NTV

Erdoğan: Acil anayasal tazelenme talepleri var

Türkiye

Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş yıldönümünde kürsüye çıkan Başbakan, bugün Türkiye'nin içinde bulunduğu durumda acil anayasal tazelenme için taleplerin bulunduğunu söyledi.

Anayasa Mahkemesi'nin 47. kuruluş yıldönümü ve mahkemenin yeni hizmet binasının açılışında konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, anayasa değişikliğini gündeme getirdi.

Türkiye olarak çağa yaraşır bir adalet hizmeti için çaba sarfettiklerini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Toplumsal gelişme, demokratikleşme, insan hak ve özgürlükleri gibi temel alanlarda katettiğimiz mesafe kaçınılmaz olarak bazı anayasal düzenleme taleplerinin doğmasına vesile olmaktadır. Bugün Türkiye'nin içinde bulunduğu durum budur. Toplumsal gelişme, demokratikleşme, insan hak ve hürriyetleri gibi temel alanlarda katettiğimiz mesafeler kaçınılmaz olarak bazı anayasal düzenleme taleplerinin doğmasına da vesile olmaktadır. Bugün Türkiye'nin içinde bulunduğu durum da budur. Anayasa Mahkemesi'nden siyasi partilerimize, Yargıtay'a, sivil toplum örgütlerimize varıncaya kadar geniş bir toplumsal kesimde acil bir anayasal düzenleme veya anayasal alanda yenilenme, tazelenme, güncellenme talepleri doğduğu aşikardır."

Hukuk kurallarının toplumun önünü açan bir rol üstlendiğini vurgulayan Başbakan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bakınız cumhuriyetimizin kurulduğu dönemlerle bugünün Türkiyesi'nin içinde bulunduğu dönem hiç şüphe yok ki tamamen farklı niteliklere sahiptir. Bugün ne Birinci Dünya Savaşının, ne İkinci Dünya Savaşının, ne de Soğuk Savaşın şartları mevcuttur. Öte yandan küreselleşmenin her geçen gün kendini daha güçlü bir şekilde hissettirdiği günümüzde medeniyet yarışında geri kalmamak için her alanda olduğu gibi hukuk normlarımızı da çağdaş dünyanın gereklerine uydurma zorunluluğu doğmuştur. Nitekim cumhuriyetimizin önemli çağdaşlaşma projelerinden olan Avrupa Birliği'ne katılım süreci de bu dönüşümü ve uyumu gerekli kılmaktadır.

Çünkü, hukuk modernleştikçe toplum da modernleşir. Hukuk geliştikçe, özgürleştikçe toplum da gelişir, özgürleşir. Geçmişte çok net biçimde ortaya çıkmıştır ki hukuk her zaman toplumun önünü açan bir rol üstlenmiştir. Hukuk sistemimiz bir yönüyle demokratik, laik, sosyal hukuk sistemi olan cumhuriyetimizin temel niteliklerini koruyan Anayasal ve yasal zeminini güçlendiren bir özellik taşımalıdır."

Türkiye'nin daha çağdaş, daha müreffeh daha gelişmiş, daha kalkınmış bir ülke haline gelmesine zemin hazırlaması gerektiğine işaret eden Erdoğan, hukuk sisteminin en geniş anlamıyla adalet üretmesi, toplumun önünü açması, gelişme ve ilerlemeyi teşvik edici bir fonksiyon görmesinin Türkiye ve millet için hayati bir konu olduğunu söyledi.

Temel hak ve özgürlüklerin anayasal güvence altına alınmadığı, adaletin sağlanmadığı bir toplumda kalkınmadan, ilerlemeden, gelişmeden söz edilemeyeceğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bildiniz gibi Türkiye Cumhuriyeti, Anayasamızda demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlanmaktadır. Devletin bu dört niteliğini asla birbirinden ayıramayız. Bunlardan herhangi birini ötekine feda edemeyiz. Aralarında bir öncelik sıralamasına da gidemeyiz. Bu dört temel nitelik, birbirini tamamlayan, pekiştiren özelliklere sahiptir. Onun için Cumhuriyetimizin bu temel değerlerini her türlü tartışmanın üzerinde tutmaya devam etmek durumundayız.

Anayasamızda ifadesini bulduğu şekliyle cumhuriyetimize de demokrasimize de laikliğe de ruhu ve lafzıyla birlikte sahip çıkmalıyız. Milletimizin hukuka ve yargıya olan güvenini de ancak bu şekilde koruyabiliriz. Uluslararası kamuoyunda Türk yargısını örnek bir konuma yükseltmek bütün Türk vatandaşlarına düşen bir görevdir. Ancak yargı mensuplarımız, siyasetçilerimiz bu konuda daha hassas olmalıdır. Zira demokrasinin olgunluğuyla hukukun olgunluğu birbirine paraleldir. Birbirine bağlı olarak ilerlemektedir. Bu bakımdan demokrasi ile hukukun çatışması düşünülemez. Ancak her ikisi de birbirini zenginleştiren, birbirini güçlendiren değerlerdir."