Ümit Özat Türk futbolunda, nesli tükenen, "ön" olmayan orijinal liberoların belki de sonuncusuydu.
Futbola Ankaragücü alt yapısında adım atan Ümit Özat'ın da tercihi aslında libero oynamak değildi.
O, futbola başladığında sahada en çok uygulanan sistem, 3-5-2'ydi ve takımda 2 stoperle birlikte oynayabilecek, top tekniği yüksek bir defans oyuncusuna ihtiyaç vardı.
İlk antrenörü de Ümit'in deyimiyle "O görevi kendisine uygun gördü".
Afrika'dan bulup getirdiği futbolcularla haklı bir şöhret edinen Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav, en önemli keşiflerinden birini, bu kez çok yakından, Ankara Tandoğan'dan yaptı. Ümit, ilk profesyonel imzasını 19 yaşında Gençlerbirliği'ne attı.
Futbolunun yanı sıra, olgun karakteriyle de ön plana çıkan Ümit, henüz 20'li yaşlarının başında kaptanlık pazubandını koluna taktı. O bant, kulüpler, teknik direktörler, başkanlar ve hatta ülke değişse de, Ümit'in kolundan bir daha hiç çıkmadı.
4 sezon kırmızı siyahlı takımda oynayan Ümit, yönetimle yaşadığı sorunun ardından,, 2000-2001 sezonunda Bursaspor'a kiralandı. Ümit o sezon Fenerbahçe'ye 90. dakikada attığı golle sarı lacivertlilerin canını yakmıştı ama birkaç ay sonra, Dereağzı Tesisleri'nde basın mensuplarının önünde top sektiriyordu.
Fenerbahçe formasını ilk kez, Şampiyonlar Ligi ön elemesinde Rangers deplasmanında giyen Ümit Özat, rövanş maçında son dakikalarda çizgiden çıkardığı topla, takımının turu atlamasını sağlayan isim oldu.
Fenerbahçe'deki ilk sezonu 2001-2002'de üstüne yapışan "libero" kimliği nedeniyle daha çok defansın ortasında görev yapan Ümit, başarılı bir performans gösterip, 2002'de dünya üçüncüsü olan kadroda yer almayı başardı.
2002-2003 sezonu Fenerbahçe ve Ümit için iyi başlayıp kötü bitti. Ariel Ortega'nın transfer edildiği sezonda Ümit, Galatasaray filelerine 6. golü gönderip tarihe geçti. Sezonun geri kalanı ise sarı lacivertlilerin hatırlamak istemeyeceği şekilde gelişti. Kaptanlar Ogün ve Abdullah'ın takımdan uzaklaştırılmasının ardından bu göreve teknik direktör Oğuz Çetin tarafından Ümit Özat layık görüldü.
2003-2004 sezonu, Ümit'in kariyeri açısından önemli bir dönüm noktası oldu. Öncelikle Christoph Daum ile yolları kesişti. Deneyimli teknik adam, Petkov'u, Mahmut Hanefi'yi hatta Kemal'i deneyip sonuç alamadığı sol bek mevkiine Ümit Özat'la çare buldu.
Sağ ayağının kullanmasına karşın Ümit, bu bölgede beklenenden çok daha fazlasını verdi. Sağ ayağının dışıyla verdiği paslar zaman zaman eleştirilse de, başarısıyla "onun marka hareketi" haline geldi...
2004-2005'te üst üste 2. şampiyonluk kazanılırken kupa yine kaptan Ümit Özat'ın ellerinde yükseliyordu. Bir sezon sonra ise bu kez Fenerbahçe tarihinin en zor günlerinden birinde kaptan Ümit gemisinin başındaydı...
Yüzüncü yıl öncesi kulüpte yönetim krizi yaşanırken kaptan Ümit, takımını ayakta tutmayı başardı. İzmir'de kazanılan 100. yıl şampiyonluğunun en unutulmaz kareleri, "Ümit Özat'ın Kadıköy'e göz yaşları içinde vedasıyla" yaşanıyordu.
Sarı lacivertliler zaman zaman performansından memnun kalmasalar da, kaptanlarını, Oğuz, Aykut ya da Rıdvan gibi kulüp efsanelerine bile nasip olmayan görkemli bir şekilde uğurladı. Fenerbahçe, Ümit'in kaptanlık pazubandını Alex'e devrederken, sol bekte oluşan boşluğu ise, futbol tarihinde bu mevkinin en iyisi olarak kabul edilen Roberto Carlos'la doldurdu.
Köln'e, hem futbol oynamaya devam etmek hem de Köln Spor Akademisi'nde öğrenim görmek için giden Ümit'in kariyeri planlarından kısa sürdü.
Gençlerbirliği ve Fenerbahçe'den sonra 2. sezonunda Köln'de de kaptanlığa yükselen Ümit, Rıza Çalımbay gibi, Bülent Korkmaz gibi ya da Oğuz Çetin gibi, adının önüne kaptan sıfatı en çok yakışan futbolcuların başında geliyordu.
Türk futbolu şimdi kaptan Ümit'in, kulübedeki başarılarını bekliyor.