Şampiyonlar Ligi'nde kupaya uzanan İspanya'nın Barcelona takımı, organizasyondan bir yılda 110 milyon Euro kazandı. Final oynayan İngiliz Manchester United'ın kazancı ise 65 milyon Euro'yu buldu.

Devler Ligi'nin resmi sponsoru MasterCard’ın verilerine göre, Avrupa’nın en iyi takımları gruptan çıktıklarında ortalama 38.45 milyon Euro kazanıyor. Barcelona ve Manchester United gibi geniş taraftar grupları olan klüplerde bu rakam 46.16 milyon Euro’yu buluyor.

Büyük takımlardan biri finale kadar yükseldiğinde yıllık geliri 110 milyon Euro'ya ulaşırken, bu paranın içinde UEFA katılım payı, UEFA başarı primi, UEFA’nın ticari hasılatından alınan paylar, bilet satışları, sponsorluklar ile yiyecek ve içeceklerden gelen ticari ve pazarlama hasılatı yer alıyor. Elbette, kupayı kazanan takımın kadrosundaki oyuncuların değeri de artıyor.

UEFA, Şampiyonlar Ligi’ne katılan her takıma 3 milyon Euro, gruplara kalan takımlara da 2.4 milyon Euro veriyor. Gruplarda alınan her galibiyet 600 bin, beraberlik de 300 bin Euro getiriyor. Böylece, gruplardan çıkan takımların hesabına ortalama 9.4 milyon Euro girmiş oluyor.

UEFA ayrıca, gruplara çıkan takımlara şampiyonanın ticari başarısına bağlı olarak ek ödemeler yapıyor. Bu da her klüp için 9.5 milyon Euro’yu bulabiliyor.

Ayrıca, takımlar grup maçlarında bilet gelirlerinden ortalama 8.55 milyon Euro kazanıyor, bu rakama ticari ve pazarlama gelirleriyle birlikte ortalama 6 milyon Euro daha ekleniyor. Grupları ilk ikide bitiren takımların kadro değeri de ortalama 5 milyon dolar artıyor.

Bu rakamların oran hesabı yapıldığında yüzde 24.7’si UEFA pazarlama havuzundan yapılan ödemeler, yüzde 24.4’ü UEFA başarı primleri, yüzde 22.3’ü bilet satışları, yüzde 15.6’sı ticari ve pazarlamadan gelen karlar, yüzde 13’ü de oyuncuların değerlerinin artışı oluşturuyor.

Takımlar bir üst turda 2.5 milyon Euro, çeyrek finalde 3 milyon Euro, yarı finalde 4 milyon Euro kazanıyor.

Şampiyon Barcelona, 21.9 milyon Euro UEFA primi, 9.5 milyon Euro havuz geliri, 19.95 milyon Euro bilet geliri, 14 milyon Euro ticari ve pazarlama geliri, 15 milyon Euro kadro değeri artışı ve 30 milyon Euro’dan fazla da sponsorlardan gelen ek primleri aldı.

Peki bir Türk takımı Şampiyonlar Ligi şampiyonu olsa ve 110 milyon Euro kazansa gelen parayla ne yapar? Türkiye'den Devler Ligi'ne katılan takımlar elbette Barcelona kadar büyük bir gelir elde edemiyor, şampiyonluğa uzanan bir Türk takımının ortalama 70 milyon Euro kazanacağı hesaplanıyor.

Borç içinde yüzen Türk takımları Şampiyonlar Ligi şampiyonu olsa kazanılan parayı nasıl harcardı? ntvmsnbc, spor dünyasının önemil isimlerine paranın nasıl harnacağını ve elbette harcanması gerektiğini sordu.

ERSUN YANAL: GÜNÜBİRLİK HAMLE YAPARIZ
Teknik direktör Ersun Yanal'ın soruya cevabı kısa oldu: Bizdeki gerçeklerle onların gerçekleri, bizdeki uygulamalarla onlardaki uygulamaların arasında çok fark var. Onlar uzun vadeli kullanırlar, biz günübirlik hamleler yaparız.

GÜNTEKİN ONAY: 310 MİLYON EURO DA OLSA ÇARÇUR EDİLİR
Bilgi ve vizyon insanlara tanrı tarafından bahşedilen bir şey değil. Parayla satılan bir şey de değil.

Bizim yöneticilerimizin en önemli ihtiyacı bilgi ve vizyon. 110 yerine 310 milyon Euro da olsa çarçur edilir.

Bizdeki kulüpler ilk iş olarak iki yıldır ayağına top değmemiş ve doğru dürüst bir maç oynamamış Ronaldinho'yu alırlar. Havalimanında 5 bin kişi karşılar, büyük transfer diye lanse edilir. 3 tane 5 tane güzel hareket yapıp maç alır ama yine sizi bir hedefe götürmez, büyük olamazsınız.

Şu anki tabloya göre en çok Galatasaray'ın paraya ihtiyacı var, tabi ki Beşiktaş'ın da hakeza öyle.

Fenerbahçe'nin ise günümüzde yıllık bu kadar geliri var zaten. Ama harcama şekline baktığımızda Maldonado gibi bir isim var karşımızda. Edu gibi vasat bir savunmacı 5,7 milyon Euro vererek alındı. 37 yaşındaki Roberto Carlos yıllık 4 milyon Euro alıyor.

110 milyon Euro Fenerbahçe'nin elinde olsa belki yeni yıldızlar getirilebilir. Ama büyük oyuncular alarak büyüyemezsiniz, 3 tane-5 tane büyük oyuncu aldım, dev gibi olayım, böyle birşey yok dünyada.

Görüşüm, Porto veya Barcelona gibi bir model kurarak, alt yapıdan oyuncu yetiştirerek onlarla bir yere gelmek hedeflenmelidir.

Para harcayarak büyüyemezsiniz, her zaman sizden daha zenginleri var ve hep olacak. Onlarla paraları saçarak yarışamazsınız.

Barcelona ve Real Madrid'e bakarak her şeyi görebiliriz. Barça, Şampiyonlar Ligi finaline 7 tane altyapıdan gelen oyuncusuyla çıkıyor, Galacticos ise her yıl milyonlarca Euro verip birçok yıldız alıyor ve sonuç ortada.

BENER ONAR: İLAÇ OLUR AMA HASTA İYİLEŞMEZ
Türk takımlarının yöneticilerinin böyle büyük paraları yönetebilecek vizyonları yok.

'Şampiyonlar Ligi'Nden gelen parayla iki dev yıldız alınacak haberleri mantıklı futbol izleyicileri için klişe gibi gelse de ne yazık ki yaygın model hala 'borç yiğidin kamçısıdır!'

Elbette çok da haksızlık etmeyelim. Star oyuncu almak için Avrupa standartlarına göre iki kat para verilmek zorunda. Düşeş transferler ise çok geçmeden ayrılmanın planlarını yapıyor.

Elde tutmak için büyük bonservis bedelleri kadar sözleşme yapmak zorundasın. O yüzden Şampiyonlar Ligi ödülleri ancak ilaç olur ama hasta iyileşemez.

İBRAHİM ALTINSAY: PORTO'YA BAKMAK YETERLİ
Her yıl Şampiyonlar Ligi'nde gruptan çıkmayı garantileyecek şekilde harcanmalı. Çünkü futbolda 110 milyon Euro'yu bir günde de harcarsınız. Ama aynı parayı her yıl 2'ye katlayacak şekilde de harcayabilirsiniz.

Biz hep yüzümüzü kupalara ve finallere dönüyoruz ama oraya ulaşmak için tam tersi yöne bakmak gerekiyor. Zirveye ulaşmak için ilk adımı takımlar 0 noktasında nereden atmış. Kupayı Porto kazandıysa ve Portekiz takımı her yıl gruplardan çıkıyorsa bizden de bir takım bunu yapabilir.

Porto gibi olabilmek için başa dönüp o uzun yolu katetmek gerekir. Öncelikle sen kendinden daha güçlü takımlarla boy ölçüşmeye cesaret edeceksin. Sonra da sabırla birinci metreden başlayarak maratonun son metresine kadar geniş bir vizyonla çalışacaksın.

Barcelona kendi altyapısından yetiştirdiği 7 futbolcu ve 1 hocayla kupayı kazandı. Gözden kaçırılmaması gereken nokta, bu sistem 20 yılda oturdu.

EBRU KILIÇOĞLU: HAVASI UZUN SÜRER, 3 KAT BORÇ YAPILIR
Bizim kulüpler, 110 milyon Euro ile borçlarının sembolik bir kısmını öderlerdi, zaten hepsini kapatmaya yetmezdi. Sonra lüzumsuz transferlerle aldıkları paranın üç katını harcarlar ve

kapattıkları borcu da duble yaparlar. Kazanılan paranın havasını atma süreci epey uzun sürer. Sonra başkanlıklarını devrettikleri zaman da gelen başkan 'enkaz devraldım' edebiyatıyla başlayıp kısırdöngüyü sürdürür.

Yapılması gereken ise artık kulüplerimizi dernek gibi tuhaf organizasyonlardan çıkartıp daha yurtdışındaki örneklere uygun hale getirecek bir temel atmak olmalı. Para bu projeye yetmeyebilir ama en azından bir temel olur. Şunu da söyleyebilirim gönül rahatlığıyla, en başarı aşığı taraftar bile kulübünün bir süre şampiyon olmamasına razı olur. Eğer işin ucunda akıllıca yapılmış kurumsallaşma sonucunda gelecek istikrarlı başarılar olursa.