Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk CNBC-e canlı yayınında soruları yanıtladı.

Şahenk şunları söyledi: "Dünyada yeni bir dip olma olasılığının neredeyse yok gibi olduğunu düşünüyorum. Gerekli tedbirleri devletler aldı. Dünya krizinin başlangıcındaki nedenlerle bugünkü nedenler arasında biraz daha farklılıklar var. Türkiye 2001 yılından sonraki kararlarıyla bugün ayrışmış bir şekilde. Yüzde 100 ayrışamıyorsunuz tabii ki. Dünyaya bakınca ben bir resesyon tehlikesi görmüyorum. Devletlerin borçluluk oranı çok büyük şekilde ön plana çıkıyor. Euro Bölgesi'ndeki ülkelerin mali açıkları ve borç sürdürülebilirliği önemli faktörler. Bunun da aşılacağını görmeye başladım.

Notların düşüşte olduğunu görüyoruz. Bunlar geç gelen notlar, gerçek değerlere geliyor. Türkiye'nin şu ortamda yatırım yapılabilir ülke notuna gelmesi lazım. Seçimden sonra ben bunu ciddi şekilde bekliyorum. Hükümetlerin de en fazla bakması gereken şey istihdam gerçeği. Merkez Bankamızın da almış olduğu tedbirlere bakınca çok farkındalıkla yönetilen bir para politikası var. Gelişmekte olan ülkelere para akışı var. Gelirken hoş gözüküyor ama hasar verebiliyor. Şu anda Merkez Bankası bununla ilgili önlemler alıyor. Bence bir geçiş bu. Ekonominin sıcaklığını doğru yerde tutmak. Rezervlerle Türkiye'nin güçlü olduğunu göstermek. Türkiye'deki reel faizi doğru yerlere getirmeye başlıyor.

Türkiye son 10 yılda yapmış olduğu doğruları yapmaya devam ediyor. ABD'de bankacılık sektöründe zor kararlar aldılar, çürük bankaları temizlediler. Amerikan toplumunun psikolojisi bozuldu. Krizden sonra ABD'nin biraz daha tasarruf etmesi gerekiyor. Burada emlak fiyatları ön plana çıkmıştı. Emlak fiyatlarında hareket ne zaman başlarsa, moraller de düzelmeye başlayacak.

Not değişimleri olabilir. Belki İspanya yardım da alabilir. Benim memnun olduğum şey; İspanya'nın ikinci bankası BBVA son dönemde 5 milyar Euro'luk sermaye artışı yaptı. Bunun içindeki büyük oran Garanti Bankası'nın alımıyla ilgilidir. Bu ortamda dünyanın belli başlı bankalarından biri Avrupa'dan çıkıp Türkiye'nin bir markası olan Garanti Bankası'na yatırım yapıyorsa, Türkiye'nin bambaşka yerlere geldiğinin göstergesidir. Bu Garanti'ye değil Türkiye'ye yapılan bir yatırımdır. Ortaklarımızın da vade anlayışını ve Garanti Bankası'na vermiş olduğu önemi de test etmiş oluyorum. Garanti'deki satın alma 50-60 milyon dolar daha fazla olsaydı 2010'da finans sektörüne yapılmış olan en büyük yatırım olarak tarihe geçecekti."

HİSSE DEĞİŞİMİ GERÇEKLEŞSİN, BAKACAĞIZ
Şahenk, Garanti'den elde edilen gelirle ne yapacaklarına ilişkin olarak şunları kaydetti: "Biz iki ortak olarak anlaştık. GE de hisse satım tarafındaki ortaklardan biriydi. Bizi denetleyen kurumlarımızın BDDK'nın, SPK'nın, Rekabet Kurumu'nun alacağı kararlar sonrası hisselerin değişimi gerçekleşecek. O zaman geldiğinde iki ortak olarak bakacağız. Türkiye'yi bir merkez olarak görüyorlar. BBVA varlıklarının yüzde 70'i İspanya dışında olan bir kurum. Asya'da varlar, Latin Amerika'da gittikleri yerde bir numara değillerse, iki numaralar. Coğrafyada tek boşluk Ortadoğu, Kuzey Afarika ve bizim bulunduğumuz bölgeydi. BBVA girdiği memleketlerdeki en büyük varlık yönetimi yapan bankalardan biri. Sigortacılığı çok iyi yaparlar. KOBİ bankacılığında çok rekabetçiler, bu işi çok iyi biliyorlar. Garanti'ye bu anlamda çok büyük faydaları dokunacak. Ortaklar Garanti'yi nereye götüreceğiz diye düşünecekler. Rusya'da yüzde 100'ü Garanti olan bir banka var. Romanya'da yüzde 70'i olan bir banka var. Hollanda'da kurulu olan bir bankamız var. Doğu Avrupa'da bir iki yerde daha bir şeyler yapabiliriz. Yönetim kurulundan çıkmadan söylemek mümkün değil ama bölgesel bankacılığı Doğuş Grubu ve BBVA, Garanti üzerinden yayılarak yapacaklar. 2007-2008 senelerinden sonra bölgesel bankacılığa geçiş vardı. İlk adımlarını Romanya'da attık. Bizim ikinci kademedeki stratejimiz olan bölgesel bankacılığı adımını da atmış oluyoruz. Türkiye'den çıkan bir marka bölgesel bankacılıkta Türkiye'nin ismini de taşımış olacak."

"Doğuş Grubu yatırımlara nasıl devam edecek?" sorusuna Şahenk şu yanıtı verdi: "Bizim aktif olduğumuz bankacılık, otomotiv, inşaat, turizm. Bunun yanında gayrimenkul geliştirme, son üç dört senedir enerji ve tabii ki medya sektörü. Biz yaptığımız işi zevk alarak yapmak istiyoruz. Bunun için önemli olan finansal güçtür. Yaptığımız işlerde kalıcı, devamlılığı sağlayan bir insan kaynakları politikası, teknoloji yatırımları en ön plana çıkacak. Bu sektörlerde kalacağız. Akılcı, rekabetçi, bölgesel ölçekte büyümeye çalışacağız. Türkiye'de siyasi ve ekonomik bir istikrar var."

Şahenk sözlerini şöyle sürdürdü: "Gerçekçi iyimser olmaya çalışan, dünyayı izleyen bir kişiliğim var. Arkadaşlarıma, memleketime çok güveniyorum. Son 10 yılda yapılanların Türkiye'ye uzun vadede başarılar getireceğine inanıyorum. Türkiye kısa vadeli problemlerle uğraşmıyor. Türkiye'de büyüyen bir nüfus var. Bunun işsiz kalmaması lazım.

Bizim rakiplerimiz şu anda sorunlarla uğraşıyor. Bizim artık 5-10 senelik programlar yapmamız lazım. Burada da önemli olan yatırım ortamının çok daha çekici olması lazım. Bunun yanında Türkiye buraya gelen yatırımı nasıl daha ucuzlatırım, nasıl daha hızlandırırım bunun çarelerine bakmak lazım. Sanayi ve servis sektörleri birbirini tamamlayan kardeşler. İkisinin de önemi çok büyük. Bunun bir planının projesinin yapılması lazım. Elektronikte Kore aldı başını gidiyor. 1997'de alınan kararlar 2010'un dünyasında Kore ne kadar cazip rekabetçi bir hale geldi. Kore gibi, Hindistan gibi ülkeler kalkınmış ülkelerde şirketler satın almaya başladılar. Gümrük Birliği ortaya çıktığında tekstil sektörü bitecek, otomotiv bitecek dendi. Tam tersine Türk işadamı ortaklarıyla konuşarak tekstilde markalar yaratmaya başladı. Otomotivde merkez haline gelmeye başladı. Yeni bir programa ihtiyaç var."

Şahenk ilk kez yapılan B20 toplantısına ilişkin olarak şunları söyledi: "G20 küresel ekonomik koordinasyon için kurulmuş bir grup. Grup başarılı bir dönemi geçirdi ancak devletler özel sektörün büyümede aracılık etmesini istiyor. Bu anlamda G20'ye bir de B20 ekibi gerekiyordu. Dünyada eskiden 4-5 ülkenin aldığı kararlarla dünya ekonomisini yönlendirmesinin imkansız hale geldiğini gördüler. Siyasilerin yanına iş dünyasını da katmaya karar verdiler. Doğuş Grubu'na ve Türkiye'ye bir görev düştü. Toronto'da oldu, kriz tartışıldı. Kore'de benim de bulunduğum beş kişilik bir grup vardı. Bizim yaptığımız bir çalışma vardı. KOBİ'lerle ilgili yapılan değişimleri anlattık. Bence bu Türkiye için önemsenmesi gereken bir şeydir.

Şu andaki ortamda Asya'nın rekabet gücü, iyi bir hikayesi var. Ancak ne kadar iyi olursanız olun, malınızı birine satacaksınız. Asya'nın göreceli bir rekabet anlayışı var. Ama dünyanın geleceğinin ağırlıklı Amerika'daki gelişmelere bağlı olduğunu düşünüyorum. Bu zor dönemi geçmeyi öğrenecekler. Bu geçtikten sonra balansın olacağını düşünüyorum. Bu balans kurulmazsa ekonominin uzun vadeli büyümesini sağlamak mümkün olmayacak. Dünyada şöyle bir kural var. Tek siz iyiyseniz, uzun vadeli iyi yaşayamıyorsunuz. Kısa vadede Asya güçlü ama orta vadede ABD de ön plana çıkacak. Bu balans yeniden kurulacaktır."

TÜRKİYE'NİN ÖNÜNDEKİ SORUN CARİ AÇIK
Şahenk, "Türkiye'ye çıkacak bir risk görüyor musunuz?" sorusuna "Artık Türkiye'de siyasetin ve ekonominin belli şekilde ayrıştığını görüyorum. Son 10 yıldaki ekonomi yönetimi bu işi çok ciddi yaptı. Ekonomik istikrarı sarsacak bir şey olacağına inanmıyorum. En büyük risk halen dünya. Avrupa'daki devletlerin borçluluk oranlarını halletmeleri çok önemli, Bu büyük memleketlerin likiditeyi çekerek çıkış stratejisinde ne olacağı, nerelerde problem yaratacağını bilemiyoruz. Türkiye'nin önünde her zaman bir problem var, cari açık. Bu konuda da cari açığa ilaç ve merhem olacak uzun vadeli kalkınma planıdır. Cari açığın finansmanı önemlidir. Seçimden sonra Türkiye'nin yatırım yapılabilir anlamında rating alacağına inanıyorum" şeklinde yanıt verdi.

"Kriz size neyi öğretti?" sorusunu yanıtlayan Şahenk, "Hem Türkiye'ye yönelik, hem dünya krizi şunu gösterdi ki, düşünmeye vakit ayırınca çözülemeyecek sorun yok. Herkesin problemiyse insanlar çözmek için daha rahat bir araya geliyorlar. Krizlerde hep bunu görüyoruz. Türkiye bir araya geldi, acı reçeteyi kabullendi. Türkiye bunu çok daha rahat geçiyor, herkes Türkiye'yi konuşuyor. Bir problem herkesin problemiyse rahatlıkla çözülüyor" dedi.

Fenerbahçe'ye de değinen Şahenk, "Son dönemde Fenerbahçe'deki değişim, yapılan uygulamaların sonuçları belli bir zaman alıyor. Sayın başkanın yönetiminde Aykut hocanın verdiği çaba, iyi bir değişim var. Bu sezon olmasa da gelecek sezon Fenerbahçe'yi çok daha iyi yerlere getirecektir. Her şey bir günde değişmiyor" diye konuştu.