CHP Suriye tezkeresine 'hayır' diyecek

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, bugün TBMM'de oylanacak Suriye tezkeresine "hayır" diyeceklerini açıkladı.

03.10.2013 - 11:21

CHP Suriye tezkeresine 'hayır' diyecek

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, canlı yayında NTV Muhabiri Miray Akdağ Uluç'un gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu, Meclis'te bugün oylanacak Suriye tezkeresine 'hayır' oyu vereceklerini söyledi.

Demokratikleşme paketine yönelik eleştirilerde de bulunan CHP Lideri, "Demokrasi gıdım gıdım gelmez. 'Ben istediğim kadar getirim' demek diktatörlük anlayışıdır'' ifadesini kullandı.

-Bugün TBMM'de oylanacak bir Suriye tezkeresi var. Söz konusu tezkereye kimyasal tehdit ve göç ifadeleri de eklendi. Sizin tezkere ile ilgili düşünceleriniz neler? Genel Kurul'daki tavrınız ne olacak?

Kemal Kılıçdaroğlu: Suriye ile ilgili angajman kuralları değişti, bir saldırı gelirse doğrudan bizim müdahale etme yetkimiz var. Bunu bütün dünyaya duyurduk. O zaman bu tezkerenin anlamı ne? Biz bölgemizde barış istiyoruz.

'SURİYE'NİN BİZE SALDIRACAK HALİ Mİ VAR?'
Suriye'nin bize saldıracak hali mi var? Ama birisi saldırırsa biz de saldıracağız diye bir altyapı içinde iktidar. Türkiye kendi bölgesinde barışın güvencesi olmalıdır. Ortadoğu'da barışın güvencesi huzurun güvencesi olmalıdır. Bu halk savaşlardan, terörden çok çekti. Yeniden başımıza böyle bir bela almayı asla doğru bulmuyoruz ve bu tezkereye 'hayır' oyu vereceğiz.

-Reyhanlı'da çok sayıda vatandaşın yaşamını yitirdiği olayla ilgili sorumluluğu El Kaide'ye bağlı bir örgüt üstlendi. Bunu nasıl değerlendirmek gerekiyor acaba?

Kemal Kılıçdaroğlu: El Kaide'nin daha önce İstanbul'da terör eylemleri gerçekleştirdiğini biliyoruz. Çok sayıda vatandaşımız öldü ve yaralandı. Terör örgütü olduğunu sadece biz değil bütün dünya biliyor ve tescilli bir örgüt bu. Burada daha vahim olanı zaten El Kaide böyle bir eylem yaptığını açıklamıştı. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 'Bu El Kaide'nin açıklaması değildir' diye bir karşı açıklama yapması daha vahim olanı.

'BU AKP İLE EL KAİDE ARASINDA BİR DİYALOG VAR DEMEK'
Bu Adalet ve Kalkınma Partisi ile El Kaide arasında bir işbirliği var bir diyalog var demektir. Ne zamandan beri emniyet El Kaide adına açıklama yapma yetkisini kendisinde görüyor. Emniyet Genel Müdürlüğü bu talimatı kimden almıştır? El Kaide ile ne zaman görüştü ne zaman böyle bir açıklama yapma ihtiyacı doğdu? Bunu anlamakta zorluk çekiyorum ve kabul etmiyorum. Böyle bir açıklamayı duyduğum zaman inanın tüylerim diken diken oldu. Hükümetin bu konuda çok acil önlem alması lazım gereğini yapması lazım. Türk emniyetinin terör örgütü ile işbirliği halinde olması gerçekten vahim.

-Aynı açıklamada 7 Ekim'e kadar hükümete verilen bir süre vardı. Suriye ile iki sınır kapısının daha açılmasını talep ediyorlar ve bu gerçekleşmezse büyük kentlerde bir takım saldırılar gerçekleştirilebileceğine yönelik uyarılar var.

Kemal Kılıçdaroğlu: Daha önce Reyhanlı'daki patlamaları sayın başbakan Cumhuriyet Halk Partisi'ne maletmeye kalktı. Bana sordukları zaman gazeteciler 'Allah akıl fikir versin' dedim. Şimdi gerçekler ortaya çıkmaya başladı.

'TÜRKİYE TERÖR İTHAL EDEN ÜLKE HALİNE GELDİ'
El Kaide üyelerini siz alır Türkiye'ye getirirseniz, Türkiye'de eğitirseniz, eline silah verirseniz, cebine para koyup Suriye gönderip 'Git oradaki Müslüman kardeşini öldür' derseniz varacağı sonuç bu. Türkiye artık terör ithal eden ülke konumuna geldi. Bu Türkiye'nin başına bela olacak.

-Demokratikleşme paketi ile ilgili kamuda başörtüsü ile ilgili hükümetten gelen öneriye ilişkin bir değerlendirmeniz olmadı. Partinizin bu konudaki görüşü nedir?

Kemal Kılıçdaroğlu: Biz hukuk devletiyiz, anayasamız var, mahkemelerimiz var, Anayasa Mahkemesi'nin, AİHM'in evrensel hukukun kararları var. Hukuk devleti çerçevesi içinde ne gerekiyorsa onun yapılması lazım. Biz kendi iç hukukumuzu eğer yetersizse eksikse anayasamız dahil uluslararası hukuk geçerlidir diye anayasamıza hüküm bile koyduk. Bu konuda evrensel hukukun gerekleri neyse onun yapılması gerekiyor. Ortada bir uygulama görmediğimiz için alınan bir karar olmadığı için yorum yapmayı doğru bulmadık.

-Peki sizce kanunun çeşitli yerlerinde başörtülü kamu çalışanlarının olması uygun mu?

Kemal Kılıçdaroğlu: Şu anda bir yönetmeliğimiz var o yönetmelik yürürlükte onun gereğine herkesin uyması gerekiyor. Örneğin Meclis İç Tüzüğü var ve ben kravatsız Meclis Genel Kurulu'na gidemem. Başbakan da sayın cumhurbaşkanı da gelemez. Dolayısıyla kurallara hepimiz uymak zorundayız. Devlet dediğiniz kurum bir kurallar zincirinden oluşuyor. Eğer bu kuralları yok ederseniz devlet dediğimiz varlığı yok etmiş oluruz. Ama devlet dediğiniz varlık yurttaşın özgürlüğünü haklarını ve güvencesi olmak durumundadır. Kural eğer siz sağlıklı bir zemin içinde uluslararası hukukun gereklerine uygun olarak düzenlemeler getirirseniz buna kimsenin itiraz edecek hali yok.

-Partinizin 17 maddelik demokrasi ve özgürlük bildirgesi olmuştu. Bu bildirgenin yeniden revize edilmesi gündemde olduğu belirtiliyor. Özellikle ana dil ve koruculukla ilgili yeni öneriler eklenecek gibi görülüyor.

Kemal Kılıçdaroğlu: Biz aslında 17 madde dedik ama bu 25 madde de olabilir 30 da olabilir. Örneğin yurtdışında işçilerimiz var çok sayıda onlarında parlamentoda temsilcileri olabilir. Öneriler çok fazla. Anadil konusunda bizim görüşümüz çok açık herkes anadilini öğrenebilir, devlet bu olanağı sağlayabilir ama Türkçenin resmi dil olduğunu bunu hepimizin kabul etmesi gerektiğini hepimiz biliyoruz. Eğitim dilinin de Türkçe olması konusunda bizim görüşümüz var zaten.

-Hükümetin önerisini nasıl buldunuz? Özel okullara anadilin eğitimine imkan tanıyan bir öneri yer alıyor.

Kemal Kılıçdaroğlu: Anayasanın değişmesi gerekiyor. Bu paketi biz bir demokrasi paketi olarak görmüyoruz zaten. Bu paket bildiğimiz Adalet ve Kalkınma Partisi'nin seçim paketi. İmralı ile yapılan görüşmeler var o görüşmeler çerçevesinde verilen sözlerden bir kısmı bunun içine ilave edilmiş ve bu demokrasi paketi olarak halka sunulmaya çalışılıyor.

'AYIP OLAN DEMOKRASİ İLE BU PAKETİ YAN YANA GETİRMEK'
Ayıp olan zaten demokrasi ile bu paketi yan yana getirmek. Ben kendi milletvekili sayımı nasıl koruyabilirim. Diğer partilerin çıkarması gereken milletvekillerini ben kendi partime bir yasal düzenleme ile nasıl aktarabilirim bunun arayışları var. Bizim açıkladığımız paket toplumun tartışmasına açılan bir pakettir. Eksiğimiz, yanlışımız olabilir. Oturup tartışılır gerçekten demokrasiyi bu ülkeye getireceksek maddelerin hepsini kabul ederiz.

-Seçim barajının yüzde 3'e düşürülmesiyle ilgili önerinize Başbakan Erdoğan'dan çok da olumlu yanıt gelmedi gibi görünüyor.

Kemal Kılıçdaroğlu: Demokrasiden yana bir tavrı yok ki zaten. Kendi partisinde demokrasiyi getiremeyen insan ülkeye mi demokrasi getirecek. Ülkede demokrasi açığı var kendisi de kabul ediyor. Düne kadar ileri demokrasi diyordu madem öyle o zaman bu pakete ne gerek var. Demek ki o ileri demokrasi lafları tümüyle hikayeymiş. Gerçek bu ülkede demokrasi açığı olduğu. Yıllar yılı Avrupa Birliği'nin ilerleme raporlarında demokrasi açığımız anlatıldı, alınması gereken önlemler yazıldı, çizildi. Kulaklarını tıkadılar hepsine. Gazeteciler mi hapisten çıkıyor, milletvekilleri mi hapisten çıkıyor, öğretim üyeleri mi hapisten çıkıyor, gencecik üniversite öğrencileri mi hapisten çıkıyor, parasız eğitim istiyorum diyen öğrenci mi hapisten çıkıyor? Hayır. Üç tane harf getiriyoruz X, W, Q harfleriymiş. Açsınlar 1997 tarihinde sayın Hikmet Ulubay'ın Milli Eğitim Bakanlığı yaptığı dönemdeki gazetelere baksınlar. Orada çocuklara zaten bu harfler öğretiliyor.

'1997'DE YAPILANLARI 2013'TE REFORM PAKETİ DİYE SUNUYORLAR'
1997'de yapılarını 2013'te reform paketi diye halka sunuyorsunuz. Bazı televizyon markalarında bugün bu harfler zaten kullanılıyor. Bunları toplum aşmış durumda. Demokrasi farklı bir şey bir uygarlık birikimidir. Sizin uygarlık birikiminiz var mı? Önce demokrasi kültürüne sahip olacaksınız, eleştiriye tahammül edeceksiniz.

'BU PAKET SEÇİM PAKETİ'
Eleştiriye tahammül edemeyen adamın demokrasi getirme şansı yoktur. Hele kalkıp gençlere kininize unutmayın, hangi kin sen kin mi öğreteceksin? Sevgiyi öğretmek varken kininizi unutmayın diye telkinde bulunmak demokrasilerde olur mu? Önümüzdeki seçimlerde tabanımı nasıl tutabilirim onlara nasıl mesaj verebilirim getirilen paket bir seçim paketi.

-Alevilere yönelik bir düzenleme yoktu ve hükümetten bir açıklama geldi ve başka bir paket daha açıklayacağız dediler. Sizin o paketten beklentileriniz neler?

Kemal Kılıçdaroğlu: Bu hükümetin demokrasi getireceğine inanmıyorum bunu çok samimi söylüyorum. Demokrasi gıdım gıdım gelmez. Eğer böyle bir demokrasi anlayışınız varsa bu ben istediğim kadar topluma demokrasiyi getiririm ben lütfederim bu diktatörlük anlayışıdır. Demokrasi ve özgürlüğü çağdaş uygarlığın gerektirdiği, batı standartlarının gerektirdiği bütün kurumları getirerek getireceksiniz. Ulusal kurtuluş savaşını verenler hemen savaştan sonra medeni kanunu getirdiler, ceza kanununu getirdiler, modern Türkiye'yi inşa ettiler. Onların bir hedefi vardı çağdaş uygarlığı biz yakalayacağız ve onu aşacağız. Şimdi demokrasi açığımız var geriye doğru gidiyoruz demokrasi açısından. Bir kişinin iradesiyle her şey oluyor.

'MECLİS BAŞKANI, BAŞBAKAN'A SESSİZ KALIYOR'
TBMM Başkanı kendi parlamentosuyla ilgili başbakanın yaptığı saldırılara karşı sessiz kalabiliyor. Dün açıklama yapıyoruz kürsüden sayın başkan Mısır'daki darbeyi eleştiriyor. Saygı duyarım hiç itirazım yok. Ama aynı başkanı uluslararası mahkemelerde aranan savaş suçu işlediği katliam yaptığı için aranan Ömer el Beşir'i bu hükümet Türkiye'ye davet ettiği zaman niye eleştirmiyor. Ömer el Beşir darbeciydi yüz binlerce kişiyi öldürdü. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti Türkiye'ye davet etti bunu neden eleştiremiyor. Hani siz darbelere karşıydınız. Nasıl kırmızı halı serip onu davet edebilirsiniz? Türkiye'nin gerçek anlamda demokratik, özgürlükçü bir ülke olmasını istiyoruz. Geleneklerine saygılı örfüne, adetine saygılı, çağdaş uygarlığı hedefleyen bir Türkiye'ye istiyoruz.

-Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 'Milletin hizmetinde olmaya devam edeceğim' dedi. Bu da bir süre daha siyaset sahnesinde görev alacağı şeklinde yorumlandı.

Kemal Kılıçdaroğlu: Sayın Gül yaptığı açıklama ile zaten siyaseti bırakmayacağını ifade etti. Önümüzdeki süreçte bunu göreceğiz.

-İktidar partisi için nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Şu anda sessizliğini koruğunu biliyoruz iktidar partisinin. Orada farklı amaçlar var. Belki önümüzdeki süreçte biraz daha net bir tablo görmüş olacağız.

-Andımızla ilgili bir öneri vardı ve yine Cumhuriyet Halk Partisi'nde bir değerlendirme gelmemişti. Sizin bu konuyla ilgili açıklamanız ne olacak?

Kemal Kılıçdaroğlu: Gerçekten merak ediyorum Recep Tayyip Erdoğan Andın neresinden rahatsız? Neden bunu açıklamıyor. Andımız niçin kalktı? Çıksın milletin önüne şu gerekçe ile 'Ben bu Andı kabul etmiyorum' desin. Biz çocuklarımıza birliği ve beraberliği öğretmek zorundayız. Bizim Andımızda bir; ulusal bağımsızlık savaşı yer almalı, bağımsızlık ve özgürlük benim karakterimdir diyen Mustafa Kemal'in o hedefi Andımızda olmalı.

'ERDOĞAN ANDIMIZIN NERESİNDEN RAHATSIZ?'
İki, aynı zamanda bir hedef olmalı ve bu hedef çağdaş uygarlığı yakalamaktır. Erdoğan'ın ne şikayeti var ben bilmiyorum. İlköğretim ağacın gövdesini oluşturan eğitimdir yani birliği ve bütünlüğü öğretendir. Belli bir yaşa geldikten sonra farklı görüşler oluşur dallar oluşur ama hiçbir zaman gövde budanmaz. Siz gövdeyi kesiyorsunuz bu doğru değil. Bütün gazeteci arkadaşlarımdan rica ediyorum benim sorduğumu söylesinler; Sayın Erdoğan Andımızın neresinden rahatsız?

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...