Türkiye’de klinik araştırma kültürü yok denecek kadar az. Uzmanlara göre, bu kültürün oluşmamasında en önemli sorumlulardan biri basın. Medyada çıkan haberlerde; klinik araştırmalara katılanlar için kobay algısının oluşturulduğu eleştirisi var. Kuşkusuz tablonun böyle olmasında tek sorumlu basın değil. Öte yandan Türkiye’de bağımsız bilimsel çalışmaların az olmasında devlet ve bağımsız kurumların yeterli desteği vermemesinin önemli bir etken olduğu belirtiliyor.

Peki klinik araştırmaları sekteye uğratan ‘kobay’ algısı nasıl değiştirilebilir? Özellikle hasta derneklerine önemli sorumluluklar düştüğünü aktaran Kanserle Dans Derneği Başkanlarından Ebru Tontaş, derneklerin bu konuyla ilgili başarı hikayelerini kamuoyu ile paylaşmalarının ve hastaları bilgilendirmelerinin önemli rol oynayacağı görüşünde.

SAĞLIK ÇALIŞANLARI HASTALARI YETERİNCE BİLGİLENDİRİYOR MU?

Dernek olarak konuyla ilgili 195 kişinin katılımıyla yaptıkları anketten bahseden Tontaş, katılımcıların sadece 4’te birinin klinik çalışmayı bildiğini söyledi. Yine 4’te bir oranındaki katılımcı klinik çalışmaya katılan birini duyduğunu, yaklaşık yüzde 35’i de klinik araştırmaya katılabileceğini belirtiyor. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 80’inin ‘Doktorunuz sizi klinik araştırmalar konusunda bilgilendirdi mi?’ sorusuna ‘hayır’ cevabı verdiğini aktaran Tontaş, herkesin üzerine düşen sorumluluğu yapması gerektiğini vurguladı:

“Klinik araştırmalar sadece ilaç şirketleri düzleminde olmamalı. Bağımsız akademik araştırmalar ve bunların özellikle devlet ve akademik kurulumlarca sponsorluğu da çok önemli. Ayrıca hastaların sağlık çalışanları tarafından çok iyi bilgilendirilmeleri gerekir.”

KOBAY İMAJI KLİNİK ÇALIŞMALARI OLUMSUZ ETKİLİYOR

Klinik çalışmanın yanlış tanıtıldığını belirten Türk Kanser Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özet ise toplumsal algının değiştirilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Türkiye’deki hastaların kobay olma korkusuyla klinik çalışmalardan uzak durduğunu, birçok ülkede ise tam tersi bir durum yaşandığını kaydeden Özet, “Yurt dışında, özellikle hasta ve hasta yakınları bu alanda bir klinik çalışma varsa ona girmeyi talep ediyor” dedi.

“BUGÜNÜN ARAŞTIRMA İLACI, YARININ STANDART TEDAVİSİDİR”

“Basın sayesinde hastalar klinik çalışmalara girmekten korkuyor” diyen Tıbbi Onkolog Prof. Gökhan Demir, bu algıyı değiştirmek için hasta dernekleriyle çalıştıklarını söyledi.
“Hastaların klinik araştırmalara katılma konusundaki direncini nasıl kıracağımızı tartışıyoruz” ifadesini kullanan Prof. Demir, “Bugünün araştırma ilacı, yarının standart tedavisidir, bunu unutmamak gerek. O nedenle ‘deney ilacı’ dememek, bugünün klinik ilacı, yarının standart tedavisidir demek lazım” şeklinde konuştu.

“BAZI TEDAVİ ALTERNATİFLERİNE HENÜZ PİYASAYA GİRMEDEN ULAŞABİLİRİZ”

Türkiye’nin, kanserde klinik çalışmalar yapmak için Kanser Enstitüsünü kurduğunu aktaran Prof. Özet, “Toplumu klinik çalışmalar konusunda ne kadar bilinçlendirirsek, hastalar çalışmalara girmeyi o kadar kolay kabul eder. Biz hekimler de hastalarımızı doğru çalışmalara yönlendirdiğimizde bazı tedavi alternatiflerine henüz piyasaya girmeden ulaşabiliriz. Ayrıca bu çalışmalardaki her türlü tedavi giderleri ilgili kurumlar tarafından karşılanmak durumundadır” dedi.

“KLİNİK ÇALIŞMALARLA İLGİLİ BAŞARI HİKAYELERİNİ PAYLAŞIN”

‘Kobay’ algısını değiştirmede hasta derneklerinin aktif rol alması gerektiğini vurgulayan Ebru Tontaş, bu alanda özellikle sosyal medyanın iyi kullanılabileceğini ve başarı hikayelerini paylaşmanın pozitif etki yaratacağını sözlerine ekledi.

İlişkili Haberler

İlişkili Haberler