Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Soma'dan gelen maden işçilerini kabul etti.

AK Parti Genel Merkezi'nde basına kapalı yapılan ve yaklaşık yarım saat süren kabulde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın da hazır bulunduğu öğrenildi.

SOMALI MADENCİLER BAKAN VE VEKİLLERLE DE GÖRÜŞTÜ
Soma'dan gelen 10 maden işçisi bu görüşme öncesinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz ve bir grup milletvekiliyle bir araya geldi.

Yıldız, Soma'dan gelen 10 maden işçisiyle AK Parti Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Soma'dan gelen işçilerle açık, samimi bir görüşme yaptıklarını ve madencilik konusunda ideal olan noktaya ulaşılması için herhangi bir bilginin saklanmadığını vurgulayan Yıldız, "Burası bir doğal afet değil, tabii bir afet değil. Doğal afetlerin dışında mutlaka o işte bir kusur vardır. O kusurun sahibi ister paylaşımlı ister tek başına ne olursa olsun bu hakkın yerine teslim edilmesi lazım. Malum idari, adli, hukuki soruşturmalar devam ediyor. O süreçle alakalı çok fazla bir şey söylemek doğru olmayabilir" ifadelerini kullandı.

'SİZ YETKİLİ OLSAYDINIZ NE TÜR ÖNLEMLER ALIRDINIZ?'
Görüşmede işçilerle "Eğer siz burada yetkili olsaydınız nasıl yapardınız, işçi sağlığınızla alakalı ne tür önlemler alırdınız, aksayan yönler nerelerdir" konularını ele aldıklarını anlatan Yıldız, "Son derece faydalı oldu. Bundan sonra görüşmelerimiz devam edecek. Bu ocakların doğru bir şekilde işletilebilmesi için buna devam edeceğiz" diye konuştu.

'SİZ BU OCAKLARIN KAPATILMASINI İSTER MİSİNİZ?'
Bakan Yıldız, işçilere "Siz bu ocakların kapatılmasını ister misiniz? Yetkili olsanız ister misiniz?" şeklinde soru sorduğunu, işçilerin de "Hayır, biz bu ocakların kapatılmasını istemeyiz ancak çalışma şartlarının doğru bir şekilde yönetilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması kaydıyla" cevabını verdiklerini anlattı.

Soma'daki 15 bin çalışanın 13 bin 600'ünün maden ocaklarında çalıştığını anlatan Yıldız, "Bize düşen Çalışma Bakanımızla beraber oradaki çalışma şartlarının düzeltilmesi, tekrar toplantı yapılması, çünkü bu işin en önemli paydaşlarından, en önemli unsuru olan işçi kardeşlerimizle tekrar bu konuyu görüşeceğiz" dedi.

'DETAYLI ÇALIŞMA YAPMAYI ÖNGÖRÜYORUZ'
Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Yıldız, madenlerde iş güvenliğine ilişkin yurt dışında dört ülkede ABD, Almanya, Rusya ve Çin olmak üzere, en fazla kömür yoğunluğu olan yerlerde teknik olarak bazı çalışmalar yapacaklarını bildirdi.

'AĞABEY KARDEŞ OLARAK DA KONUŞTUK'
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile aralarında bir görev paylaşımı bulunduğunu da ifade eden Yıldız, şunları kaydetti:

"Onun alanına giren, bizim alanımıza giren bölümler, bunların denetlenmesiyle alakalı fiili durumlar, atlanan noktalar, bunların her birisini açık olarak konuştuk. Denetime gelen elemanlarımızın oradaki yaptığı işlemler, onların gözüyle bunlar nasıl görünüyor. Her birisini bakan işçi ayrımı olmaksızın, ağabey kardeş olarak da konuştuk. Söylemediğiniz bir nokta kalmasın dedik, her birisini söylediklerini de ifade ettiler."

Türkiye Kömür İşletmelerinin (TKİ) özelleştirilmesinin gündemlerinde yer alıp almadığının sorulması üzerine de Bakan Yıldız, "TKİ'nin tek başına özelleştirilmesi söz konusu değil. Böyle toplu bir özelleştirme, böyle bir kalıp halinde özelleştirme söz konusu değil. Böyle bir şey programımızda da yok" yanıtını verdi.

Bakanlar Kurulu'nda dün sunduğu Madencilik Kanunu'nda 7 maddenin değişmesini öngören taslağın içeriğinin sorulması üzerine Yıldız, şunları kaydetti:

"Sunuşumuzda devlet haklarından, kıymetli metalik madenlerin ruhsatlandırılmalarından tutun Soma'daki kazaya varıncaya kadar birçok konu irdelendi. Bakan arkadaşlarımızın da soruları oldu, onları cevaplamaya gayret ettik. Sunuşumuzda hem bu kazanın oluşu, muhtemel nedenleri, soruşturmaların devam ediyor olması ve bu sürecin özetlenmesi halinde oldu. Tabii ki bundan sonra bu işin insani, idari, siyasi, hukuki, adli birçok yönleri var. Bunlarla alakalı herhangi bir hukuki boşluk doğurmayacak kadar büyük bir konuyla karşı karşıyayız. 301 canımız gitti orada. O yüzden bunların herhangi bir şekilde takipsizliği söz konusu olamaz. İster kamu, ister özel sektör, bunların yeniden düzenlenmesi, yeniden gözden geçirilmesiyle alakalı konuları irdeleyeceğiz."

Bakan Yıldız, "Özellikle muhalefetten istifa beklentisi var... Bunu kendi aranızda, Sayın Başbakan ile görüştünüz mü?" şeklindeki soruyu şöyle yanıtladı:

"En kolay olanını söylüyorsunuz. Bu işin aynen işletmelerde olduğu gibi, şu anda riski nasıl azaltabiliriz, işçi sağlığı ve iş güvenliğiyle alakalı tedbirlerin artırılmasıyla ve projeye uygun olup olmadığıyla.. Bunun sıfır riski şudur: Bütün ocakları kapatmak ve ithalatı artırmak. Ama bu tercih edeceğimiz bir konu değil. Bu bizim aynı zamanda istihdamın artırılması, doğru şekilde kullanılması ve yerli kömürlerle beraber kullanılmasıdır. Bu işin siyasi sorumluluğunda iki tane bakanlık olarak zaten bunları yürütüyoruz. Herhangi bir boşluk oluşturmaksızın ve her noktayı kavrayarak yapıyoruz."

Soma'daki kömür madenlerinin üretime ne zaman açılacağına ilişkin de bilgi veren Yıldız, şunları kaydetti:

"Buradaki o dediğimiz şartlara ulaşmadan bu ocakların üretime açılması tabii ki söz konusu olmaz. Ancak özellikle kömür madeniyle alakalı bıraktığınız gibi kalmayan ocaklardır bunlar. Bunlar bıraktığınız gibi kalmaz. Yangın çıkar, metan gazı, karbonmonoksit seviyeleri yükselebilir. Her birimizin dikkatli bu süreci yönetmesi ve takip etmesi gerekiyor. Herhangi bir risk alıcı yapı içerisinde bulunmaması gerekiyor. Soma ekonomisi bunu bizden talep ediyor olabilir, bunu bekliyor olabilir ama bizim bununla alakalı mutlaka bu tedbirlerin alındığını mutlaka görmemiz gerekiyor."

'BAŞBAKANIMIZ, İŞÇİLERLE BU ACIYI TEKRAR PAYLAŞTI'
Bakan Yıldız, Soma'da facianın meydana geldiği madeni işleten şirketin yöneticileriyle görüşme yapıp yapmayacaklarına ilişkin soru üzerine de şöyle konuştu:

"Bizler bu süreçte sendikalar dahil olmak üzere, bu işin bütün paydaşlarıyla, madencilikte özel sektör faaliyetlerini yürütenler de dahil olmak üzere çok geniş katılımlı bir toplantı yapmak istiyoruz. O yüzden tabii ki özel sektör madenciliği sahipleriyle de görüşeceğiz. Kamu ile de görüşeceğiz, bunların her birisini ayrı ayrı irdeleyeceğiz."

Soma'dan gelen işçilerin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından da kabul edildiğinin anımsatılarak,görüşmenin içeriğinin sorulması üzerine de Yıldız, "Sayın Başbakanımız işçi kardeşlerimizi kabul ettiler. Onlarla bu acıyı tekrar paylaştılar, taziyelerini bildirdiler. İki Bakanlık başta olmak üzere, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da dahil edilerek hangi ilgili bakanlıklar varsa bu çalışmanın devam edeceğini, sonuçlarını tekrar kamuoyuyla paylaşacağını anlattılar" dedi.

Soma'daki başka bazı madenlerde benzer şartların bulunduğuna yönelik görüntülerin yayınlandığının belirtilmesi üzerine de Yıldız, şunları kaydetti:

"Bu şartlarda üretim yapamazlar. Bunlar iyileştirilmeden herhangi bir üretim yapmaları doğru olmaz. Yalnızca işvereni değil, yalnızca kamuyu değil, işçi kardeşlerimizi tehdit eden bir unsurdur. Bu tür eksiklikler giderilmeden orada üretimin yapılması söz konusu olamaz. Ancak bu eksikliklerin giderilmesi için oradaki çalışacak işçi kardeşlerimizin her zaman olacağını söylemem lazım. İşçi kardeşlerimizin talebi oradaki eksiklikler giderildikten sonra o ocakların çalıştırılmasıdır. Kendilerine bizzat tek tek sorduğumda 'Siz ne düşünüyorsunuz, oradaki ocak çalıştırılmalı mıdır? Yoksa kapatılmalı mıdır?', 'Hayır, bu şartlar yerine geldikten sonra çalıştırılmalıdır. Oradaki bütün işçi kardeşlerimizin de ekmek kapısıdır' dedi kendileri."

'NİÇİN İSTİSMAR ALANLARINA 301 CANIMIZI KOYUYORLAR'
"2010 yılından sonra, özelleştirmeler yapıldıktan sonra iş kazalarında yüzde 30 artış görünüyor. Bununla ilgili çözümünüz nedir?" şeklindeki soruyu yanıtlayan Yıldız, "Eğitimin mutlaka ama mutlaka artırılması lazım" dedi.

Maden işçilerinin de teorik eğitim aldıklarını ancak fiili eğitimlerin az olduğunu belirttiklerini aktaran Yıldız, bu yöndeki tedbirlerin daha da artırılması gerektiğini vurguladı.

Yıldız, "Facianın yaşandığı madenin sahipleriyle bir akrabalığınız var mı?" şeklindeki soruyu yanıtlarken de şunları kaydetti:

"Yaptıklarımızı anlatmakta güçlük çektiğimiz bir ortamda, yapmadıklarımızı savunma ihtiyacını oluşturmak bizim acımıza bir o kadar daha acı katıyor. Bu kadar iftiraların, bu kadar yalanların peşine düşecek halimiz yok. Benim ne ocak sahibi, ne maden sahibi ile uzaktan yakından herhangi bir akrabalık ilişkim yok. Ama bunu söyleyenlerin, bu iftiraları atanların, bunları ispatlaması lazım geldiğini, mutlaka onlara da sormanız lazım. Bunların hesapları, tweetleri belli. Her bir mekanları, zeminleri belli. Orada 140 Suriyeli çocuğun üzerinin betonlandığını düşünebilecek kadar alçalanlar, ufuklarında böyle bir insan tipinin olabileceğini düşünenler oldukça benim onların iftiralarına söyleyebileceğim, kendilerini küçülttükleri ve artık insanlık dışı bir üsluba katıldıklarıdır. Biz herşeyi olabildiğince açık ve şeffaf olarak paylaşıyoruz. Bu kadar açıklığa, şeffaflığa, bu tür iftiraların yakışmadığını, bunların üzerimize de bu manada gelmediğini söylemem lazım. Vatandaşımızın, halkımızın vicdanı bütün bunları en açıklığıyla söylüyor. Ben işin bütün yönlerini açıklıkla paylaşıyorum. O açıklığa devam edeceğiz."

"Yapmadıklarımızı savunma ihtiyacı hissettirmeyin" diyen Yıldız, şöyle devam etti:

"Ben sosyal medyadaki bir kısım uyduruk cümlelerin arkasına düşüp de bunların cevaplanmasıyla uğraşacak durumda değilim. Biz bu üzüntüyü en derinden, kalben, gönüllü olarak hisseden insanlar olarak böyle dışarıdan tuzu kurulara verecek cevabımızın da olmaması lazım. Lütfen bu konuda kendilerine sorun. Bu iftiraları niçin atma ihtiyacı hissediyorlar, niçin böyle bir yola başvuruyorlar, niçin istismar alanlarına 301 canımızı koyuyorlar? Bu ne siyaseten, ne insani olarak ne de başka bir unsurlarıyla beraber istismar edilecek bir konu değil."

BAKAN ÇELİK'TEN AÇIKLAMA
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik de AK Parti Genel Merkezi'nden çıkışı sırasında basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Soma'dan gelen 10 maden işçisinin AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz başkanlığında parti genel merkezine davet edildiğini belirterek, yapılan görüşmeye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile bölge milletvekillerinin de katıldığını bildirdi.

Görüşmede işçilerin yaşadığı sorunları bir kez daha dinleme imkanına sahip olduklarını ifade eden Çelik, şöyle konuştu:

"İşçilerin, direkt olarak hükümeti ilgilendiren, alınması gereken, geleceğe dönük ve mevcut durumun ıslahıyla ilgili bazı talepleri vardı. Bunları karşılıklı bir şekilde istişare ettik. İşçilerimizin yaşadıkları sorunları belirlendi. Onlar bir kez daha ayrıntılı bir şekilde gözden geçirildi ve yapılması gereken konular not edildi. Seri olarak bir an önce yapılması gereken hususlar var. Belki zaman içerisinde çözülmesi gereken, belki fiziki şartlarla ilgili sorunlar var. Bütün meseleler ayrıntılı bir şekilde konuşuldu. En alt ayak biriminde çalışan bir emekçiyi maden emekçisinin yaşadıklarıyla yukarıda galerilerin çeşitli bölümlerinde ve toprak üstünde yani dışarıda çalışan maden emekçisinin tüm yaşadıkları ayrıntılı bir şekilde gözden geçirildi."

'GÜVENLİKLİ ÜRETİM OLACAK. BUNUN BAŞKA BİR YOLU YOK'
Facianın yaşandığı maden ocağında taşeron işçilerin olup olmadığıyla ilgili bir soru üzerine ise Çelik, "Burada işçilerin anlattığı gizli taşeronluk meselesi var. Yani resmiyette görünmeyen bazı uygulamalar var" dedi

Çelik, taşeron sisteminin gerçekten emeğin sömürüldüğü bir sisteme dönüştüğünü ifade ederek, şöyle devam etti:

"Bunu görmezden gelmek gibi bir durum olamaz. Dün yine Bakanlar Kurulu'nda gündeme geldi. Taşeron meselesinin 'hizmet alımını ortadan kaldıralım' anlamında söylemiyorum. Hizmet alımı olacak ama hangi alanlarda? Çok tehlikeli iş yerlerinde üretim mi, güvenlik mi? Bu mukayeseyi doğru bulmuyoruz. Üretim mi olsun güvenlik mi? Tabii ki güvenlik olacak. Güvenlikli üretim olacak. Bunun başka bir yolu yok. Çalışanlarımızın nerede alt işveren boyutunda hizmet sunmaları gerektiği, nerede alt işveren olmaması gerektiği konusunun mevzuatımızda netleştirme durumundayız. Yıllardır da konuştuğumuz, hazırlığını yaptığımız, tüm taraflarla görüştüğümüz bir konu. Umarım kısa süre içerisinde bu da artık tartışmadığımız bir konu olarak geride kalır."

'TABLONUN BÜTÜN ÇIPLAKLIĞIYLA ORTAYA KONMASI GEREKİYOR'
Diğer bir basın mensubunun, faciayla ilgili siyasi sorumluluk noktasında kamuoyunda bazı tartışmaların olduğunu anımsatması ve kendi durumunu sorması üzerine Çelik, şu yanıtı verdi:

"Şu anda madencilerin durumunu konuşuyoruz. Biz bu konularda koltuk meselesini, kendi geleceğimiz meselesi haline getirmiş insanlar değiliz. Tablonun bütün çıplaklığıyla ortaya konması gerekiyor. Bugünlerde herkesin iş güvenliği uzmanı, herkesin maden uzmanı tabii ki saygıdeğer, konuşulması gerekiyor ama keşke 365 gün, belli haftalarda hatırlayabilsek de bu konuları avazımız çıktığı kadar bir konuşabilseydik. Dünya genelinde kongreler yaptığımız zaman bir şeyler yazılsaydı, bir şeyler çizilseydi de acaba sürece katkı koyabilir miydik? Siyasi sorumluluk her an için geçerlidir. Bizim defans olarak yapacağımız bir şey değil. Neyse gereği yapılır onlar sorun değil ama önce çözülmesi gereken sorunlar var. Bu sorunların gündemimizden kalkması gerekir."