Ertuğrul Özkök 30 Eylül 1986 günü "Siyasal yasaklar gündemde" yazısı ile Hürriyet gazetesinde ilk yazısını yazdı. Özkök bu yazısında 28 Eylül 1986'da yapılan ara seçimleri değerlendiriyordu.

İlişkili Haberler


İşte Ertuğrul Özkök'ün Hürriyet gazetesindeki ilk yazısı;

“28 Eylül ara seçimlerinden önceki kampanya sırasında yasaklı eski siyasi liderlerin sahneye çıkmaları ve belli partileri desteklemeleri, ayrıca bu seçimlerde onaya çıkan yeni tablo, siyasal haklar konusunu yeniden gündeme getiriyor. Ankara'daki siyasi gözlemciler, bu konudaki gelişmeleri şöyle özetliyorlar:

1. Ecevit'in beraatı:

Bülent Ecevit’in DSP Kurucular Kurultayı'nda yaptığı konuşma ve o sıralarda verdiği demeçlerde bu partiyi desteklediğini açıklaması ile bu konu hukuki planda tartışmaya açıldı. Ecevit hakkında açılan davanın beraatine sonuçlanması, siyasi haklar konusunda yeni bir durumun ortaya çıkmasına yol açtı. Duruşmada Savcı İhsan Boyer, Ecevit’in beraatını isterken, Siyasi Partiler Yasası'nın geçici birinci maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürdü. Bu durumda. Anayasa acısından ilginç bir durum ortaya çıktı. Çünkü savcının Anayasa'ya aykırı olduğunu öne sürdüğü Siyasi Partiler Yasası'nın geçici birinci maddesi, Anayasa'nın siyasi yasaklarla ilgili geçici dördüncü maddesinin aynısıdır. Bu durumda, siyası yasakların Anayasa'ya aykırılığı ilk kez savcılık tarafından öne sürüldü ve bu işlem hâkim tarafından da dikkate alınarak Ecevit'in beraatına karar verildi. Bu da hukuk çevrelerinde Anayasa'nın siyasi yasaklarla ilgili bölümünün hukuki planda tartışmaya açıldığı biçiminde yorumlanıyor.

2. Ara seçimde orlaya çıkan siyasi tablo:

Ara seçimlerde ortaya çıkan tablo da siyasi yasakların fiili planda ortadan kalkışında önemli bir aşama olarak değerlendiriliyor. Önceki gün yapılan seçimde, yasaklı siyasi liderlerden Demirel, Ecevit, Erbakan ve Türkeş'in destekledikleri partilerin toplam yüzde 40 dolayında oy almaları, bu yasakların seçmenin bir bölümü tarafından benimsenmediği biçiminde yorumlanıyor. Anayasa hukukçuları, böyle bir seçim aritmetiği ile siyasi yasakların uzun süre fiiliyatla kalmasının mümkün olamayacağı görüşündeler.

3. Seçim Kampanyası sırasında yasaklı liderlerin fiilen siyasete girmeleri:

28 Eylül'e giden günlerde yasaklı siyasi liderlerin fiilen siyaset meydanına inmeleri, parti mitinglerinde yer almaları kamuoyu gözünde bu yasakları tartışma götürür hale getirdi. Bu durumda, yasak kapsamına giren siyasilerin her ne kadar bu partilerle herhangi bir bağ kurmaları yasaklanıyorsa da fiiliyatta kamuoyu önünde bu bağ kurulmuş oldu. Bazı hukukçular seçimlerde alınan oyların da bu bağı tescil ettiği biçiminde yorumluyorlar.

Bu gelişmeler Ankara'da, siyasi yasaklar konusunda gündeme gelme ihtimalini güçlendiren gelişmeler olarak değerlendiriliyor. Bu arada ANAP içerisinde bir bölümün de son seçimlerde Demirel'in -yasaklı olma avantajını kullandığı ve bu durumun da DYP'nin beklenenin üzerinde oy almasını sağladığı görüşünde oldukları belirtiliyor. Bu nedenle Başbakan Özal'ın ‘Siyasi yasaklar konusunu 1988 den sonra ele alma yolundaki görüşünü’ yeniden gözden geçirebileceği belirtiliyor. SHP’nin de eskiden beri siyasi yasakların kalkması görüşünde olduğu düşünülürse Anayasa değişikliği için TBMM'de elverişli bir aritmetiğin ortaya çıkması beklenebilir.

Bu konuda görüşüne başvurduğumuz Anayasa Hukuku Profesörü Tarık Zafer Turtaya da siyasi yasakların hukuken olmasa da fiilen ortadan kalktığı görüşünü savundu. Prol. Tunaya, son günlerdeki gelişmelerin bu yasakları artık fiilen yürümez duruma getirdiğini, hakim ve savcıların da bu durumdan tereddüte düştüklerini belirterek, ‘Yasakların sosyal ve siyasal temeli ortadan kalkmıştır. Bu durumda TBMM’nin buna bir çözüm bulması zamanı gelmiştir’ dedi.

Seçim ertesinde Ankara'da siyasal yasakların kalkması ile ilgili koşulların olgunlaşma sürecine girdiği belirtiliyor.”