncülüğünde ülke genelinde kurulan 200'den fazla KETEM bu yönde önemli hizmetler verirken, radyoloji tetkikleri sırasında alınan zararlı ışınlar ise insanların kafalarında çeşitli sorulara neden olabiliyor.

Toplumun bilinçlenmesiyle öne çıkan hasta güvenliği konusu, yeni teknolojik gelişmelerin de buna imkan tanımasıyla artık özel ve devlet hastanelerince daha fazla önemsenir hale geldi. Radyoloji tetkiklerinde daha az zararlı cihazların temini ve kullanımı, bu kapsamda hasta güvenliğinin önceliği oldu.

"HER GEÇEN GÜN ERKEN TEŞHİS AMACIYLA BAŞVURU SAYISI ARTIYOR"

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Arslantaş, sağlıkçıların sürekli önemini vurguladığı erken teşhis için müracaatların, toplumsal bilincin yükselmesiyle çok fazla arttığını söyledi.

Arslantaş, bu bağlamda sağlık kuruluşlarına başvuran kişilerin erken teşhis için çeşitli radyoloji ünitelerine yönlendirildiğini belirterek, "Hekim arkadaşlarımıza her geçen gün erken teşhis amacıyla başvuru sayısı artmaktadır. Eskiden röntgen veya X-Ray cihazlarıyla tetkikler yapılırken, son yıllarda tomografi ve MR özellikle radyolojik tetkik olarak kullanılmaktadır. Tabii bunun yanında anjiyografi, mamografi gibi diğer tetkikler de var. Ancak, MR'ın bilgi vereceği yer ayrıdır, tomografinin vereceği bilgi ve teknoloji ayrıdır. Bazen MR'dan değil de tomografiden yararlanabildiğimiz hastalıklar olabilmektedir." diye konuştu.

Tomografiyle ilgili en büyük endişenin yaydığı ışın olduğuna işaret eden Arslantaş, hasta güvenliğinin en ön planda tutulduğu bu dönemde, dünyada çok daha az ışın veren cihazlara yönelik teknolojik çalışmaların arttığını vurguladı.

DAHA AZ IŞIN VEREN CİHAZLARA DOĞRU

"Hasta güvenliği günümüz tıbbında, modern yaşamda en öncelikli konudur." ifadesini kullanan Arslantaş, şöyle devam etti:

"Erken teşhis kapsamında birçok radyoloji tetkiki istenen hastalarımızda, 'Acaba bu ışına bağlı başka sıkıntılarım olur mu, kanser olur muyum?' endişesi uyanıyor. Artık özel, devlet ve tıp fakültesi hastaneleri hasta güvenliğini ön planda tutarak yatırım yapıyor. Hasta güvenliği için tomografi cihazlarından yüzde 82 daha az ışın veren, Türkiye'ye yeni getirilen bir görüntüleme cihazını hastanemize kazandırdık. Özellikle çocuklar ve gençlerde çok daha az riskli ve güvenli olarak kullanmaya başladık. Bu hafta hizmet vermeye başladığımız bu cihaz saniyeler içinde 400'ün üzerinde kesit alıp, görüntü verebilmekte. Yaydığı az ışınla vücudun her tarafıyla ilgili görüntü elde edilebilmekte, hastalarımıza daha az ışın vererek, daha güvenli, erken teşhise yönelik faydalar sağlayabilmektedir."

Genel kontrol için ESOGÜ Tıp Fakültesi Hastanesine başvuran 34 yaşındaki Gökhan Kazan da doktorların muayeneleri sonrası istediği radyoloji tetkiklerinde kafasını en fazla meşgul eden konunun maruz kalacağı radyasyonun zararları olduğunu söyledi.

Kazan, bunun için en az zarar veren cihazların kullanılmasının hasta güvenliği ve tercihi için önemli olduğunu dile getirdi.