NTV

'İstanbul'un cazibesine kapıldım'

Ntvspor

Spor

NTV SPOR mikrofonlarına konuşan NBA'in efsane pivotu Hakeem Olajuwon, İstanbul'u çok beğendiğini söyledi.

1984 NCAA Finali’nde Patrick Ewing’in sürüklediği Georgetown, sizin de forma giydiğiniz Houston’ı yenmeyi başarmıştı. Bundan tam on sene sonra Rockets formasıyla Knicks’te oynayan Patrick Ewing’i yenip NBA şampiyonluğuna ulaştınız. “İntikam soğuk yenen bir yemektir” derler. Siz 10 sene sonra da olsa Ewing’den rövanşı aldığınızda neler hissettiniz?

Patrick Ewing benim üniversiteden beri uzun yıllar rakibim oldu. Geçmişe baktığımda kariyerimi Patrick Ewing'den ayıramayacağımı düşünüyorum. O NCAA şampiyonluğunu kazandı, ben de profesyonel sahnede. Daha büyük kupayı kazandığım için memnunum. Ancak aynı zamanda Patrick kazanamadığı için onun adına çok üzüldüm.

Geçen sene Clyde Drexler İstanbul’a geldiğinde şampiyonluk yüzüğünü kaybettiğini, onun yerine daha çok önem verdiği “Şöhretler Müzesi” yüzüğünü taktığını söylemişti. Peki sizin için hangisi daha önemli? MVP ödülü mü, şampiyonluk yüzüğü mü, yoksa “Şöhretler Müzesi” yüzüğü mü?

Bir oyuncunun ilk hedefi oynadığı her maçı kazanmaktır. Kazanmak için oynarsanız, şampiyonluk için oynarsınız. Eğer şampiyonluk için oynarsanız, şöhretler müzesi gibi ödüller kendiliğinden gelir. MVP olmak için oynamazsınız. Her zaman ilk hedefiniz şampiyonluk kazanmaktır. Eğer kazanmak için oynarsanız all-star ve mvp gibi getirileri olur. Asıl amaç her zaman kazanmaktır. En büyük kazanç da şampiyonluktur.

Günümüz pivotlarına baktığımızda daha çok “tek yönlü” oyuncular dikkatimizi çekiyor. Ancak siz pivotlara olan geleneksel bakış açısını değiştiren komple bir basketbolcuydunuz. Sadece oyunu iki taraflı oynamakla kalmayan, hücumda da farklı hareketleri kullanan bir yıldızdınız. Sizin zamanınızla şimdi arasında bir karşılaştırma yapabilir misiniz?

Ben lige geldiğimde pivot pozisyonundan istenenler boyalı alanda kalmalarıydı. Post-up yapmaları istenirdi. Üniversitedeyken çok iyi hatırlıyorum, dışarıya çıktığımda antrenörüm takım arkadaşlarıma bana pas vermemelerini söylerdi. Sınırlı oynardım. Profesyonel kariyerime başladığımda tarzım değişti. Ben kendimi pivot olarak görmüyorum. Sırtım dönük oynarken pivot pozisyonunda oynardım. Ancak bir guard gibi dışarıya çıkıp çembere yüzüm dönük bir şekilde oynamayı isterdim. Ben guard, forvet ve pivot pozisyonlarında oynardım. Rakibin zayıf yönüne göre hangi yönümü öne çıkaracağıma karar verme esnekliğine sahiptim. Birçok uzun oyuncu dışarıda oynayamıyordu. İçeride size karşı güçlerini kullanıyorlardı. Onları dışarı çıkardığınızda bir avantaj elde ediyordunuz. Onlar sizi savunmaya gelmeyince bomboş şut atma imkânına sahip oluyordum. Bu sebeple orta mesafe şutumu geliştirdim, penetre etmeye çalıştım ve post up yaptım. O yüzden kendimi oyun kurucu haricindeki her pozisyonda oynayan bir basketbolcu olarak görüyorum bu yüzden.

NCAA günlerinizde gücünüzle ön plana çıkan bir oyuncuyken, kariyerinizin ilerleyen dönemlerinde daha teknik bir pivot haline geldiniz. Bu geçiş nasıl oldu, çok çalışmak zorunda kaldınız mı?

Ben kendimi teknik ya da güçlü bir oyuncu olarak değerlendirmezdim. İkisinden de biraz vardı. Pozisyon hazırlamak için güce, bitirmek için yeteneğe ihtiyacınız vardır. Kolejde insanlar benim hücum yönümü çok görmediler. Pota altında kendinize yer açmak için güce ihtiyacınız vardır. Özellikle ilk profesyonel olduğum yıllarımda Moses Malone ve Artis Gilmore gibi çok güçlü oyunculara karşı oynamak zorundaydım. Bu yüzden güce ihtiyacım vardı. Aynı zamanda o oyuncuları geçecek manevraları yapıp sayı atabilmek için de yeteneklerimi sergilemeliydim.

Spora futbol oynayarak başladığınızı biliyoruz. Küçükken kaleci olmak oyununuzu nasıl etkiledi? Basketbolunuza herhangi bir katkısı oldu mu?

Spora futbol oynayarak başlamanın avantajlarını basketbolda çok gördüm. Hareketliliğimi oradan aldım. Basketbol oynamaya başladığımda futboldan birçok vücut hareketini, aldatmacaları oraya taşıdım. Bunlar basketbol değil, futbol hareketleri. Basketbola çok yeniydi.

NBA’deki Türk oyuncuları nasıl buluyorsunuz?

Hidayet'in oyun tarzını çok seviyorum. O boyda bir oyuncunun iyi bir top hakimiyetine sahip olmasını, iyi şut atmasını ve penetre edebilmesini görmek harika. Hidayet çok akıllı ve olağanüstü bir oyuncu. Heyecan verici bir basketbolcu. İnsanlar onu çok seviyor. Mehmet Okur'a gelince... Bir uzun için çok dinamik ve üç sayı çizgisinin gerisinden şutu var. NBA'de bu muazzam bir avantaj. Topun çok dolaştığı anlarda birçok uzun boyalı alanda kalır. Ancak orada üçlük atmak Mehmet Okur'un şutu. İkisi de NBA'de çok tanınan oyuncular, harika iş çıkarıyorlar.

Sizin imzanız olan “dream shake” hareketini yeniden NBA’de görebilecek miyiz?

NBA'de tekrar "dream shake" hareketini Kobe Bryant'ten göreceğiz. Bu yaz çok çalıştık. Benim basketbol tarzım Kobe'nin çabukluğuna çok uyuyor, çünkü o bir guard. Kobe ile çalışmak benim için enfes bir duyguydu. Şimdi onun "Dream Shake" yaptığı anları izlerken çok mutluluk duyuyorum. "Dream Shake" hareketini Kobe Bryant gibi harika bir oyuncu ayakta tutuyor.

Kareem Abdul-Jabbar Andrew Bynum ile, Patrick Ewing de Dwight Howard ile çalışıyor. Sizin de böyle bir çalışmanız var mı? Ya da ileride genç bir uzunla çalışmayı düşünür müsünüz?

Tabii ki tüm pivotların post hareketlerine ihtiyacı var. Yazın vaktim oldukça Hasheem Thabeet ile çalışıyorum. Bu sene çok oynamıyor ama daha çok süre aldıkça önemli bir pota altı gücü olacaktır. Bence ihtiyacı olanlara yardım edebilirim.

Peki bu sezonki Houston Rockets’ı nasıl buluyorsunuz?

Açıkçası bu kadar önemli oyuncuların yokluğunda gösterdikleri onur mücadelesi muazzam. Hücumda topu paylaşmaları, skor yükünün dağılması dikkat çekiyor. Oyun kurucu Aaron Brooks’un performansını da ayrıca beğeniyorum. Kısa olmasına rağmen çok önemli bir aşama kaydetti.

Bu İstanbul’a ikinci gelişiniz. Şehri nasıl buldunuz?

Türkiye'ye gelmeden İstanbul'un tarihine çok saygım vardı. Ancak geldikten sonra ben de şehrin cazibesine kapıldım. Güzelliğinden çok etkilendim. Burada olmak olağanüstü.

Türkiye’nin 2010 Dünya Şampiyonası’nı organize etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye'de spora olan sevgi ve şehrin heyecanı harika. Çok büyük destek var. Oyuncular da burada olmaktan dolayı çok mutlu olacaklar. Türkiye FIBA için çok iyi bir seçim.

Yılın bir bölümünü Ürdün’deki evinizde geçirmeyi sevdiğinizi biliyoruz. Basketbol haricinde nelerle ilgileniyorsunuz?

Ürdün’de Arapça’yı iyi öğrenebilmek ve Kuran-ı Kerim’i anlayabilmek için bir yıl kalmıştım. Sonrasında çok sevdim ve oraya yerleştim. Mimariyle çok ilgileniyorum. Özellikle dekorasyonu çok severim. Daha çok minimalist ve şık dizaynlar dikkatimi çeker.