NTV'nin sorularını yanıtlayan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, Suriye'ye gerçekleşecek olası müdahale hakkında konuştu. Suriye'nin hedefte olduğunu söyleyen Koç, "Büyük bir plan yürüyor. Tunus’ta güya demokrasi getirildi, fakat muhalefet liderleri peş peşe suikasta uğruyorlar. Mısır ortada. Bizle ilgili, bizim iktidarımızla ilgili, Mısır’la ilgili iktidarın politikası ortada" şeklinde konuştu.

"Bir müdahale gerçekleşirse ve Türkiye bunun içinde yer alırsa yeni bir tezkere gerekecek mi" sorusuna "Temenni ederim ki Türkiye böyle bir süreç içinde yer almaz" şeklinde yanıt veren Haluk Koç, sözlerine şöyle devam etti:


'BAŞKANLIK SİSTEMİ OLSAYDI...'
"4 Ekim’de süresi bitecek olan tezkere o tarihte düşen uçağımız ve sınırda meydana gelen bir iki taciz olayından sonra Türkiye'nin meşru savunma mekanizması içinde gerektiğinde müdahale edebileceği çerçevesinde hazırlanan bir tezkereydi. Tezkerenin son bölümünde bu gerekçe aynen yer almıştır. Bunun yetki süresinin bitmesine bir buçuk ay var. Türkiye tarafında çok net bir şekilde önyargı ile hareket eden bir hükümet yapısı görüyoruz. Sanki bir çatışma lobisi oluşturulmuş ve bunun gerekçelerini kendilerine göre hazırlıyorlar ve dünya kamuoyuna da belli noktalarda servis etmeye gayret ediyorlar. Başkan Obama’ya temsilciler meclisi başkanının yazdığı mektup Amerika Birleşik Devletleri’nde kafaları karıştırdı. Basının iktidar yönlendirmesiyle artık füze çeşitlerini anlatan, savaş silahlarını pazarlayan yayınları sorgulanmaya başladı. İngiltere’de muhalefetteki işçi partisinin BM kararının beklenmesi meşruiyet sorgulaması Cameron’u oldukça güç durumda bıraktı. Türkiye'deki gibi Türkiye'nin Başbakanı ve Dışişleri Bakanı gibi kimse bu konuya peşinen müdahil olmak istemiyor. Fransa apayrı bir konu. Türkiye sınırlarının ötesinde eğer bir müdahale olacak olursa çok daha fazla karmaşaya yol açabilecek, doğrudan kendi güvenliğini etkileyecek gelişmelere maruz kalabilecekken zaten mülteci akını ortada, bu akının daha da katlanacağını hesap ederseniz, Esad’a karşı bugün çeşitli gruplar altında savaşan kişilerin milliyetleri nedir, nereden gelmişlerdir, hangi radikal grupların tetiğini çekmektedirler? Bütün bunların yeni bir Afganistan modeli oluşturup hem Suriye içinde bölgeye hem de küresel terör tehdidi boyutunda tüm dünyaya neler yaşatabileceklerini çok iyi hesaplamak gerekiyor. Bu süreçle birlikte böylesi bir kısır döngünün içine Türkiye ekonomisinin bu pencereden de girmesi çok daha farklı sıkıntıları da getirecektir. Şu andaki tezkere hükümete bugün gözü kapalı bir Suriye’ye karşı yapılacak askeri harekata dahil olma imkanı vermemektedir. Başkanlık sistemi tartışmalarının Türkiye için ne kadar mahsurlu olduğunu bu örnekte de görüyoruz. Eğer başkanlık sistemi olsaydı belki Türkiye diğer müttefiklerini beklemeden bir maceranın içine atılmış olacaktı. Oysa Türk milletinin yetkilendirdiği TBMM var. Anayasamızın 92. maddesi çok açık, başka bir kapsam içinde bir yetki kullanmak istiyorlarsa şu andaki teskere bu yetkiyi vermiyor. Yeni bir teskere hazırlamaları gerekir. Bütün bunlara gerek kalmadan aklıselimin sağduyunun, diplomatik görüşmelerin ihtiyacının görülmesinin ön plana geçmesini diliyoruz. Türkiye'nin tarihte Cumhuriyet kurulduğundan itibaren 74’teki Barış Harekatı dışında komşuları ile doğrudan bir çatışma içine girmediğini de hatırlatmak istiyoruz."

'ÇOK AKILLI OLMALIYIZ'
"Eğer kimyasal silah kullanıldıysa bir insanlık suçudur. Fakat kimin ne şekilde, nasıl, nerede ne kullandığı konusunda netlik yok. Değişik açıklamalar var, suçlamalar var, tespitler var, yorumlar var. Yorumlara dayanarak açık net bir raporlama bir belirleme olmadan bir ideolojik koşullanma ile şimdiye kadar girdikleri dış politika saplantıları içinde ön yargılı olarak bir taraf haline gelmesi Türkiye'nin yanlıştır. Irak olayını unutmayalım. O zaman oluşturulan sahte istihbarat raporları ile kamuoyunun nasıl yanıltıldığını biliyoruz, 'Irak’ın toprak bütünlüğünü koruyacağız, bütün yer altı zenginlikleri Irak halkı tarafından kullanılacaktır' söylemleri bugün hala akıllarda. Günde yüz kişi ölüyor kimsenin kılı kıpırdamıyor, kimsenin gözünden yaş da akmıyor. Irak’ın yer altı zenginlikleri bugün uluslararası şirketleri petrol vanalarına bağlanmış, büyük bir sömürü çarkı dönüyor. Suriye şimdi hedefte. Daha sonra bu aymazlık devam ederse Türkiye topraklarında başka bir senaryo şekli uygulanmayacağı ne malum? Onun için çok net, akıllı olmalıyız, birbirimizi eleştirirken dahi sağduyulu olmamız gerekiyor. Bundan sonra atacağı adım Türkiye'nin Başbakanı'nın ve Dışişleri Bakanı'nın siyasi saplantılı ideallerine terk edilmemeli. Sosyal medyadan bir alıntı yapmıştım, 'eğer böyle bir çatışma riski gerçekleşirse bu bölgeden yükselecek olan feryatların ortak dili Arapça, Kürtçe ve Türkçe olacak. Daha sonra kurulacak olan sömürü çarklarının zafer çığlıkları ise İngilizce dile getirilecek' demiştim. Biz bir sıcak çatışmanın karşısındayız. Yürütülen büyük projenin emperyalist emellerin, bu coğrafyada sadece Irak, Suriye topraklarında değil yakın bir zaman diliminde İran ve Türkiye'nin de değişik boyutlarda ilgilendirebileceği riskinin altını çiziyoruz."

'KİMYASAL SİLAH PROVOKASYON AMAÇLI DA OLABİLİR'
CHP'nin Suriye ziyareti hatırlatıldığında ve "BM 'Surye'de kimyasal kullanılmıştır' kararını verirse CHP'nin tavrı ne olacak" sorusu sorulduğunda Koç, "BM heyeti tarafsız uzmanlardan oluşuyor. Ve bölgede kimyasal silah kullanılıp kullanılmadığını biyolojik kanıtlarıyla, maddesel kanıtlarıyla ortaya koymak zorunda. Fakat bu heyetin raporunda kimyasal silah kullanılmıştır bu kullanmıştır şeklinde bir sonuca varması mümkün değil. Kimyasal silah provokasyon amaçlı da kullanılabilir. Kimyasal silah kullanımının uluslararası camiada karşılığı çok ağır bir suç olduğu şeklinde yazar bunun mutlaka bir yaptırımı olmalıdır. Ama siz bir takım provokasyonlarla ana amacınıza gitmek için bu yolu da bir müdahale yaratmak için birileri tarafından tezgahlanıp sahneye sürüldüyse burada da çok iyi düşünmek gerekiyor. Irak örneğini kimse unutmasın. Türkiye kendi topraklarına terör ithal edecek bir ülke konumuna geliyor. İktidarın sıkıntısı var, Türkiye'yi yönetememe sıkıntısı içinde, bunu görüyoruz. Ama bir savaşa sıcak çatışmaya dahi bulaşabilecek ve buradan iç politikayı pekiştirecek bir gayreti yanlış olarak görüyoruz" şeklinde yanıt verdi.


'BÜYÜK BİR PLAN YÜRÜYOR'
Koç sözlerine şöyle devam etti:

"Büyük bir plan yürüyor. Tunus’ta güya demokrasi getirildi, fakat muhalefet liderleri peş peşe suikasta uğruyorlar. Mısır ortada. Bizle ilgili, bizim iktidarımızla ilgili, Mısır’la ilgili iktidarın politikası ortada. Dün Dışişleri Bakanı'nın Suudi Arabistan mevkidaşı ile görüşmede takındığı tavır ortada. Daha bir hafta önce Suudi Arabistan’a dönük en ağır suçlamaları dile getiren hükümet şimdi Suriye konusunda tekrar batılı güçlerin buradaki uzun vadeli çıkarları konusunda atacakları adım konusunda tekrar müttefiklik kanallarını zorlamaya başladılar. Biz kendi ülkemizin içinde Suriye’ye demokrasi gelecek savaşla demokrasi gelmez. Emperyalizmin amaçlarının maskelendiği bir takım askeri harekatlarla demokrasi gelmez. Oradaki halkın kendi talebi ile demokrasi gelecektir. Irak örneği yaşanmadan öncede bugünkü gibi kalemşörler, yorumcular, savaş çığırtkanları el birliği etmişçesine Irak’taki kimyasal silahlardan bahsediyorlardı. Bugün yaşadığımız sadece dramdır, sömürüdür. Suriye’de de aynı tablo gelişecek. Yurtta barışı sağlamaya gayret ediyoruz, dışarıda da barışı sağlayacak girişimlerin altında olması gerekir Türkiye. Dışarıda savaş içeride savaş sloganı Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında hayata geçirilmeye çalışılıyor. Hep birlikte buna mani olmalıyız."