Barış Gerçeker: Dizel kupa

Bakıldığında futbolun adeti olan bir kupanın iki kupayı da kazanana karşılaşma oynanmaksızın verilmesi bile daha az tartışma çıkartır, istatistiklere not düşülmek kaydıyla.

04.08.2009 - 09:36

Tanımı itibariyle lig şampiyonuyla kupa şampiyonunun oynaması gereken maçın zorlamalığı herkesin hala aklında. Bakıldığında futbolun adeti olan bir kupanın iki kupayı da kazanana karşılaşma oynanmaksızın verilmesi bile daha az tartışma çıkartır, istatistiklere not düşülmek kaydıyla.

Bu formatın acayipliğine Olimpiyat Stadı acayipliği de eklenince Süper’liğinin gerektirdiği heyecandan uzak, yavan, sıcak ve nemli bir final, alın size Dizel Kupa.

Stadın malum rüzgar problemi iki yarı iki ayrı futbol izlettiriyor. Takımların oyun tarzları bu avantaj/dezavantajı farklı aksettirse de daha uzun ve yüksek toplarla oynamaya çalışan Fenerbahçe rüzgara karşı oynadığı ilk yarı zorlanırken Beşiktaş yerden oynadığı için ne olumlu ne olumsuz etkilendi, ama her halükarda daha derli toplu gözüktü.

Kadrosundaki çabuk ve süratli oyuncu azlığı yakaladığı geniş alanları değerlendiremeyen bir Fenerbahçe izletti. Güiza’nın cebinde demir külçeleri varmış gibi koşan haliyle bile iki kez pozisyona girdiğini ve Alex’i de pozisyona soktuğunu gördük. Beşiktaş savunmasına uyarı notu oldu bu pozisyonlar.

Beşiktaş ise orta ikilisine monte etmeye çalıştığı Almanların aşırı düz ve inceliksiz olmalarından muzdarip. Buna 10 (veya 10.5) numarasızlık da eklenince iş kanatlara bindi. Yusuf’tan yaratılmaya çalışılan sağ açık bir tek beni mi şaşırtıyor, çabucak  göz de atsam, uzun uzun da baksam, herhangi bir taktik dizilişin kenarında düşünemiyorum Yusuf’u. Bobo’nun da “bitse de gitsem” hali Beşiktaş’ın çözmesi gereken bir sorun gibi ve aynı nameleri seslendiren Güiza’nın çabalayan hali Bobo’nun sıkılmış halini daha da soktu gözlere.

Bilica hamlesiz özelliği ve ayağına top yakışmasıyla Luciano’yu andırırken ilk müdaheleyi rakibe bırakıp karşılamayı tercih eden tarzı Fenerbahçe gibi açık alan savunan defanslar için riskli bir tarz. Fenerbahçe taraftarı bu gidişle Lugano’yu özler. Santos önde Honved maçına göre daha çabalı gözükürken son hareketlerde zayıf kaldı, fiziksel olsa gerek. Cristian ise henüz ön plana çıkmıyor ama “aa, ordaymış” dediğiniz anlarda da iyi işler yapıyor. Yine fizik ve uyum konusunda eksikleri var.

Fink Süper Lig hocalarımızın sevimsiz ezberinde Alex markajıyla görevlendirilince Cristian gibi kayıpları oynadı ancak Denizli’nin o bölgede istediği sertliği vatandaşıyla birlikte sağlayacak gibi. İki bek Erhan ve İsmail vaat ettikleri gelişimi gösterebilir, savunmayı da biraz daha sevmeyi öğrenebilirlerse sadece Beşiktaş için değil Türk milli takımı için de büyük kazanç olurlar. Nihat şimdilik çenesiyle oynamaya çalışıyor gözüküyor, iyi vurduğunu bildiğimiz yerlerden şut denemeleri zaman zaman takım arkadaşlarını üzebilir, çünkü bu tercihini biraz erken kullanıyor. Bunu milli takımda da yapıyor eski lejyoner. Rıdvan çok fazla fikir vermezken Ferrari halen gelirken yanında getirdiği soru işaretlerini sahada çeşitli yerlere serpiştirmeye devam ediyor.

Hakeme gelelim. Bu köşede hakemlerle ilgili maç bazında çok şey yazmak istemiyorum. Ama (=sözel silgi) hakemler bizdeki gibi dengesiz ve asap bozucu olduğu sürece hakem yokmuş gibi davranmak da zor.

Maçı kartlarıyla yönetmeye çalışan bir hakem ne kadar sinir bozucuysa, kemik sesi gelmeye başladığı halde cebini mühürleyen hakem de bir o kadar sinir bozucudur. Buna bir de bizim genetik “asık surat/korku olmadan otorite/saygı olmaz” yanılgımız eklenince sahada izlediğimiz hakemler her görüntüye geldiklerinde Yüzüklerin Efendisi serisindeki Nazgûl etkisi yaratıyor bende. Korkuyla karışık bir iğrenme.

Bobo, Bilica tartışmasının bir Premiership maçında olduğunu düşünüyorum, İngiliz hakemin oyuncuları çağırıp idman veren antrenörün takım arkadaşlarını barıştırırcasına nasihat veren halleri geliyor gözümün önüne, nasıl rahatlıkla kartsız atlatılabileceğini, hışımla çıkan iki sarı kartın gereksiz olduğunu görüyorum. Beşiktaş’ın frikiğinde şekilsiz zıplayıp açık olan eline “top çarpan” Bilica’ya penaltı vermiyorken, sanki baraj bozup o topun önüne atlamak el kol bağlıyken yapılabilirmiş gibi Sivok’un pozisyonunda “top çarpan” ele çaldığı penaltı normal, sarı kart ise saçma geliyor. Bana göre iki pozisyon da penaltı ancak iki pozisyonda da kasıttan eser yok. Kasıt yoksa o kart neyin kartı? Bir takımın savunma göbeğinde oynayan oyuncuyu daha sonraki pozisyonlarda sabıkalı hale getirecek sarı kartı çıkartmak bu kadar kolay mı olmalı? Neyse ki Yusuf’a gösterdiği sarı kart doğru.

Yunus Yıldırım’ın bir diğer defosu da, Erman Toroğlu’nun futbol lugatımıza kazandırdığı “eyyam”dan deli gibi korkması. Kendi kararlarını ve oyuncuları takibe alıp eyyam düdüğü çalmamak için hatalarını katlıyor. Tartışmalı bir düdük çalarsa hemen arkasından eyyam denmesin diye bir önceki tartışmalı düdüğün mağduru takım aleyhine bir düdük daha çalıyor. Veya bir oyuncunun kötü niyetli olduğu hissine kapılırsa onu verilmese de olabilecek bir faulle cezalandırıveriyor.

İki hoca eleştirmenlerin zaman zaman anlam veremediği kumarları oynayan, hücumcu sayısı arttırarak risk almayı seven, gol arayan hocalar. Dün bu rolü oynamak Denizli’ye kaldı, penaltı ve uzatma golü bunların işe yaramasını engelledi. Herkesin pek aşık olmaya başladığı (zavallı Zeman!) 4-3-3’ün hücum zenginliği her zaman doğru oyuncularla donanmamış takımlarda sorun oluyor ve olacak. Beşiktaş da bir bakıma bunun sıkıntısını çekti. Ligde çok sorun olmayabilir bu sistem, özellikle kapanan takımlar karşısında, ama Beşiktaş’ın üstüne giden veya en azından iyi ve akıllı kontraatak yapan takımlar risk oluşturacak siyah beyazlılar açısından.

Fenerbahçe ise bir önceki yazımda sözünü ettiğim ezberini yeni oyuncularla pekiştirmek peşinde. Takıma henüz giremeyen iki kanat oyuncusu ve sakatlanan Carlos’uyla nispeten oluşturduğu kadro derinliğinde yine hafif sıkıntı yaşar gözüktü. Stoper sıkıntısı da belirginliğini koruyor.

Her halükarda 5-6 gün sonra başlayacak ligimizin iki önemli takımı hakkında biraz daha kalktı sis perdesi. Fenerbahçe Honved deplasmanına tatile giderken Beşiktaş Cuma günkü lig galasına hazırlanacak. Şimdiden güzel ve zevkli bir lig dileklerimizi sunalım.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...