Yaşlanıyoruz ama nasıl 'yaşıyoruz?'

Türkler artık daha uzun yaşıyor. 1960’lı yıllarda ortalama ömür süresi 50 iken günümüzde 73.8. Yani nüfusun yüzde 7’si yaşlı. Peki, Türkiye, artan yaşlılarını hangi şartlarda yaşatıyor, onlara nasıl bir ortam sunuyor? HABER: TÜLAY KARABAĞ tulay.karabag@ntv.com.tr

Yaşlanıyoruz ama nasıl 'yaşıyoruz?'

Türkiye’de yaşam süresi en uzun olan il Aydın, ilçe ise Nazilli. Nazilli’de nüfusunun yüzde 23’ü 60, yüzde 1.3’ü ise 90 yaş üstü. Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü‘ne göre 65 yaş ve üzerindeki insanlar yaşlı olarak kabul ediliyor. Türkiye’de yaşlı nüfusun giderek arttığını belirten Akademik Geriatri 2011 Kongresi Başkanı Prof. Dr. Servet Arıoğul, yaşlı nüfus oranındaki artışın gelişmişlik belirtilerinden biri olduğunu söyledi: “Türkiye nüfusunun yüzde 7’si yaşlı, 1970’de bu oran yüzde 2 idi. Bu çok sevindirici bir durum. Dünyada az gelişmiş toplumlarda yaşlı oranı düşüktür. Mesela; Afrika ülkelerinde yaşam süresi 38-40 yaştır. Gelişmiş batı ülkelerinde ise genelde 80 yaştır. Örneğin; İtalya’nın yaşlı nüfus oranı yüzde 18 civarındadır.”

KADINLAR DAHA UZUN YAŞIYOR
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2008 rakamlarına göre, Türkiye’de beklenen yaşam süresi kadınlarda 76.1 yıl, erkeklerde ise 71.5 yıl. Dünyada en çok kadınlar yaşlanıyor, çünkü onlar daha uzun yaşıyor. Prof. Arıoğul’a göre kadınların neden daha uzun yaşadığı tartışmalı bir konu: “Hormonal nedenlere bağlayanlar veya kadınların sosyal olarak daha aktif olmalarından kaynaklandığını düşünenler var. Ama nedeni tam olarak bilinmeyen şey, kadınların erkeklerden daha fazla yaşadığıdır.”

UZUN YAŞAMAK MI, İYİ YAŞAMAK MI?
Ortalama ömür arttı ve Türkler artık daha uzun yaşıyor. Türkiye’de huzurevi sayısı toplam 20 bin. Geriatri uzmanlık belgesine sahip hekim sayısı ise sadece 44. Mukayese açısından örnek vermek gerekirse, Almanya’da geriatri uzmanı sayısı 200’ün üzerinde. Ancak bu tür ülkelerde geriatri bilimi yıllardan beri yaşlılara hizmet veriyor. Türkiye ise geriatri bilimiyle yakın geçmişte tanıştı. 5 milyon yaşlısının bulunduğu göz önüne alınırsa Türkiye’nin bu duruma yeterince hazırlanmadığını söylemek yanlış olmasa gerek. Çünkü Türkiye’de ömrü uzayan insanların yaşlılık döneminde yakalayabildikleri yaşam standartları çok da iç açıcı değil. Bu durum akıllara, ‘Uzun mu, yoksa kaliteli yaşamak mı önemli?’ sorusunu da getiriyor. Prof. Arıoğul, Türkiye’nin yaşlıları için yeterince hazırlık yapmadığı görüşünü paylaşıyor:

PROF. KARAN: TÜM TOPLUM EĞİTİLMELİ
İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Geriatri Ünitesi’nden Prof. Dr. Akif Karan, “Yaşlı sayısı arttıkça sağlık sisteminin de yapılandırılması gerekir, Türkiye şimdi bu aşamayı yaşıyor” derken, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Geriatri Ünitesi’nden Doç. Dr. Mustafa Cankurtaran, yüksek yaşlılık standardında ekonomik yeterliliğin önemine vurgu yaptı.

DOÇ. CANKURTARAN: YAŞLILIĞA YATIRIM YAPIN
Doç. Cankurtaran, “Avrupa’da 10 yıl önce, ‘Yaşlılığa Yatırım Yapın’ diye bir slogan vardı. Bu çok doğru, biz de bunu uygulamalıyız. İnsanlar bireysel olarak, yaşlılık dönemlerini düşünerek hem duygusal hem de ekonomik hazırlık planları yapmalı. Devlet de bu konuda daha somut adımlar atmalı. Sağlık Bakanlığı konuyla ilgili çalışmalar yapıyor ama henüz yeterli olduğunu söylemek zor. Mesela; evde bakıma muhtaç olan hastaların ancak 4 alt bezi SGK’nın geri ödeme kapsamında. Tıbbi beslenme ürünleri için de benzer durum söz konusu. Bu tür sorunların aşılması ve yaşlıların yaşam standardının yükseltilmesi için çalışmalarımız devam ediyor. Ekonomik gelişme ne kadar iyi olursa, bu tür sorunların giderilmesi de o kadar kolay ve mümkün olur. Bu nedenle emekli maaşlarında iyileştirmenin hayata geçirilmesi ve ekonomik düzenlemeler yapılması önem taşıyor” diye konuştu.

Sayfa Yükleniyor...