NTV

Halit Kakınç son kitabı Sultangaliyev ve Kızıl Turan'ı anlattı

Sanat
SP7A7829 (2).JPG

Halit Kakınç ile son kitabı Sultangaliyev ve Kızıl Turan’ı konuştuk. Aklımıza takılanları sorduk. Sorulmayacak gibi de değil hani, alışılmışın dışında bir konu. Kakınç’ın cevapları da öyle doğrusu:

- Önce şu Mirseyid Sultangaliyev’i tekrar bir tanıtın isterseniz. Genç nesiller bilemeyebilir.

• “Sultangaliyev, Kazan Tatarı. Sovyet Devrimi’nin ideologlarından. Stalin tarafından yok edilen bir millî komünist. Onunla ilgili belgelerin tamamı, 1995’ten itibaren gün ışığına çıktı. Sultangaliyev, 1892 doğumlu. 1940 yılında Lefortovo Hapihanesi’nde kurşuna dizilerek öldürüldü. 1997 ve 1998 yıllarında Tataristan’a gittim. Yaklaşık 1000 sayfalık Sultangaliyev Külliyatı’nın basım-yayın ve kullanım haklarını aldım.”

• Neden bu kadar önem verdiniz bu kişiye?
- “Çünkü, Sultangaliyev’i, eski bir sömürgenin bağımsızlık arayıcısı olarak tanımlamanın yeterli olmadığını düşünüyorum. O, önceleri Sovyet düzeninin tüm sömürgeleri kurtaracağına ve emperyalizmin çıkış noktası olduğuna inandığı batılı kapitalist ülkelerdeki sömürü çarkını kıracağına inanan samimi bir idealistti. Stalin ile sömürgeci zihniyet adına hiçbir şey değişmediğini gördükçe, bir hipotez geliştirdi: Devrim’e KIZIL TURAN’IN önderlik etmesi… Ardından sömürgeler Devrimi… Sonunda Dünya Devrimi…
Büyük millet şovenizmine (Velikorus) olduğu kadar küçük milletlerin azınlık milliyetçiliklerine de karşı duruşu, çağının ötesine kadar yansıyan örnek bir tavırdı.”

 Sultangaliyev ve ikinci eşi Fatma İrizina (1921)
 Sultangaliyev ve ikinci eşi Fatma İrizina (1921)

• Nasıl yansısın ki bu kadar zaman sonrasına?

• “Çünkü; 21. Yüzyıl’da Sultangaliyev’in saptamalarının, bir tür neo-sultangaliyevciliğin gelişmesi için son derece uygun bir atmosfer sunduğunu söylemek hiç de yanlış olmayacak. Eski sömürgeci varsıl kuzeyliler ile eski sömürge halkları yoksul güneyliler karşı karşıya gelecekler.Küresel dünyada zengin, daha da zenginleşmekte… Yoksul’un ise zenginliği, sadece üreme konusu ile kısıtlı kalmakta. Dünya nüfusunun yüzde 85’i, dünyanın toplam gelirinin ancak yüzde 15’ini elde edebilen ülkelerde bulunurken – dünya nüfusunun yüzde 15’lik kısmı ise bu gelirin yüzde 85’ini paylaşmanın keyif ve mutluluğunu yaşamakta.”

İyi de biraz sert değil mi Sultangaliyev? Gelişmiş ükelerdeki kendi deyimi ile ‘paraziter ve gerici’ yapıyı, yani Batı’yı, Dev bir Ahtapot olarak tanımlıyor.

• “Aynen, sömürge ve yarı sömürgelerin silkinmelerini Batı Emperyalizmi tarafından zincirlere vurulmuş olan üretici güçlerinin kurtuluşunu istiyor. Sultangaliyev’e göre, eski sömürgelerin metropoller’e katkısı çift yönlü. Birincisi hammadde ve işgücü olarak… İkincisi de pazar olarak sömürülüyorlar. ‘Metropol halkları, her türlü medeniyet nimetlerinden, teknoloji ve bilimden yararlandıkları halde, sömürge halklarının ana kitlesi, yarı aç ve dilenci hayatı içerisinde sürünmekteler... Bir tarafta tokluk, güven ve her yönüyle teminat altına alınmış bir yaşam… Diğer tarafta açlık, soğuk, sefalet, ölüm ve yozlaşma!..’ diyor.”

• Türkiye ile ilgili bir göndermesi var mı?
• “Türkiye konusunda son derece hassas. İfadesi, sempati ile dolu: ‘Türkler’i zayıflatmak: Balkanlar’ı, Mısır’ı, Arabistan’ı, Mezopotamya’yı, ellerinden almak için Avrupa, yüzyıllar boyunca mücadele vermek zorunda kaldı. Türkiye’yi sindirmek nasip olmadı. Olmayacaktır… Türkiye yaşıyor ve yaşayacaktır. Türkiye yalnızca kendisi yaşamakla yetinmeyecek ve Avrupa tarafından zorla kopartılmış olan kendi eski parçalarına ve geri kalan tüm Orta Doğu’ya da hayat verecektir…’ ”

• Bir tür Che gibi bir model olmasını mı bekliyorsunuz Sultangaliyev’in?
• “Sultangaliyev, ne ölümünden öne ne de ölümünden sonra Che Guevara kadar şanslı olamamıştır. Ne gençliğinde motosikletlerle içine Türkiye’yi de alan dünya turlarına çıkabilmiş ne de ölümünden yıllar sonra pop/star olarak gençlerin göğüslerini süsleyebilmiştir.

Ne var ki; Sultangaliyev’in gerisinde bıraktığı söylemler, küresel bir karakter taşımakta, bu nedenle de güncelliklerini korumaktadır. Çünkü, bu konulardan söz etmek her ne kadar gerilik ve gericilik gibi gösterilmeye çalışılsa da, Üçüncü Dünya’nın kaderini belirleyecek olan süreç, henüz noktalanmış değildir…”

• Bugünün Sosyalistleri’nin en büyük dramı ne sizce?
• “Ateşe üflerken sıçrayan korlardan üstleri başları yanan çocuklar gibi ürkek oldu hepsi… Bireycilik, kollektivizm ve dayanışmanın önüne geçti nicedir…”

ETİKETLER