AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Alternatif Politikalar Merkezince düzenlenen ''Ben de Varım Projesi'' kapsamında gençlerle bir araya geldi.

Çelik konuşmasında, İstanbul'da Başbakan Erdoğan'ın rektörlerle toplantısını protesto etmek isteyen bazı öğrencilere polisin müdahalesini değerlendirdi.

Gösteri yapmak, pankart hazırlayıp tepki dile getirmenin demokratik toplumlardaki haklar arasında yer aldığını belirten Çelik, ''Demokrasi, her isteyenin istediği yerde ve zamanda canının istediğini haykırması değildir'' dedi.

Hüseyin Çelik, ''Gençler bizim gençlerimizdir. Gençler tepkilerini elbette kendi hükümetlerine yapacaktır. Bu ülkenin hükümeti AK Parti hükümeti ise, Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ise tepkilerini sayın Başbakana iletebilirler, sitemlerini iletebilirler. Sitem sevgiden doğar. Yani bizim gençlerimiz gidip Putin'e, Merkel'e, Sarkozy'e sitemlerini iletecek değiller.

Ama bunu kamu düzenini bozmadan, kamu malına zarar veremeden, insanlara zarar veremeden yıkıp, dökmeden yapmak zorundasınız. Ayrıca izin diye bir şey var. Müracaat edersiniz izin alırsınız. 'Hayır biz izin almıyoruz' Beşiktaş'ta toplanıyorlar. Polis önlerine bariyer çekiyor. 'Hayır burada durmayacağız. Başbakan'ın olduğu salona gideceğiz' Bu, kabul edilebilir bir şey değil.

Ama gençlerin yere düşmesi, saçından çekilmesi, biber gazı sıkılması bunlar bize yakışan şeyler değil, olmamalıdır. Polis bu konuda olabildiğince gençlere şefkat göstermeli, sevgi göstermeli, müsamahakar davranmalı. Yapılan bu müsamahaya rağmen birileri polise saldırıyorsa bunun izah edilebilir bir tarafı yoktur.''

Haklı olunan konularda kendisinin gençlerle birlikte hareket edeceğini belirten Çelik, protestoların medeni şekilde yapılması gerektiğini de vurguladı.

''POLİS DÖVMESİN AMA GENÇLER DE..."
Öğrencilerin sorularını da yanıtlayan Çelik, bir öğrencinin konuyla ilgili polis müdahalesini eleştirerek, ''Siz hiç biber gazı yediniz mi bilmiyorum. Biz gençler olarak görüntülerden çok rahatsızlık duyduk. Biz emniyet güçlerinin eleştirilmesini, polisler hakkında gerekli işlemlerin yapılmasını beklerdik. Yaşananlarla ilgili bir özür bekliyoruz'' demesi üzerine Çelik, kendilerinin gençlere yönelik ''niçin protesto ediyorlar'' diye bir yaklaşımlarının olmadığını belirtti.

Çelik, ''Bir grup protestocu genç geliyor, 'Biz Başbakan'ın olduğu salona girmek istiyoruz' diyor. Polis kalkanları ile önlerinde duruyor. Onlar gitmek istiyor, polis bırakmıyor. Polis gençleri dövmesin ama gençler de polisi dövmesin. Kimse kimseyi dövmesin. Ama ısrarla 'ben oraya geleceğim' dediği zaman, 'elindeki pankartlarla, dövizlerle o salona gideceğim' dediği zaman oradaki salonun güvenliğini sağlamak konumunda değil misiniz? Burada bir toplantı yapıyoruz. Burayı allak bullak etmek isteyen grubu polis durduracak. Onlar buraya ısrarla girmek isterlerse o ısrara karşı polis zora başvurur'' şeklinde konuştu.

''DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNE SONUNA KADAR EVET..."
Başka bir öğrencinin ''Devlet, özgürlük ve anarşi arasındaki farkı ne zaman anlayacak'' diye sorması üzerine Çelik, özgürlüğün şiddete başvurmadan, başka insanların haklarına mani olmadan, kendi haklarını kullanması anlamına geldiğini ifade etti.

İnsanların farklı ya da yanlış düşünebileceğini belirten Çelik, terör, anarşi ve şiddet ile düşünce özgürlüğünün farklı olduğunu söyledi.

Çelik, ''İster Türk, ister Kürt, ister gayrimüslim, ister Müslim, ister Sünni ister Alevi... Bu ülkede herkes medeni insanlar olarak kendi düşüncelerini ifade edebilmelidir. Düşünce özgürlüğüne sonuna kadar evet, teröre, şiddete kaba kuvvete sonuna kadar hayır'' diye konuştu.