Lütfen bunu çocuğunuza yapmayın!

Bir arkadaşımı ziyarete gitmişiz. Kızı Ladin’den 1.5 yaş büyük. Ufaklıkların karnı acıkıyor. Arkadaşımın kızı TV karşısında sadece annesinin elinden yemek yiyebiliyor. Lado onları film izler gibi izliyor.

Haberler 03.07.2012 - 12:28

Lütfen bunu çocuğunuza yapmayın!

Bir arkadaşımı ziyarete gitmişiz. Kızı Ladin’den 1.5 yaş büyük. Ufaklıkların karnı acıkıyor. Arkadaşımın kızı sadece TV karşısında yemek yiyebildiği için, bizimkilere Caillou açılıyor. Lado, durumdan bir hayli mutlu.

Arkadaşımın kızına yemeğini, annesi yediriyor. Lado, kendi kendine köfteleri götürüyor. Lado şaşkın! Ona olağandışı gelen bu sahneyi, gözlerini ayırmadan film izler gibi izliyor.

Arkadaşım, bu durum karşısında kendi kızına ayar vermeye başlıyor:

‘’Bak Lado nasıl yiyor, bak o senden hem de küçük, sen de Lado gibi kendi kendine yesen ya. Ay lado, sen ne kadar da güzel yemek yiyorsun, afferin sana’’.


Birkaç gün sonra arkadaşımla telefonda konuşuyoruz. Kızına her öğünde, kendisinden yaşça küçük olan Ladin’nin kendi kendine yemek yediğini, ama onun yiyemediğini hatırlattığını söylüyor.

Ben yarım ağız; ‘’hay allah keşke yapmasaydın’’ diyorum. ‘’Biraz hırs yapsın da o da kendisi yesin, kaç yaşına geldi.’’ diyor.

Söyleyecek çok şeyim var. Gelin görün ki dünyada bir annenin, başka anneye anelik dersi vermesi kadar kötü bir durum yok.

Bu nedenle; bana yapılmasını istemediğimi arkadaşıma yapmayıp, susuyorum. Bir yandan da çok sevdiğim kızı için bir hayli üzülüyorum: kimbilir kendini ne kadar kötü hissediyordur diye.   

BAK LADİN HİÇ AĞLIYOR MU ?
Bir kaç gün önce parktayız. Parka babası ve ablasıyla gelmiş bir çocuk, durmadan ağlayıp zırlıyor, babasına vuruyor, seni sevmiyorum diyor.

Özellikle etrafta insanlar varken, bu durumda olmak ne kadar zordur, insan ne kadar utanır, tüm anne babalar bilir. Adamcağız çocuğunu ağlamamak konusunda eğitmeye karar veriyor:

‘’Bak ladin hiç ağlıyor mu, sen de keşke Ladin gibi uslu olsan, bak o hiç annesine vuruyor mu, ne güzel oynuyor. Sen niye oynamıyorsun güzel güzel de ağlayıp duruyorsun’’.  

Zavallı çocuk tabi ki çok daha fazla ağlamaya başlıyor. Ladin, yine o sahneden gözlerini ayırmayarak uzun süre bu iltifatları dinleyip, babaya şöyle diyor: ‘’Ben ağlamıyorum, çünkü üzgün değilim’’.

Tüm bu anlattıklarım Ladin’nin mükemel bir çocuk olduğu anlamına hiç mi hiç gelmiyor. Çok değil bir kaç hafta önce aynı Ladin, parkta arkasında uzun bir sıra olduğu halde salıncaktan inmemekte ısrar etmiş ve ortalığı birbirine katmıştı.

İki sahne araındaki tek fark; ben ona ‘’bak bilmem kim hiç ağlıyor mu’’ dememiştim.

Anne olarak, bazen bilmeden bazen bildiğim halde elimde olmadan, birçok hata yapıyorum. Ama bazı şeyler var ki artık bu devirde bunları yapmamak gerekiyor.

Çocuğunuzun size olumsuz gibi görünen davranışını düzeltmek için, başka bir çocuğu örnek göstermek, bunların başında geliyor. Herşeyden önce bu yaptığınızın hiçbir faydası yok. Siz böyle yapınca hiçbir çocuk; ‘’aaa bak benden küçükler bile kendisi yemek yiyor. Ben de artık öyle yapayım’’ demiyor.

Sadece kendisini  daha beceriksiz ve değersiz hissediyor. Günün sonunda elinizde; ‘’Ben de yapayım’’ diyen bir çocuk değil,  ‘’ben zaten yapamam’’ diye hisseden bir çocuk kalıyor.

Üstelik ortada çok büyük bir haksızlık var. Anne babaların, bu ‘’olumsuz’’ kabul ettikleri davranışlarla ilgili sorumluluklarını fark etmesi gerekir.

Bana kalırsa, bu ‘’olumsuz’’ durumla ilgili çocuğun hiçbir suçu ve sorumluluğu yokken, tüm sorumluluk onun küçük omuzlarına yükleniyor.

3.5 yaşındaki bir çocuğun hala ağzına yemek veriliyorsa; bunun tek nedeni, anne-babanın çocuğa kendi kendine yemek yeme alışkanlığı kazandıracak ortamı sağlamamasıdır.

Anne-babanın yapmadığı bir şey yüzünden dezavantajlı duruma düşen çocuğa, bir de kendini kötü hissettirmekten daha büyük bir haksızlık olamaz.

Parktaki babaya gereken cevabı ise, zaten Lado vermişti. Lado ağlamıyordu, çünkü üzgün değildi. Ama babanın aklına,‘’bu çocuk neden ağlıyor, neden üzgün’’ diye düşünmek gelmedi.

Oysa aralarındaki konuşmalardan, uzun zamandır çocuklara bakan bakıcının yeni ayrıldığını ve yeni bir bakıcının başladığını duymuş, ben bile çocuğun bu nedenle üzgün olabileceğini anlamıştım.

Kendi kısacık hayatında zor bir dönemden geçerken, babasının ondan hisettiği şeyleri hissetmemesini istemesi, çok büyük bir haksızlıktı.

Eğer küçükken siz de anne ya da babanızdan bu sözleri işittiyseniz; eminim bugün bile bu yazıyı okurken o anı içiniz acıyarak hatırlarsınız.

Bir çocuk için  anne babasından; ‘’ben senin olduğun gibi değil, başka bir çocuk gibi olmanı tercih ederdim’’ hissini almasından daha üzücü, kırıcı bir şey var mıdır bilmiyorum. Bu yüzden; lütfen bunu çocuğunuza yapmayın.


Esra Sert'in "Acemi Anne" köşesini Facebook'tan takip etmek için tıklayın.



Sayfa Yükleniyor...