İlişkili Haberler

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Jinekolojik Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Avrupa Jinekolojik Onkoloji Derneği (ESGO) Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Murat Gültekin, "rahim ağzı farkındalık ayı" dolayısıyla soruları yanıtladı.

Gültekin, rahim ağzı kanseri olarak isimlendirilen serviks kanserinin Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından "önlenebilen bir ölüm nedeni" olarak tanımlandığını anımsattı. Dünyada kadın kanserlerinin yüzde 10'unun doğrudan Human Papilomavirus Enfeksiyonuna (HPV) bağlı geliştiğini belirten Gültekin, HPV'nin Türkiye'deki kadın kanserlerinin yüzde 5'inden sorumlu olduğu ifade etti.
Gültekin, dünyada yılda 500 bin kadına rahim ağzı kanseri tanısı konulduğunu ve bu kişilerin yarısının hayatını kaybettiğine işaret ederek, "Türkiye'de de yılda yaklaşık bin 800 kadına rahim ağzı kanseri teşhisi konuluyor. Bu da her 100 bin kadından 4'üne rahim ağzı kanseri teşhisi konulduğu anlamına geliyor. Bu vakaların yarısından fazlası da ileri evrede tanı alıyor" dedi.

"HPV-DNA TESTLERİ, 'SMEAR'E GÖRE ÇOK DAHA ETKİN"

DSÖ tarafından en çok öldüren jinekolojik kanser olma özelliğini taşıyan bu hastalık için tarama yapılması ve her ülkenin kendi kontrol politikasını oluşturmasının önerildiğini aktaran Gültekin, bunun için rahim ağzını değerlendirmek, hem enfeksiyonlar hem de kanser ya da kanser öncüsü durumlar açısından kontrol etmek için kadınlara "smear" isimli özel bir test yapıldığını söyledi.

Bu testin dışında son yıllarda uygulanan HPV-DNA tarama testiyle çok daha etkin sonuçlar alındığının ortaya konduğunu anlatan Gültekin, "Bilimsel veriler, HPV-DNA testlerinin, smeare göre çok daha etkin olduğunu gösterdi. HPV testlerinin hem duyarlılığı smeare göre daha fazla hem de numune alınması daha kolay." diye konuştu.
Murat Gültekin, Türkiye'de rahim ağzı kanserlerinin 2014'ten itibaren HPV-DNA testi ile taranmaya başlandığını belirterek, bunun Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) ve Aile Sağlığı Merkezlerinde ücretsiz yapıldığını, 30-65 yaş arasındaki kadınların 5 yılda bir bu testlerle tarandığını anlattı.

Alana ilişkin yapılan tarama sonuçlarına göre, smear ile taramalarda pozitif saptanan 100 kişiden sadece 4'ünde kanser ve öncüsü hastalıkların tespit edildiğine dikkati çeken Gültekin, HPV-DNA testi pozitif olan her 100 kişiden 24'ünde kanser veya öncülü hastalıkların yakalanabildiğini söyledi.

"HPV-DNA TESTİ İLE KANSERİ YAKALAMA ORANI YÜZDE 95"

Tarama ile tespit edilen kanser olgularının yüzde 90'dan fazlasının ise 1. evre olduğunu ve bu nedenle yılda yüzlerce kadının hayatının kurtulduğunu vurgulayan Gültekin, kanseri yakalama oranının smearla yüzde 60, HPV-DNA testiyle yüzde 95 olduğuna işaret etti. Murat Gültekin, şu bilgileri aktardı:

"Smear testini daha sık aralıklarla yaptırmak gerekirken, HPV-DNA testi 'negatif' çıktı ise bu test gelecek 5 yılda kansere yakalanma riskinin çok düşük olduğu konusunda net rakamlar verir. Smear testi 'normal' çıktı ise kansere yakalanma riski 5 yılda 38/10.000, HPV-DNA 'negatif' ise kansere yakalanma riski 9/10.000'dir. Smear sonucunu yorumlayan patologlar arasında görüş farkı olabilirken, HPV-DNA testi bir laboratuvar testi olduğundan büyük bir fark göstermez. İş gücü olarak da yapılması daha kolay bir testtir. Milyonlarca kadının HPV-DNA taraması kısıtlı sayıdaki patologla bir merkezden yapılabilmektedir. HPV-DNA sonucu 'pozitif' olanların uzun vadede düzenli takipleri, kanser erken teşhisi için son derece önemlidir."

"TÜRKİYE, AVRUPA'YA ÖNCÜLÜK YAPTI"

Gültekin, Türkiye'nin uluslararası kanser tarama rehberlerinde de yer alan HPV-DNA testinin, toplumsal tarama programında kullanıldığı ülkeler arasında ilk sıralarda yer aldığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Türkiye'de kadın doğum hekimlerinin hastalarından smear alması ile yürütülen bir tarama programı vardı, KETEM'ler ve aile hekimleri de bu programa destek oluyorlardı. Türkiye'de 2014 yılından bu yana özellikle 1. basamak sağlık kuruluşlarında, HPV DNA'sına bakılan testler uygulanmaya başlandı. Türkiye, HPV-DNA taraması yapan, dünyadaki ilk ülkeler arasında yer aldı. Rahim ağzı kanserinde HPV-DNA ile tarama çalışmalarına Türkiye, Hollanda ve Avustralya aynı anda başladı ama ilk Türkiye 2014 yılında geçti. Aralık 2017 itibarıyla Hollanda, Avustralya ve İsveç geçti. Pilot çalışmalarını tamamlayan Danimarka, İsviçre ve Norveç bu yıl içinde, Fransa, İngiltere ve Polonya, Sırbistan ise 2019'da tam geçiş sağlayacak. Ülkemiz söz konusu gelişmiş ülkelerden çok daha önce hayata geçirdiği bu uygulama ile dünyaya örnek teşkil eden ülkelerden oldu. Türkiye, bu özelliğiyle Avrupa'ya öncülük yaptı."

Gültekin, Türkiye'de yılda yaklaşık bir milyon kadına, HPV-DNA testinin yapıldığının altını çizdi.