Cumhurbaşkanı Erdoğan: ABD ve Avrupa ile yeni bir sayfa açmayı umuyoruz

AK Parti grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD ve Avrupa ile ilişkilerde yeni bir sayfa açmak istediklerini söyledi. Konuşmasında AİHM'in Selahattin Demirtaş kararını eleştiren Erdoğan, 2021 yılı burs ve kredi miktarlarını da açıkladı. Grup toplantısı sonrası asgari ücretle ilgili soruya yanıt veren Erdoğan, "Belli bir yere gelsin, sonra konuşalım" dedi.

ntv.com.tr 23.12.2020 - 16:26 | Son Güncelleme : 23.12.2020 - 16:27

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ABD ve Avrupa ile yeni bir sayfa açmayı umuyoruz

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM'deki grup toplantısına katıldı.

Erdoğan'ın burada yaptığı konuşmadan öne çıkanlar şöyle:

"Meclis'te kabul edilmesiyle bütçe artık iktidarı ve muhalefetiyle tüm milletin bütçesi haline gelmiştir. Her bütçe önemlidir ama salgın nedeniyla 2021 bütçesi daha önemlidir. Böylesine kritik dönemde bütçe tartışmalarının yoğun ve kapsamlı olması normaldir. Yalan ve iftiradan uzak her eleştiriye açığız. Bütçe görüşmelerinde seviyeli değerlendirmeler ortaya konmuştur. Ancak ahlak sınırlarını aşanlar da olmuştur. Takdiri milletimize bırakıyoruz. Bu zihniyetle hiçbir yere varamayız. 

Bizimle projede yarışamayanların işi yalan yarışına çevirenler ülkemiz adına büyük kayıptır. Bu yalanları milletin gözünün içine baka baka söylüyorlar. Bir doğrunun yanına 9 yalan katarak buna herkesin inanmasını bekliyorlar. Herkese hakaret etmekten çekinmiyorlar. kendilerini tek parti devrinde sanıyorlar. Bunlar kendilerini hala herkesi karşılarında hizaya diktikleri tek parti devrinde sanıyorlar. 

Demokraside asıl olan tehditler yağdırmak değil millete hizmet etmektir. Bu ülkede hiç kimsenin CHP'nin isteğine yönelik davranma gibi bir durumu yoktur. Proje üretmek yerine başkalarının projelerine payandalık etmek bizim itibar edeceğimiz bir siyaset atrzı değildir. 

"TEMİZLENMEDEN MİLLETİN KARŞISINA ÇIKMAMALILAR"

CHP'de gün geçmiyor ki bir taciz, tecavüz, hırsızlık olayı duymayalım. Sonradan çıkıp utanmadan başkanlarımız şöyle temiz şöyle başarılıdır diyor. Adliye adliye dolaşıyorlar. Ciddi manada bir check-up'tan geçmesi lazım. Milletimiz iktidarı ele geçirirlerse neler yapabileceklerini biliyorlar. Tecavüz, taciz, hırsızlık rezilliklerinin hesabını vermekten kurtulamayacaklar. CHP'nin, eğer azıcık ar, haya duygusu varsa, tüm bu taciz, tecavüz, hırsızlık iddialarından temizlenmeden milletin karşısına çıkmaması lazımdır.

"BU NE SAPKINLIK?"

Ne diyor; 'Uyuşturucu kaçakçılarına, organ mafyasına vergi'. Bu ne demek biliyor musunuz; 'Uyuşturucu satıcılığı yapabilirisiniz, organ mafyası olarak örgütler kurabilirsiniz'. Ya sen ne yapıyorsun, farkında mısın? Bu ne sapkınlıktır. İstikametini tamamen şaşırmış.

TÜRKÇE KUR'AN TEPKİSİ

Hz. Mevlana'nın izinden gidiyorsanız bu yolun geleneklerine saygı göstermek zorundasınız. Dert bu ülkenin değerleri ile oynamak. Milletin böyle bir talebi yokken, ideolojik, turistik, ticari hesaplarla dini sembollerimize sataşılmasını art niyetli buluyoruz. Korkarız ki bu iş bir tarihçi yazarımızın dediği gibi İstiklal Mahkemeleri'nin kurulmasına kadar gider.

"1940'LARIN FAŞİZMİNE DÖNÜŞ HESAPLARI VAR"

Ülkemizi geriye değil ileriye doğru götürecek her hizmetin başımızın üzerinde yeri vardır. Ama milletimizin değerlerine, tarihine, kültürüne yönelik terbiyesizliği, saldırıyı da hoş göremeyiz. Biz, hayatımız boyunca kimsenin kökeniyle, inancıyla, meşrebiyle, kültürüyle, hayat biçimiyle uğraşmadık, uğraşmayız. Ancak kimsenin de inancımıza, meşrebimize, kültürümüze el ve dil uzatmasına müsaade etmeyiz. CHP'nin kafasında, 1940'ların faşist uygulamalarına geri dönüş gibi bir hesap varsa, peşinen bunun yanlış olduğunu söylüyoruz.

"TARİHE GÖMMEK BOYNUMUZNU BORCU"

17-25 darbe girişimini hukuk kılıfına sokmaya çalışanın da, 15 Temmuz darbe girişimine 'tiyatro' diyenin de gerisinde aynı silüet, aynı zihniyet vardır. Kendi ülkesine ve halkına husumeti siyasetinin merkezine oturtan zihniyeti, ona sufle verenlerle birlikte tarihe gömmek boynumuzun borcudur. Bu zihniyetin temsilcisi olan zat, ülkemize yurt dışı ve yurt içinden kaynak kazandırmak için zaman zaman başvurduğumuz Varlık Barışı uygulamasını uyuşturucu, fuhuş ve organ ticaretiyle irtibatlandıracak kadar alçaldı ve düştü.

"ABD İLE YENİ BİR SAYFA AÇMAYI UMUYORUZ"

Yeni yılda ABD ve Avrupa ile olan münasebetlerimizde yeni bir sayfa açmayı arzu ediyoruz. Çok yönlü siyasi, ekonomik ve askeri işbirliklerimizi ABD ile köklü bağlantılarımızın alternatifi olarak görmüyoruz. ABD'nin yeni başkanı Biden'ın Türkiye-ABD ilişkilerine gereken ilgiyi göstereceğine inanıyorum. AB'nin de Türkiye'yi kendinden uzaklaştıran stratejik körlükten biran önce kurtulmasını ümit ediyoruz. Bize bir adım gelene biz koşarak gittik. Bugün de aynı iyimserliği muhafaza ediyoruz.

YENİ BURS MİKTARLARINI AÇIKLADI

Üniversite öğrencilerine müjde vermek istiyoruz. Burs ve kredi miktarını belirledik. Lisans öğrencilerine 650 lira, yüksek lisansta 1300 liraya, doktorada ise 1950 liraya çıkarıyoruz. Ocak ayında 452 bin öğrencimizin hesabına burs, 1 milyon 11 bin öğrencimizin hesabına kredi olarak bu tutarlar yatıracaktır.

AİHM'İN DEMİRTAŞ KARARI

AİHM, Türkiye mahkemelerinin yerine geçecek şekilde karar veremez. Sadece burada verilen kararlar mahkemelerimizce değerlendirilir. AİHM, bu kararı iç hukuk yolları tüketilmeden alarak, istisnai bir uygulama yapmıştır. Kaldı ki biz bireysel başvuru adımını attığımız zaman Türkiye'de Anayasa Mahkemesini, bir defa bütün yolları tüketme unsuru olarak gördük. Ondan sonra AİHM devreye girebilir, bu şekilde bu adım atıldı. Ama şimdi görüyoruz ki burada bütün yollar tüketilmeden AİHM, bu tür kararları alma yoluna tevessül etmiştir. Tamamıyla bu adımlar siyasidir, bunun da gerekçesini biliyoruz. İstisnasını bir kenara bıraksak bile, Selahattin Demirtaş'la ilgili hüküm, aynı mahkemenin mesela İspanya'daki Batasuna Partisi kararındaki gerekçelerle açıkça çelişmektedir. Mahkeme, Batasuna davası kararında, bırakınız şiddet eylemlerini teşvik etmeyi, şiddet eylemlerini açıkça kınamamanın dahi cezaya konu suç sayılabileceğine hükmetmiştir. Terör örgütünün şiddet eylemini kınamamayı teröre destek olarak kabul eden bir mahkemenin, 6-8 Ekim 2014'te 39 vatandaşımızın hunharca katledilmesiyle sonuçlanan bir eylemin baş sorumlusunun tahliyesini istemiş olması, resmen çifte standarttır, hatta ikiyüzlülüktür. AİHM, Türkiye nezdinde saygı görmek istiyorsa, önce dönüp kendi çelişkilerini sorgulamalıdır.

Buradaki tartışmanın konusu, Avrupa Parlamentosunun terör örgütü olarak kabul ettiği PKK ile içli dışlı olan, elinde onlarca masumun kanı bulunan siyasetçi maskeli bir kişi olduğunu tekrar hatırlatmak istiyorum. AİHM şu anda böyle bir teröristi savunmanın arkasında olduğunu bilmeli. Bilmiyorsa bunu devamlı söylemeye devam edeceğiz.

"KOBANİ'NİN KATİLİ BUDUR"

Demirtaş siyasi görevleri veya siyasi söylemleri sebebiyle değil, terörle arasına mesafe koyamadığı, bölücü terör örgütünün emriyle onlarca kişinin ölümüne yol açtığı için milletin gözünde de suçludur. Kobani'nin katili budur. Diyarbakır'daki 53 gencin, yavrumuzun katili budur. Oradaki Kürt kardeşlerimizi sokağa döken, ondan sonra da bu kardeşlerimizin ölümüne neden olan odur. Ey AİHM sen anlamasan da biz anlatmaya devam edeceğiz.

Aynı mahkemenin FETÖ davaları için takınacağı tavrın da işaretleri şimdiden gözükmeye başladı. PKK’ya terör örgütü muamelesi yapmayan, PKK'yla irtibatlı kişileri terörist kabul etmeyen bu mahkemenin FETÖ'yle ilgili olarak aynı yaklaşımı sergilememesini temenni ediyoruz. Aksi takdirde, bunca çifte standarda ve riyakarlığa daha fazla tahammül etmek mecburiyetinde olmadığımızın da bilinmesini isterim.

ASGARİ ÜCRET SORUSUNA YANIT

Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, grup toplantısının ardından bir gazetecinin, "Asgari ücrette gönlünüzden geçen nedir?" sorusuna, "Belli bir yere gelsin, sonra konuşalım" karşılığını verdi.

Sayfa Yükleniyor...