Fransızlar ile Almanlar yüzyıllardır savaşıyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası yeni Avrupa'nın inşasıyla başlayan barışma sürecine rağmen, iki toplumun belleğinde özellikle 19'uncu yüzyıldaki savaşlarla oluşmuş kötü imajın kalıntıları henüz silinmiş değil.

Napolyon Bonapart'ın 19.yüzyıl başlarında Prusya'yı işgalinin ardından, 1870 yılında aynı Prusya tarafından diz çöktürülen Fransa'da Almanlara olan güvensizlik, hatta fobi, dinmiş değil. Bir dönem, özellikle 19.yüzyıl sonu 20.yüzyıl başlarında Fransa'da Almanların "Fransızlardan daha fazla dışkı ürettiklerini" kanıtlamaya çalışan "bilim insanları" mevcuttu.

Birinci Dünya Savaşı sırasında "Alman ırkı" üzerine bir kitap yayımlayan Parisli nörolog Edgar Berillon, Almanların "pis kokulu yaratıklar" olduğunu kanıtlamaya çalışmıştı.

Bugün bu tür uydurma ve ırkçı "bilimsel teoremler" üzerinde çalışılmıyor. Fakat Almanların "iki dünya savaşıyla yapamadıklarını AB ile yapmaya çalıştıklarını" savunan kitaplar yazılmakta. Bunların başında bir dönem Sorbonne Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yapmış olan Yvonne Bollmann'ın kitapları geliyor.

Birkaç yıldır süregelen finansal ve ekonomik krizle birlikte Avrupa'da, biraz da kendisine rağmen, öne çıkan lider ülke konumuna yerleşen Almanya'nın bu konumu da Fransa'da Almanlara yönelik önyargıların son zamanlarda tekrar gündeme gelmesinin bir diğer nedeni.

BISMARCK HATIRLATMASI
Fransız hükümetinin endüstriyel üretimden sorumlu bakanı Arnaud Montebourg, bundan daha birkaç ay önce Almanya Başbakanı Angela Merkel'i bir dönem Fransa'ya diz çökerten Bismarck'a benzetmekten kaçınmadı.

'KİMSENİN CANI ALMAN OLMAK İSTEMİYOR'
Fransız aşırı solunun temsilcilerinden Jean-Luc Melenchon tarafından telaffuz edilen "kimsenin canı Alman olmak istemiyor" sözleri de Ren nehrinin diğer kıyısında bir yerlere not edilmiş olsa gerek.

Fransa'da Almanlar hakkında gündemden düşmeyen önyargılara gelince; işte size küçük bir liste: