İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Beşiktaş Belediyesi’ne bağlı Zabıta ekipleri, 18 Kasım 2009 tarihinde Akmerkez’deki tadilat çalışmaları ile ilgili incelenemelerde bulundu ve neticede bir tutanak tutuldu. Kaçak olduğu ileri sürülen bölüm yıkıldı. Belediye yetkilileri "kaçak" dese de Akmerkez yönetimi bunun bir izolasyon çalışması olduğunu söyledi. 

"Beşiktaş Belediyesi, tamir ruhsatıyla yapılan bu inşaat için tutanak tuttu, Akmerkez yönetimine yıkım için tebligat gönderdi ancak yönetim bu karara uymayınca inşaat mühürlendi. Ancak Akmerkez yönetimi mührü sökerek inşaata devam etti..."

İşte bu iddialarda, mührü söktüğü iddia edilen Akmerkez Kat Malikleri Kurulu ve Onarımdan Sorumlu Yüksek Mimar Filiz Yılmaz aleyhinde "imar kirliliğine neden olmak ve mühür bozmak" suçlamasıyla 1.5 yıldan 8 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

Sabah gazetesinde yer alan haberde; Beşiktaş ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin şikayetleri üzerine başlatılan soruşturma tamamlandı. Savcılık tutanaklarında ise şu suçlamalar yer aldı:

"Beşiktaş Belediyesi'nin 8 Mayıs'ta yapı tatil tutanağında, yapının çarşı katlarında korkuluk, döşeme kaplaması, dış cephe kaplamasında projeye aykırı davranıldı ve bu nedenle teras kısmının mühürlendi, Boğaziçi Yasası'na aykırılıktan suç duyurusunda bulunuldu. 20 Mayıs'taki kontrolde inşaatın devam ettiği tespit edildi."

YÖNETİM SUÇLAMALARI REDDETTİ
Akmerkez yönetimi ise durum karşısında şaşkın olduklarını ifade etti. Yönetim, tadilat işlerini gerçekleştirirken hem Beşiktaş hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile koordinasyon içerisinde bulunduklarını ve bu gibi faaliyetlerde ruhsata gerek olmadığını belirtti. Mührün bozulması veya imar kirliliği diye suçlamarı da reddettiklerini vurguladı.

İşte Akmerkez yönetiminin ntvmsnbc'ye yaptığı açıklama şöyle:
"Akmerkez, konumu ve İstanbul’un tanıtımına yaptığı katkılar nedeniyle, gelişen kiracı ve tüketici ihtiyaçlarına da cevap verebilmek amacıyla tadilat sürecine girmiştir. 25 milyon USD bütçe ayrılarak yapılan bu tadilat çalışmalarının 2009 yılı içerisinde tamamlanarak, Akmerkez’in yeni çehresiyle İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri içerisinde hak ettiği yeri alması hedeflenmiştir.

Bu hedefle, Beşiktaş Belediye Başkanlığı’nca verilen 20.05.2008 tarihli ve 2008/2697-363/45-2246 sayılı iskele belgesine dayalı olarak “İstanbul İli, Beşiktaş İlçesi, Arnavutköy ve Adnan Saygun Caddesi” adresinde bulunan “76 pafta, 83 ada, 1 parselde” kayıtlı kompleksin ve dış cephesinin basit bakım ve onarım işlemlerine başlanmış ve aynı yere ait, bilahare Beşiktaş Belediye Başkanlığı’nca 11.02.2009 tarihli ve 2009/880-408143-606 numaralı iskele belgesi düzenlenerek, izin süresi uzatılmıştır.

HEM İLÇE HEM DE BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ DURUMDAN HABERDAR
Sözkonusu mahalde yürütülen tadilat faaliyetleri her aşamada Beşiktaş Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile birlikte tam bir koordinasyon içerisinde, ilgili mevzuata uygun biçimde sürdürülmesi konusunda büyük hassasiyet gösterilmiştir.

Gerçekleştirilen bu faaliyetler sırasında, Beşiktaş Belediyesi’nce düzenlenen 08.05.2009 tarihli Yapı Tatil Tutanağı’nda ileri sürülen hususlar, gerçekte İskele İzni ile yapılması mümkün olan ve İmar Kanunu’nun 21. maddesi ile İstanbul İmar Yönetmeliği’nin 15. maddesi uyarınca hiçbir şekilde, ruhsat gerektirmeyen basit bakım-onarım faaliyetlerinden ibarettir.

Ancak, bu gerçeğe rağmen, tarafımızca tamamen iyi niyetli bir biçimde, 08.05.2009 tarihli Yapı Tatil Tutanağı’nda ileri sürülen hususlar, İlçe Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi ile koordinasyon halinde, kademeli olarak tamamen giderilmiş ve bu durum, Beşiktaş Belediye Başkanlığı’nca son olarak düzenlenen 24.11.2009 tarihli “Yıkım Tutanağı’nda” açıkça ifade edilmiştir.

MÜHÜR BOZULMASI VE İMAR KİRLİLİĞİ DOĞRU DEĞİL
Başından sonuna kadar Büyükşehir Belediyesi ve İlçe Belediyesi’nin etkin denetimi ve gözetimi altında cereyan eden bu faaliyetler sırasında, mührün bozulması ya da imar kirliliğine neden olunması gibi bir durum asla sözkonusu değildir.

Nitekim Türk Ceza Kanunu’nun 184/5.maddesinde “Ruhsata aykırı olduğu ileri sürülen aykırılıkların, giderilmesi halinde kamu davasının açılmayacağı, açılmış olan kamu davasının da düşeceği” açıkça ifade edilmektedir.

Gelinen son noktada, adli yargıya intikal eden bu olayda, gerçeğin bir an önce ortaya çıkacağına dair inancımızın tam olduğunu belirtmek isteriz."