TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, DTP’yi yasaları delmeye çalışmakla suçladı ve asıl sıkıntının bu olduğunu belirtti. DTP Genel başkanı Ahmet Türk’ün meclis grubunda Kürtçe konuşması ve bu nedenle TRT’nin yayını kesmesi olayını değerlendiren Kuzu, meclis çatısı altında herkesin kendi ‘lehçe’sini konuşamayacağını, DTP’nin bu tavırla kanunları delme çabası içinde olduğunu söyledi.

TBMM'de gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kuzu, Anayasaya göre resmi dilin Türkçe olduğunu belirterek, ''Resmi dil Türkçe demek, resmi yerlerde yapılan konuşmalar Türkçe yapılmak zorundadır demektir'' dedi.

"HUKUK TANIMIYORLAR"
Kuzu, ''Burada mesele, ceza boyutu değil. Mecliste 311 dokunulmazlık dosyası var. Bu dosyalardan 175'i DTP'lilere ait. Mecliste 20 kişiler. Oranladığınız zaman tabloyu görün. Arkadaşlarımız, fiilen açıkça yasanın yasakladıkları hükümleri delmeye çalışıyorlar. Hukuk tanımıyorlar. Sıkıntı bu. 'Anayasa, kanun ne derse desin, biz deleriz kardeşim, varsa gücün...' demek isteniyor. İşte benim de zoruma giden bu. Şimdi her kurum, memnun olmadığı kanunları alenen delmeye kalkarsa o zaman bu memlekette huzur bulamayız'' şeklinde konuştu.

''DTP, GÜNEYDOĞU HALKINA MESAJ VERİYOR''
DTP'nin, ''Ben, Meclisin orta yerinde Kürtçe konuştum, Güneydoğu halkı bunu seçimde görsün'' mesajı vermek istediğini ileri süren Kuzu, ''Bu, yanlış bir mantıktır. Resmi konuşma dili her lehçede yapılırsa vay Türkiye'nin haline'' diye konuştu.

Kuzu, dünyada 5 bin etnik grubun bulunduğunu, bu grupların kendi lehçelerini resmi dil olarak kullanması durumunda, zorluklar yaşanacağına dikkati çekti.

DTP'nin ''İktidarla yarışacağım diye yaptım, oldu'' mantığıyla hareket ettiğini savunan Kuzu, ''Şu anda kapatma davası var. Daha önce de Anayasa Mahkemesi bu tür olayları kapatma davası gerekçesi olarak gösterdi. Belki de bunlar kapatılmak istiyor. Bir çok defa söyledim, biz hiç bir zaman kapatılma davası taraftarı olamadık'' dedi.

Kuzu, DTP'nin, dava açılmadan önce de ''Gel beni kapat, ne duruyorsun'' anlayışı içerisinde hareket ettiğini, siyaseten alamadıklarını Avrupa'ya şikayet ederek almaya çalıştığını ileri sürerek, ''İnsanlar bir şeyde haklı bile olsa, araçta haklı değillerse amaçta da haksız duruma düşerler'' ifadesini kullandı.

"BANA AĞIR GELİYOR"
Bir gazetecinin, ''TBMM Başkanlığının yaptığı açıklamada, kesin bir Anayasa ihlalinden bahsediliyor. Bu anlamda Türk'e bir yaptırım gündeme gelebilir mi?'' şeklindeki sorusunu da Kuzu, ''Bu, savcılığın işi. Anayasadaki hüküm açık. Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu ve Ceza Kanununda da hüküm var. Burası beni ilgilendiren boyut değil. Bu şekildeki bir siyaset tarzı yakışmaz. Bu yanlış bir şey. Fiili durum çıkartarak yol almak doğru bir şey değil. Ceza konusu savcılığın işidir. Ben hiçbir zaman cezadan yana olmadım. Olsak, bu dosyaları kaldırırız. Konunun ceza boyutu benim için önemli değil. Yasak olan bir şeyi delmeye kalkmak, bana ağır geliyor'' yanıtını verdi.

Kuzu, CHP'lilerin, ''Kürtçe konuşmak yasak olabilir ama sansür edilmesi yanlış. TBMM TV'nin yayını kesmesi doğru değil'' yönündeki görüşlerinin hatırlatılması üzerine de ''Bir yerde suç işlenecek, o anda da yasaya aykırı bir şeyi Meclis Başkanlığı kesmeyecek, başka ne olabilirdi? Başka türlü de olmazdı. O zaman suça ortak olmuş olurdu. Dolayısıyla orada bir yanlış yok'' dedi.

''BAŞBAKANIN SÖYLEDİĞİ JEST...''
''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın mitinglerde Kürtçe konuşmasını doğru buluyor musunuz?'' sorusu üzerine Kuzu, Başbakan Erdoğan'ın gittiği yerlerde jest yaptığını söyledi.

İnsanların, gittikleri yerlerde, bölge halkının bir şivesini, anadilinin bir kelimesini kullanabileceğini anlatan Kuzu, ''Kayseri'den gelen biri 'Nörüyon, ağzını yediğim...' dediği zaman, benim de hoşuma gidiyor. O ayrı bir konu. Başbakan, Türkçe kullanıyor, ama Kürtçe konuşmuyor. Başbakan Erdoğan, Kürtçe'yi de bilmez. Bir iki kelam, bir kelime söylüyor'' diye konuştu.

Gazetecinin, ''Başbakan konuşunca jest, Türk konuşunca suç mu oluyor?'' demesi üzerine Kuzu, ikisinin aynı şey olmadığını belirtti.