Sezon öncesi hazırlık kampları

Takımlar yavaş yavaş göç mevsimini sektirmeyen kuşlar gibi gurbete yol almaya başladılar.

Ntvspor 06.07.2009 - 20:45

Galatasaray Hollanda kampını bile bitirip Almanya’ya geçti, Fenerbahçe’nin de istikameti Almanya olacak. Beşiktaş Barış Kupası için İspanya yolunu tutacak. Trabzon Davraz seçimiyle şaşırttı.

Sezon öncesi hazırlık dönemleri bizde genelde saha çevresinin ancak dörtte birinde düzgün tribün olan, sponsor zoruyla yaptırılan, son düdükle birlikte tüm saha kenarı nüfusunun sahaya doluştuğu ve oyuncuların üstündeki hemen herşeyi kapma derdine düştüğü maçları getiriyor gözümüzün önüne. Beşiktaş’ın bu sene katılacağı Barış Kupası gibi organizasyonlarda yer almamız pek nadir.

Adını Football Manager oynayanların bile bilmediği takımlarla oynanan angarya maçların formayla 90 dakika ter atmanın ötesine geçtiğini görmek de zor (Football Manager da ayrı bir fenomendir, belki başka bir yazıya konu olması gereken). Herhangi büyük takımımızın kendi PAF takımıyla maç yapmasının çok daha yararlı olması olası.

Araştırma yapmaya kalktığımda detaylı sayılabilecek bilgileri bulduğum sevgili Alper Duruk’un sitesi (turkfutbolu) Fenerbahçe özelinde bile olsa sezon öncesi hazırlık kamplarındaki maçları da barındırıyor. Geride kalan 9 seneye baktığımızda manzara şu şekilde;

2000-01 sezonu öncesi Yayla Kupası’nda iki Alman takımı ve Trabzon’la oynamış, finalde penaltılarla kazanıp kupayı almış. 2 hazırlık maçı daha oynamış ikisini de kazanmış. Devre arasında Antalya’yı tercih etmiş Pogon’la berabere kalıp diğer rakiplerini yenmiş. Sezonu şampiyon bitirmiş.

2001-02 sezonu öncesi 6 hazırlık maçı oynamış, Real Sociedad ve Göztepe’yle berabere kalmış, Skoda Xanthi’ye yenilmiş. Diğer 3 maçı kazanmış. Devre arası kampını yine Antalya’da geçirirken Efes Cup finalinde penaltılarda bu sefer üzülen taraf olmuş. Sezonu ikinci bitirmiş.

2002-03 sezonu öncesi tam 9 maç oynamış, 7 tanesini kazanmış (ilk iki maçta tam 31 gol atmış!), Hamburg’a yenilmiş, Hertha Berlin’le berabere kalmış. Devre arasında adeti bozmayıp Antalya yolunu tutmuş, Efes Pilsen Cup’ta ve PSV’ye yenilmiş (goller Robben ve Kezman’dan), Trabzon’a aynı skorla (2-1) boyun eğmiş. Sezonu altıncı bitirmiş.

2003-04 sezonu hazırlık döneminde Daum’la Almanya’ya giden Sarı-lacivertliler 7 hazırlık maçı oynamışlar, Waldorf Mannheim, Alemannia Aachen, Bochum, Arminia Bielefeld, RW Essen, Kocaelispor ve Persepolis’le. 11 gol atıp 1 gol yemiş, 5 galibiyet, 3 beraberlik almışlar. Devre arasında oynadığı tek hazırlık maçında, yine Antalya’da Vitesse’yle 1-1 berabere kalmışlar. Sezonu şampiyon bitirmişler.

Bir sonraki sezon istikamet yine Almanya. Toplam 8 hazırlık maçı sığdırdığı kamp döneminde Fenerbahçe 6 galibiyet almış (bir tanesi Juventus’a karşı). Yenilmemiş, bol bol gol atmışlar, bu durum devre arası kampında da sürmüş, sezon sonunda şampiyon yine onlar olmuş.

Fenerbahçelilerin pek hatırlamak istemediği 2005-06 sezonu yine yurt dışında aynı ülkede başlamış. Sezon öncesi 5 hazırlık maçı yapan son şampiyon, Anderlecht, Standart Liege, Köln, Everton gibi dişli rakiplerle oynamış. Everton’ı Olimpiyat Stadı’ndaki, meşhur silah ateşlenme olaylı maçında 5-0 yenerken diğer rakipleriyle yenişememiş. Devre arasında yine güneye inen Fenerbahçe 4 maçta 3 galibiyet alırken tek yenilgisini Sarıyer karşısında alarak şaşırtmış.

Yüzüncü yıl arefesinde bu kez Hollanda’yı kamp için mesken tutan Fenerbahçe Zico yönetiminde dört hazırlık maçı yapmış. İlk iki maçında 7’şer gol atan Fenerbahçe daha sonra Ukraynalı Metalurg’u da mağlup ederken Valencia’ya yenilmekten kurtulamamış. Ocak’ta yine Antalya’yı ziyaret eden Kanaryalar Antalya Cup’ta Ado Den Haag ve Energie Cottbus’u mağlup ederek kupaya uzanmış. Sezon sonunda uzandıkları kupa ise lig şampiyonluğu olmuş.

Zico’lu ikinci sezon öncesinde bu kez Avusturya’yı seçen Fenerbahçe 7 hazırlık maçı oynamış, 4 galibiyet, 2 beraberlik 1 yenilgi almış. Hazırlık döneminin önemli maçında Süper Kupa’yı Beşiktaş’ı yenerek müzesine götürmüş. Sezonu ikinci bitirebilmiş.

Aragones dönemi öncesi rotayı yine Avusturya’ya çeviren Fenerbahçe 4 maçta 3 beraberlik alırken göz doldurmamış. Sezonu dördüncü bitiren Fenerbahçe hocasıyla yollarını ayırmayı seçti, yine.

Bu 9 sezon boyunca sırasıyla 14 (şampiyon), 5 (ikinci) , 11 (altıncı), 11 (şampiyon), 8 (şampiyon), 3 (ikinci), 7 (şampiyon), 7 (ikinci), 4 (dördüncü) oyuncu transfer ettiğini görüyoruz Fenerbahçe’nin. Bu sezonların herbirinde giden oyuncu sayıları da önemli tabi ki. Hazırlık kamplarında zayıf rakiplerle başlayıp 1-2 kuvvetli takımla oynadığını, genelde de kazandığını veya en azından az kaybettiğini görüyoruz.

Bu sezon “şimdilik” 4 transferi var. Devre arasında alınan genç yetenekler Furkan ve Onur’un da takımla çalıştıkları görülebiliyor. Josico için dedikodular sürerken kesin olarak ayrıldığının teyidi yok, sözleşmesi biten Lugano da sessiz sedasız gitmiş gözüküyor. Lugano gibi, sözleşmesi sona eren Maldonado’nun da özleyeni pek olmayacak gibi. Bu şekilde boşalan 3 yabancı kontenjanının sadece birini Bilica’yla dolduran Fenerbahçe’de en az iki yabancı oyuncu transferinin daha olacağını söylemek çok büyük falcılık olmaz. Edu’da Luciano formülü (karşılıklı fesih) dedikoduları dolaşsa da gerçeklik payı yok gibi. Hazırlık dönemi ise Almanya’da Koch yönetiminde fizik kondisyon yüklemesiyle sürerken yine “kalabalık” maçlarda maç eksiğini kapatmaya çalışacak oyuncular.

Yukarıdaki manzara, Fenerbahçe özelinde ne oyuncu transferlerinin sayısının, ne de oynanan hazırlık maçlarının fazla bir ölçü sağladığını söyleyebilir. Bu durum Fenerbahçe’yle kısıtlı değil demek yanlış bir genelleme olmaz.

Elbette ki ne oluyorsa sezon içinde oluyor. Dakikalar, saniyeler içerisinde, bir anlık gaflet, bir anlık uyanıklık, bir yanlış düdük herşeyi değiştirebiliyor. Her taraftar için sezonun “kırılma noktaları” var. Kimi için bir maçtaki oyuncu tercihi herşeyi değiştirebiliyor. Totemleri var tribündeki adamın (yine mi tribündeki adam!?). Veya umutların kaybedildiği bir maçın son dakikalarında gelen gol “Şampiyonluk şansı” olarak adlandırılıyor.

Yakında başlayacak hazırlık maçları, hatta başladı bile. Artık onları bile şifreli kanallar veriyor. O yüzden belki göremeyeceğiz hakemin uzatma dakikalarında verdiği bir faulle maç bitti diye sahaya dalanları. Ama biliyoruz ki Temmuz ayı da yavaş yavaş takvimlerde incelirken Ağustos demek futbol demek. O merdivenlerden çıkarken burna çalınacak ıslak çimen kokusu şimdiden özlenmeye başladı bile. Hanımlar duymasın!

Not: Yine “uzun” bir yazı oldu, okurken sıkılacak okurlarımdan şimdiden özür dilerim.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...