Sağlık Bakanlığı'nın akciğer hastalığı silikozise yol açtığı gerekçesiyle kot taşlamada kum kullanımını yasaklamasının ardından beklentiler Çalışma Bakanlığı'na çevrildi. 40 arkadaşlarını ölümcül silikozis hastalığından kaybeden kot taşlama işçileri, açtıkları "hizmet tespit" davalarının sonuçlanmasını bekleyecek sabırlarının kalmadığını söylüyor. Hiç savaşmadan ölümü bekleyenler de var ama, haklarını son nefeslerine kadar almaya çalışanlar da.

İlişkili Haberler


Kot taşlama işçilerinin sağlık sorunlarıyla ilgilenen Prof. Dr . Zeki Kılıçaslan, Çalışma Bakanlığı'ndan Sağlık Bakanlığı'nın gösterdiği duyarlılığı bekliyor; daha fazla geç kalmadan.

Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan:
NASIL OLSA ÖLECEĞİZ DİYE...
Aslında bu Çalışma Bakanlığı’nın işi ama Sağlık Bakanlığı daha duyarlı davrandı. Hastaların durumunu, perişanlığını gördüler, bu işi yasakladılar, bu iyi bir adım. Bu işi kaçak yapanların yakalanması da ayrı mesele. Ama şimdiye kadar çalışmış ve hasta olan insanların durumu çok kötü. Sigortasız çalışmışlar, hiçbir hakları yok.

Durumu çok ağır bir hasta bugün aradı, daha hiç doktora gitmemiş. Ölmek üzere. 25 yaşlarındai İstanbul'da yaşıyor. Nasıl olsa hastalığın tedavisi yok diye düşünmüş. Gerçekten böyle. Köylerde de öyle. Daha doktora gitmemiş hasta bir sürü kot işçisi var. Bırakın sigortalı çalışmayı, örneğin komitenin sözcüsü olan kot taşlama işçisi Abdulhalim Demir sigortalı çalışmıştı. Sigortasını başka bir işveren üzerine yapmışlar. Başvuruda bulunmuştuk, "Çalıştığı tespit edilemedi" diye cevap geldi kendisine. Sigortalı olduğu halde haklarını alamıyor, sigortasız çalışmış olanlar haklarını nasıl alacaklar?

DAVA SONUCUNU BEKLERSEK HİÇBİR ŞEY ALAMAYACAKLAR
Biz Çalışma Bakanlığı’ndan şunu talep ediyoruz: Madem ki Sağlık Bakanlığı bu işi kabul etti... Çalışma Bakanlığı'nın da -silikozis hastası olanların işçi olduğu zaten belli; başka türlü bu hastalığa yakalanmak mümkün değil- bu kişilerin geriye dönük sosyal haklarını tanınması gerekiyor. Bunun için mahkemelerde hizmet tespit davası için süründürmemesi gerekiyor. Hizmet tespit davasını kazanmak çok zor. Sigortalı şahitler isteniyor. İşveren değişmiş oluyor, ortadan kaybolmuş veya işi başkasına devretmiş olabiliyor. İşlerini yurtdışına, Suriye, Bangladeş, Pakistan gibi yerlere taşımışlar. Sigortalı şahit bulamıyorsunuz. Yani 10 yıldan önce bitmez bu davalar.

Bu insanlar çalışamaz durumdalar, çalışabilir durumda olanlara da iş vermiyorlar; ek hastalık çıkarsa bizim üzerimize kalır diye.

Şunu istiyoruz: Resmi mercilerce hastalıkları doğrulanan insanların mağduriyetlerinin belirlenmesi ve bunların hak ettikleri sosyal haklarının verilmesini istiyoruz. Dava sonucunu beklersek, hiçbir şey alamayacaklar.

Çalışma Bakanlığı, her işçi normal yollardan mahkemeye başvursun, hastaneye başvursun gibi bir tutum almış durumdalar. Bİz de onların özel bir karar almasını istiyoruz. Özel bir genelge mi çıkartılacak, yasa mı yapılacak… Çünkü insanlar gerçekten çok kötü durumdalar.

İnanın evinde ölmek üzere olup ta hiç doktora gitmeyenler var biliyor musunuz? Nasılsa tedavisi yok bu hastalığın diye. Gerçek sayıyı bilmiyorum. Ama yüzlerce işçi önümüzdeki yıllarda bu hastalıktan ölecek. Yüzlerce… O tanıdığınız insanlar ölecek. Biz şimdiye kadar 10 bine yakın kişinin bu işte çalıştığını tahmin ediyoruz. Çalışmış çıkmışlar.

Av. Tanzer Güven (Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi):
SOSYAL GÜVENLİK ŞEMSİYESİ ALTINA GİRMELİLER
Çalışma Bakanlığı’na dilekçeler vererek bu kişilerin sosyal güvenlik şemsiyesi altına girmelerini talep ettik. Hiçbir gelişme olmadı, şimdiye kadar. Çalışma Bakanlığı’nın artık bu konuyla ilgili bir düzenleme yapması lâzım. Bunu Sağlık Bakanlığı’nın yapması, Çalışma Bakanlığı açısından da gayet utanç verici. Çalışma Bakanlığı çünkü bu insanlarla bir şekilde muhatap; Bakanlık davalarda taraf olarak bulunuyor. Ama herhangi bir işlem yapalmadığı gibi mevcut soruşturmalarda da Çalışma Bakanı yetkililerinin yargılanmasını istemiyor ve sağlamıyor. O yüzden ceza soruşturmalarında da problem yaşıyoruz.

Hizmet tespiti davaları açtık ve ayrıca suç duyurularında bulunduk. Hizmet tespit’nin anlamı şu: İşçi olarak görünmüyor bu insanlar, bu insanların sigorta kayıtları yok. O nedenle tespit davaları açtık. Yaklaşık 150 kişi, işçi olduklarını ispat edebildikten sonra işçilik alacakları ve sosyal güvenlikleriyle ilgili haklarının sağlanmasını talep edeceğiz. İşverenlerin pek çoğu kaçmış durumda şu anda. Kapatmışlar, işverenlere ulaşamıyoruz. Ancak tebligat yapılan işverenler var. Soruşturma bunlarla ilgili olarak devam ediyor.