Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisince Mersin'de, düzenlenen mitingde konuştu.

Erdoğan, CHP ile yaşanan afiş tartışmasına değinerek şunları söyledi:

''İstanbul'da, Diyarbakır'da bazı yerlerde bilboardlarda bu CHP ne tür afişler astırdı biliyor musunuz, 'rahibe kıyafeti giydirmeye evet.' Yani benim örtülü giyinen vatandaşlarımın kıyafetini rahibe kıyafetine benzetecek kadar bunlar saptılar, sapıttılar. Şimdi ne diyor, gene kıvırmaya başladı. Diyor ki 'bu bize ait değil, hükümet bunu bulsun çıkartsın'. Bu benim görevim değil, senin görevin.''

Başbakan Erdoğan, iktidarda bulundukları 8 yıl boyunca Türkiye'nin sorunlarını çözmek için gece gündüz çalıştıklarını, koşturduklarını ve sorunların birçoğunu da çözdüklerini ifade etti.

Sorunları çözmek isterken ''statükonun, sorunların üzerine gitmelerinden rahatsız olan çevrelerin, mevcut durumdan memnun olan tuzu kuruların'' karşılarına engeller koyduğunu anlatan Erdoğan, ''Düzenleri bozulan, milletin enerjisini, kaynaklarını tüketen çeteler karşımıza çıktı. Sizlerden aldığımız destekle, hayır duanızla hiçbirine eyvallah demedik, boynumuzu bükmedik. 'Türkiye değişecek, ağırlıklarından kurtulacak, prangalarını söküp atacak' dedik, bunu başarıyoruz'' diye konuştu.

Erdoğan, iktidara geldiklerinde Mersin Limanı'nı Ortadoğu'nun lojistik merkezi yapmayı vadettiklerini, ancak Danıştayın limanın özelleştirilmesiyle ilgili görüşünü 1.5 yıl gecikmeli olarak açıklaması nedeniyle devletin 96 milyon dolar zarara uğradığını belirtti.

Başbakan Erdoğan, bu zararın, paranın milletin cebinden çıktığını ifade ederek, ''Danıştayın son dönemdeki gecikmeli kararlarından dolayı Türkiye 2.6 milyar dolar zarara uğradı'' dedi.

Milletin ve devletin menfaatine olan konularda kararlarını geç açıkladığını ifade ettiği Danıştay'ın, Tam Gün Yasası'nda Sağlık Bakanlığı'nın basın açıklaması üzerinden ''ışık hızıyla'' 24 saatte yürütmeyi durdurma kararı verdiğini söyleyen Erdoğan, şöyle konuştu:

''Danıştay, millet aleyhine karar verdi, lehine değil. Ben siyasetçi olarak yanlış yaparsam bunun hesabını millete veriyorum, sandıkta, bedelini milletim bana ödetiyor. Danıştayın sebep olduğu zararların hesabını kim soracak, bedelini kim ödeyecek. Ben çıkıyorum, 'siyaset yapmak isteyen cübbesini çıkarsın, siyasete girsin' diyorum. Beyefendiler kızıyor ama siyaset yapmaktan, siyasete müdahale etmekten kaçınmıyorlar. Millet iradesi üzerinde kirli oyunlar oynamaktan hiç çekinmiyorlar.

'İMRALI İLE İTTİFAK KURMAYI KONUŞUYORLAR'
Yüksek yargı mensupları arasında geçen telefon konuşmaları internete düştü. Oralarda neler konuşulduğunu duydunuz mu? Ne tür çirkin planlar kurulduğunu gördünüz mü? Ne tür kirli tezgahların hazırlandığını biliyor musunuz? Ne diyorlar, halk oylamasında 'hayır' çıksın diye İmralı ile ittifak kurmayı konuşuyorlar. Tunceli'de yolu kesip, köylülere halk oylamasında 'hayır' diyeceksiniz diyen teröristlerle, 'hayır' için kirli oyunlara başvuranları benim milletim affeder mi? Bu ne gözü dönmüşlüktük. 12 Eylülde 'evet' diyerek bu kirli tezgahları bozacaksınız. 12 Eylülde 'evet' diyerek Türkiye üzerine çökmüş karabulutları dağıtacaksınız, Türkiye'nin ufkunu aydınlatacaksınız, önünü açacaksınız.''

CHP'nin Anayasa değişikliği paketi oylamaları sırasında HSYK ve Anayasa Mahkemesi ile ilgili maddelerin çıkartılması halinde pakete destek vereceklerini ifade ettiğini dile getiren Erdoğan, CHP yönetiminin milletvekillerini oy kullanmak için oy kabinine göndermediğini, milletin iradesine ipotek koyduğunu söyledi.

''CHP ve BDP oy kabinine milletvekillerini göndermedi, bu nasıl demokrasi, bu milli iradeyi ipotek altına almak değil mi'' diyen Erdoğan, CHP'nin daha sonra Anayasa değişikliği paketini Anayasa Mahkemesi'ne gönderdiğini anlattı.

Anayasa Mahkemesi'nin ''biraz redaksiyon yaptığını'' belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

''Enteresan olan şu, Anayasa Mahkemesi ne diyor biliyor musunuz? 'Bu metin, Türkiye'nin geleceğiyle alakalı olarak, yürütmenin kendi yetkilerini daha da azaltan bir metindir' diyor. Buna rağmen isyan etti muhalefet, şimdi biz size geldik, milletimize getirdik. 12 Eylül'de bu işi bitiriyoruz. Milletin hayrına olan hiçbir konuda bir araya gelemeyenler, 'hayır' noktasında bir araya geldi. CHP, MHP, BDP, Türkiye Komünist Partisi, İşçi Partisi, YARSAV bir de bir kısım medya, çeteler. Bir kısım medya diyorum, çünkü biz MHP ile başörtüsü konusunda bir anlaşma yaptık, kızlarımız üniversiteye rahat gidebilsin diye, 411 oyla Meclis'ten geçti, ertesi gün TÜrkiye'nin en çok satan gazetesi bir başlık attı, '411 el kaosa kalktı' diye. Hani özgürlükten, haklardan yanaydınız. CHP ne yaptı? Hemen Anayasa Mahkemesi'ne gitti. Şimdi ne diyor? 'Başörtü sorununu ben çözerim' diyor. İnandınız mı? İnanın kendisi de inanmıyor, bunlar akşam başka konuşur sabah başka konuşur. Anayasa Mahkemesi'ne götürenler arasında onun da imzası yok muydu? Dürüst ol, dürüst ol da siyasetçi zannetsinler. Benim milletim bu oyunları yutmuyor.

Çarşaflı vatandaşlarımıza CHP rozeti taktılar, sonra otobüsten tekme tokat indirdiler. 12 Eylül'de bunun da hesabını sormaya 'evet' mi? Bu aldatmacalardan bıktık. Özgürlükler hepimizin ortak mücadelesi olacak. Çünkü senin özgürlüğün benim özgürlüğüm, benim özgürlüğüm de senin özgürlüğün olmalıdır. Bunu paylaştık mı, iş bitmiştir. 12 Eylül'de bu değişiklik yeter mi, yetmez. Şimdi daha geniş tabanlı, daha katılımcı bir anayasa için kapıyı açıyoruz.''