Yaşı kaç, yaşam şartları ne olursa her çocuğun; ona sevgiyle kucak açan bi aileye, her an omzunda hissedeceği şefkatli bir ele, sıcacık ve huzurlu bir yuvaya ihtiyacı var... Eğer bunlardan biri eksik ise işte o zaman durum gerçekten çok vahim...

Türkiye'de binlerce, milyonlarca yardıma ve korunmaya muhtaç çocuk bulunuyor. Kimi sokakta yaşıyor, kimi herhangi bir köşe başında karşınıza çıkıyor, kimi ise dileniyor, anne-babasından şiddet görüyor ya da cinsel istismara maruz kalıyor... Sonuç her ne olursa olsun, hepsinin ortak bir öyküsü var... Bu savunmasız, minik bedenler; onlara karşılıksız, beklentisiz ve gerçekten sevgi ile kucak açacak birilerine muhtaçlar...

İşte o kucaklardan biri de yıllardır bu işi büyük bir özveriyle yapan "Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı"... Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ile işbirliği içerisinde olan vakfın yüzlerce "Koruncuk"u yani çocuğu var... Bolluca Çocukköyü'nde her birinin mutlu, sağlıklı ve iyi koşullarda yetişmiş birer birey olması için canla başla çalışıyorlar. Bu Türkiye'nin ilk çocukköyü... O nedenle yaptıkları iş çok önemli ve hedefleri çok büyük; onlarca çocukköyü daha yapmak ve binlerce çocuğun hayatını kurtarmak...

Peki bu meşakkatli sorumluluğun üstesinden nasıl geliyorlar?

Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Pınar Aran, hem vakfın çalışmalarını anlattı hem de Türkiye'deki çocuk ve aile ilişkisini değerlendirdi.

Koruncuk yani Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı kaç yıldır hizmet veriyor?Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı (TKMCV), 1979'da her çocuğun şefkat, sevgi ve anlayış görme, yeterli beslenme ve sağlıklı bir ortamda yaşama, oyun ve eğlence olanaklarından yararlanma, çağdaş bir eğitim alma ve yeteneklerini geliştirme, kısaca insan haysiyetine yakışır bir şekilde yaşama hakkı olduğuna inanan bürokratlar ve gönüllüler tarafından kuruldu.

1988 senesine kadar korunmaya muhtaç çocuklar konusunda dünyada uygulanan bütün modelleri araştırarak şu an uyguladığı ve dünya üzerinde 132 ülkede büyük bir başarı ile uygulanan Çocukköyleri modelini seçti.

1992'de İstanbul Bolluca'da ilk Çocukköyünü hizmete açan TKMCV, SHÇEK ile bir protokol dahilinde işbirliği yaptı.

Kaç çocuğa kucak açtı?
Şu ana kadar 110 tanesi halen korunma kararlı 300'e yakın çocuğa kucak açtı. Şu an evlendirdiği ve çocuk sahibi olmuş kızlar ve erkekler var.

Nasıl bir çalışma yürütülüyor? Çocukköyünde neler yapılıyor?
Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı, SHÇEK kanalı ile 0-6 yaş arası korunma kararlı korunmaya muhtaç çocukların, yani Koruncukların, Çocukköyüne geldikleri andan itibaren bir aile ortamında sağlıklı gelişmeleri, eğitim ve öğretim görmeleri, kişisel yeteneklerini geliştirmeleri, geleceğe hazır ve topluma faydalı bireyler olmaları için çalışıyor.

Aile ortamında büyüyen çocuk, Çocukköyünden ayrılsa bile büyüdüğü evi ve ailesini unutmuyor, onların varlığını hissederek hayata güvenle atılıyor.

TÜRKİYE'DEKİ TEK VAKIF
Vakfın projeleri arasında neler yer alıyor?
Vakıf, 2004'ten beri Unesco Ecosoc danışma kurulu üyesi ve Türkiye'deki, bu statüde yer alan tek vakıf.

110 Koruncuğun yaşamını sürdürdüğü Bolluca Çocukköyü'nün başarısı ile ivme kazanan vakıf; Türkiye'nin en çok ihtiyaç duyulan illerinde kurmak istediği 5 yeni Çocukköyünü bir an önce hayata geçirmek ve daha birçok Koruncuğa el verip hayata tutunmalarını sağlamak istiyor.

Bunun yanı sıra Bolluca Çocukköyü'nde devam eden ve sponsor aranan çeşitli projeleri var.

Sponsoru olan ve bitme aşamasına gelenler; "Numil Kültür Merkezi", "Atiye Mutlu Kız Gençlik Evi" ve "Erkek Gençlik Evi" projeleri...

Sponsor arananlar ise şöyle anlatılabilir:

- Yeni bir Çocukköyü kurulması ve 5 senelik işletme giderlerine katkı.
Sponsor olacak firmanın adı 5 yıl boyunca Çocukköyü adı ile birlikte anılacak. Çocukköyündeki her eve firmanın veya kişinin istediği isimler verilecek.

- Bolluca Çocukköyü'ndeki bir aile evine isim sponsorluğu: 150.000 TL
Ortalama 8 çocuğun anneleri ile beraber yaşadığı Aile Evimizin isim sponsoruna ait tabela ömür boyu evin girişinde yer alacak. Evde yaşayan çocuklar ergen yaşa gelip Gençlik Evlerine geçtikçe boşalan yere SHÇEK'ten talebimiz doğrultusunda gelen yeni Koruncuklar yerleşecek. Sponsoru olan Aile Evi numara yerine sponsorunun ismi ile anılacak.

- Bolluca Çocukköyü Aile Evlerinin yenilenmesi: 50.000 TL
Aile Evlerinin tadilata ihtiyacı var. Yenilik ile 2 Aile Evimiz daha hizmete açılarak 16 yeni Koruncuğa daha el verecek.

- Bolluca Çocukköyü'nü çevreleyen duvarın üstüne güvenlik teli yerleştirilmesi (800 m)
Etrafı boş olan Çocukköyümüzün güvenliği açısından önem taşıyan sınır duvarının inşaatı Ağustos 2010'da tamamlandı. Güvenliğin tam olarak sağlanması için duvarın üst kısmına 1,5 metre yüksekliğinde galvanizli tel ve onun üzerine de jiletli tel çekilmeli. Bu işlemin maliyeti, 6 ay önce alınan tekliflere göre 30.000-36.000 TL tutarında.

- Çocukköyü'nün sigortalanması, yangın söndürme ve güvenlik tesisatının yenilenmesi
Çocukköyümüzün yangın tehlikesine karşı daha iyi korunması için mevcut tesisatın yerine yenisinin yapılması ve ayrıca Çocukköyünün de yangın ve doğal afetlere karşı sigortalanması gerekiyor.

ÇOCUKKÖYÜNÜN KAPASİTESİ KADAR SHÇEK'TEN ÇOCUK KABUL EDİLİYOR
Korunmaya muhtaç çocuklara ulaşmanız nasıl oluyor? Türkiye'nin dört bir köşesine ulaşabiliyor musunuz?
Vakıf; SHÇEK ile yapılan protokol çerçevesinde "Korunmaya Muhtaç Çocuklara" Çocukköyünde hizmet veren ve SHÇEK ile işbirliği yapan bir sivil toplum kuruluşu. Çocukköyünün kapasitesi doğrultusunda yer açıldıkça, SHÇEK'ten protokol çerçevesinde çocuk talep ediliyor.

Bu çocuklar SHÇEK'e geldiği için Türkiye'nin her yerine ulaşabiliyoruz.

BAŞVURULARI ÖNCE SHÇEK DEĞERLENDİRİYOR
Sizden gelen yardım taleplerini nasıl değerlendiriyorsunuz? 
Bize gelen başvurular olursa, onları biz SHÇEK'e yönlendiriyoruz. Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından eğer uygun konumda iseler korunma kararları alınıyor ve çeşitli yuvalara yerleştiriliyorlar. Ancak Çocukköyümüzde yer açıldıkça çocuk alabiliyoruz.

BEDENSEL VE ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLAR ALINMIYOR
Korunma kararlı 0-6 yaş arası ve bir Aile Evinde 8 çocuk kaldığı ve annelerimizin o konuda özel bir eğitimi olmadığı için de zihinsel ve bedensel özrü olmayan çocuklar alıyoruz.

Genelde bize SHÇEK tarafından gönderilen çocuklar 2-3-4 kardeşler ve ayrılmadan bir arada büyüyorlar.

PARA, GİYSİ, OYUNCAK YA DA 4717'YE SMS
Ne gibi yardımları kabul ediyorsunuz? 
Tabii ki Vakfa devamlı gelir getirecek menkul ve gayrimenkul bağışlar, hedefe ulaşmadaki yolumuzu kısaltacaktır. Ancak, bizim için gönülden yapılan en ufak bağış bile kutsal... Özellikle sürekliliği olan ayni ve nakdi bağışlar... Bunlar bir önceki aydan sonraki ay için önümüzü görmemize yardım ediyor.

İhtiyacımız doğrultusunda; ikinci el kullanılmış giysi, yatak takımı, havlu, peluş ve eksik, kırık oyuncak dışında her türlü yardımı kabul ediyoruz.

Vakfımızın kullanımına uygun olmayan ayni bağışları ise Anadolu'da ihtiyacı olduğunu bildiğimiz yerlere ulaştırıyoruz.

Ayrıca özel günlerinizde yapacağınız çelenk bağışlarınızın yanı sıra 4717'e bir SMS atarak da Koruncuklarımıza destek olabilirsiniz.

YARDIMA MUHTAÇ MİLYONLARCA ÇOCUK VAR
Türkiye genelinde yardıma muhtaç olan kaç çocuk var? Siz kaçını hedefliyorsunuz?
Bu konuda son yıllarda yapılan resmi araştırma olmamasına rağmen, konunun uzmanları, sayının milyonlarla ifade edilebilecek kadar çoğaldığını belirtiyor. SHÇEK resmi web sitesinde ise kuruma kayıtlı olan çeşitli yurtlarda, kreşlerde, yetiştirme yurtlarında bakımı yapılan çocukların sayısı veriliyor.

ONLARA KUCAK AÇAN YENİ BİR AİLELERİ OLUYOR
Söz konusu bu çocukların duygusal ya da parasal yönde eksiklikleri neler?
En önemli konu sevgi, ilgi ve birine güvenme duygusu.

Bu çocukların duygusal yöndeki eksiklikleri, Köyümüze geldikleri andan itibaren onu sevgiyle sarmalayan yeni ailesi olan Çocukköyü annesi, kardeşleri ve kadrolu psikoloğumuzun da desteğiyle vahim bir durum yoksa çözülüyor.

Daha ağır durumlarda nasıl bir yol izliyorsunuz?
Destek aldığımız devlet hastanelerinin ilgili bölümleri ve destek veren ilgili konulardaki kuruluş ve öğretim görevlileri sayesinde sorunu gidermeye çalışıyoruz.

BAKIMSIZLIKTAN VE AÇLIKTAN HASTALANAN ÇOCUKLAR GELİYOR
Korunma kararlı çocukların bir kısmı da ailelerinin maddi durumları onlara bakmaya müsait olmadığı için geliyorlar. İçlerinde bakımsızlıktan ve açlıktan hastalanarak gelmiş çocuklara rastlanıyor.

Aile bireyleriyle olan iletişim, çocukları nasıl etkiliyor?
Aile, çocuğun kendi bedeninden sonra fark ettiği, sosyal dünya ile temasa geçtiği ilk sistem. Bu açıdan ilk 3 aydan itibaren çocuğun kendisine bakım veren kişi ile ilişkisinden başlayarak aile içerisinde kurduğu her temas ve bu temasların kalitesi, o çocuğun dünyayı ve kendisini algılayışını etkiler.

3. aydan itibaren sosyal işaretlerine cevap verilen, fiziksel ve duygusal ihtiyaçları fark edilerek empatik biçimde karşılanan çocuk, güvende olduğunu hisseder, dünyayı keşfederken otonomi geliştirir ve özgüveni sağlamlaşır. Böylece kendi başına keşfetme ve ayakta kalma becerisini geliştirirken kendisine değer veren ailesinin de içsel bir imgesini daima yanında taşır. Dünyaya, diğer insanlara ve kendisine dair olumlu, sağduyulu bir bakış açısı geliştirir.

İHTİYAÇLARI KARŞILANMAMIŞ ÇOCUK GÜVENSİZDİR VE HER ZAMAN TERK EDİLME ENDİŞESİ TAŞIR
Ancak, tersine, bebekliklerinden itibaren ihtiyaçları göz ardı edilmiş, fiziksel ve duygusal ihmale maruz kalmış çocuklar aynı güven duygusunu oluşturamaz, her zaman terk edilme ya da fark edilmeme endişesi taşırlar. Dünya onlar için güvensizdir, kendileri de ilgi ve sevgiye layık değildirler. Benzer biçimde çocuğun kişiliğini oluşturma çabasında olduğu daha ileriki yaş dönemlerinde de fikirlerinin, isteklerinin ve tercihlerinin ebeveynleri tarafından dinlenmesi, bunlara saygı gösterilmesi, gerekiyorsa olumlu ve yapıcı eleştirilerde bulunulması çocuğun özgüvenini pekiştirir, kendisini ifade etme ve başkalarının kendisini ifade özgürlüğüne saygı gösterme potansiyelini geliştirir. Çocuk kendisini ve diğerlerini değerli görmeyi bu yolla öğrenir.

EĞER EBEVEYNLERİ ŞİDDET UYGULUYOR YA DA ELEŞTİRİYORSA...
Oysa ebeveynleri tarafından yaptıkları ve söyledikleri umursanmayan ya da yıkıcı eleştirilere ve hatta şiddetli tepkilere maruz kalan çocuk kendini ifade etmekten vazgeçer. Alternatif bir varolma biçimi olarak itaat etmeyi yahut kendisini şiddetle ifade etmeyi, başkalarına da bu yolla tepki vermeyi içselleştirir. Bu açıdan çocukluğun her döneminde aile bireylerinin sözel veya sözel olmayan biçimde çocuğa verdiği her mesaj çocukların psikososyal ve duygusal gelişimleri açısından kritiktir.

Bu çerçevede, korunma altına alınan çocuklarımıza hizmet verirken amacımız geldikleri ortamda ilk temel ihtiyaçları yeterli düzeyde karşılanmamış olan, ihmale ve terke maruz kalmış çocuklarımıza güven duygusunu tekrar kazanabilecekleri sıcak, duyarlı bir aile ortamı sunar.

ÇOCUK GERÇEK OLAN HERŞEYİ ANLAR
Kendisini tekrar güvende hisseden çocuklarımıza dünyayı tanımaları ve eğitimleri için olanaklar sağlar, özgüvenlerini inşa ederek dış dünyaya sağlıklı biçimde atılmalarını bekleriz. Örselenmiş ve risk altında olan çocuklarımızın yaralarını onarmak normalden biraz daha fazla çaba ve hassasiyet gerektirir. Bu nedenle, kuruluşumuzda çalışan annelerimizin bakımları altındaki her çocuğu iyi tanıyıp onların özelliklerine uygun iletişim yolları geliştirmesi, bunun için kendilerine gerekli rehberliğin sağlanması, vereceğimiz hizmetin olmazsa olmazlarındandır. Ama daha da önemlisi, gerçek bir kabul, ilgi ve sıcaklıktır. Çünkü çocuk, gerçek olan her şeyi anlar ve onlar için en etkili ilaç gerçek sevgidir.

Bir uzman gözüyle, Türkiye'de çocuk yetiştirmenin zorlukları neler?
Çocuk yetiştirmek, dahası çocuğu doğru yetiştirmek, dünyanın her yerinde meşakkatli bir iş. Bunun temelinde çocuğun savunmasız doğası ve bu doğayı korumanın bize yüklediği sorumluluk yatar. Kimimiz her ne kadar evlerimizin güvenli ortamında doğru bildiğimiz yollardan çocuklarımızı yetiştirmeye ve korumaya çalışsak da, toplumun diğer unsurları ile etkileşim içerisinde ve ayrılmaz bir parçası olması, bireyi toplumun olumsuz koşullarından etkilenmeye de açık hale getirir.

EN BÜYÜK SORUN: GEÇİM SIKINTISI
Türkiye'deki başlıca sorunlar hangileri peki?
Ülkemizdeki olumsuz koşulların başında maddi zorluklar geliyor. 2008 yılı istatistiklerinde ülkemizdeki işsizlik oranı %10.3 olarak belirlendi. Ülkemizde 2009 yılı yoksulluk oranları ise bölgelere göre %8.86 ile %38.69 arasında değişim gösteriyor. Birçok aile, geçim zorlukları nedeni ile çocuklarının en temel ihtiyaçları olan asgari düzeydeki beslenme ve sağlık giderlerini dahi karşılayamayacak durumda.

EBEVEYNLER ARTIK ÇOCUKLARI İLE ZAMAN GEÇİRMİYOR
Bu giderleri karşılayabilen ailelerde ise ya her iki ebeveyn de uzun mesai saatleri içinde çalışıyor ya da bir ebeveyn neredeyse yok denecek kadar az çocuğun hayatına dahil olabiliyor. Bu koşullarda ebeveynlerin çocukları ile geçirebilecekleri kaliteli zaman miktarı neredeyse sıfırlanıyor, günlük ortaklaşa geçirilen zaman ise çocuğun fiziksel ihtiyaçları ve ebeveynin günün yorgunluğunu atamayışı arasında harcanıyor. Yaşanan ekonomik zorluklar ayrıca ebeveynler için yüksek düzeyde psikososyal stres kaynağı olduğundan ebeveynlik yapma potansiyelini de düşürüyor. Ebeveynin yaşadığı sıkıntının çocuğa ve aile içi iletişime yansıması bir noktadan sonra kaçınılmaz oluyor. 

ÇOCUKLARIN % 16'SI OKULA GİDEMİYOR
Çocuk yetiştirmede beslenme ve sağlık ihtiyaçlarının ardından gelen parametre de eğitim. Unicef'in raporlarına göre 2007 yılında ülkemizdeki çocukların ortalama %16'sı okula gidemiyordu. Bu oranda da ailelerin eğitim düzeyi kadar çoğunluğu kırsalda yaşayan nüfusun çocuklarına iyi bir eğitim sağlamak için gerekli olanaklardan ve maddi koşullardan yoksunluğu da etkili.

FİZİKSEL VE CİNSEL İSTİSMARIN ACI TABLOSU
Ülkemizde ebeveyn olmayı da çocuk olmayı da zor hale getiren bir diğer durum, toplumda çocuk ihmal ve istismarı oranının fazlalığı. Dünya Sağlık Örgütü çocuk istismarını "Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen, bir yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek yapılan tüm davranışlar" olarak tanımlar. Çocuk istismar ve ihmali tanımı duygusal, fiziksel ve cinsel istismarı kapsıyor. Bu oran Unicef raporlarında ülkemiz için %10 ile %50 arasında gösteriliyor. Yine aynı raporda, ülkemizde cinsel istismar oranları 2-17 yaş çocukları arasında ortalama %40'lık bir oran gösteriyor ve bu oranın ağırlıklı kısmını küçük yaş grubu çocuklar oluşturuyor.

İstismarcıların %80'inin ise çocuğun tanıdığı kişilerden oluştuğu biliniyor. Bu rakamlar göz önüne alındığında, devletin korunma altına almak zorunda kaldığı çocuklarımızın sayısının çokluğuna da şaşırmamak gerek. Toplumda çocuk istismarının yaygınlığı ebeveynleri de çocuklarına yönelik tehditlere karşı tetikte olmaya zorluyor.