Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Adana Sanayi Odası toplantı salonunda ''Para Politikaları'' konulu konferansta konuştu.

Yılmaz konuşmasında verileri yanlış gösteren Yunanistan'a değinerek, Türkiye'deki durumu anlattı ve "Veriler namusumuzdur" dedi.

Yılmaz şunları söyledi: "Biz yöntemleri eleştirebiliriz ancak ortaya konulan metodoloji açıklandıktan sonra ölçülen rakamların sıhhatine güvenmek en sağlıklı yoldur. Yunanistan'ın başına geleni görüyorsunuz. Kamunun ürettiği istatistiksel rakamların sağlığına güvenmek gerekir. Bu rakamlar ülkenin namusudur. Bilgimiz varsa, onu öyle değil de böyle ölçün deniyorsa ona öyle bakalım. Ancak şu anki rakamlara güvenelim."

Yılmaz, konferansta "2009 yılı genelinde azalan bir eğilim sergileyen enflasyon beklentileri, kamu fiyat ayarlamalarının da etkisiyle bir miktar artış göstermiştir. Bununla birlikte vade uzadıkça beklentilerdeki değişimin daha sınırlı olduğu gözlenmektedir" dedi.

Yılmaz , TCMB olarak enflasyonda önümüzdeki dönemde oluşacak artışın beklentiler üzerindeki etkisini önemli bir risk unsuru olarak gördüklerine belirtti ancak "Orta vadeli enflasyon beklentilerinde bozulma oluşmaması kayda değer bir gelişme" dedi.

Şubat ve Mart ayında TÜFE belirgin şekilde yükseleceğine ve bir müddet hedefin üzerinde kalacağına dikkat çeken Yılmaz, "Enflasyonda hükümetin bütçe açıklarını kapatmak için yaptığı zamlar, işlenmemiş gıdada arz yönlü gelişmeler ve baz etkisinden dolayı ilk yarıda yükseliş olacak... Çekirdek enflasyonda da önümüzdeki dönemde artış olacak... Ancak yılın ikinci yarısından itibaren bunlarda düzelme olacağını ve enflasyonun hedefe yakınsayacağını düşünüyoruz" dedi.

Temel enflasyon göstergelerinin orta vadeli hedeflerle uyumlu seyrini sürdürdüğüne ve enflasyonda geçen yılın son çeyreğinden itibaren gözlenen artışların enflasyonun ana eğiliminde bir bozulmaya işaret etmediğine dikkat çeken Yılmaz, enflasyonda bir seferlik şoklardan kaynaklanan fiyat artışlarının genel fiyatlama davranışları üzerindeki etkisinin sınırlı olacağını söyledi ve ekledi: "Bu nedenle para politikası duruşunda bir değişiklik öngörmedik ve öngörmüyoruz."

YATIRIM YAPILABİLİR KREDİ NOTU SÜRPRİZ DEĞİL
Küresel finansal piyasalarda iyimserliğin devam etmekte olduğunu, küresel ekonomide toparlanma sinyalleri görüldüğünü ancak parasal ve mali tedbirlerin etkisinin azalacağı 2010 yılına ilişkin belirsizlikler önemini koruduğuna dikkat çeken Yılmaz, şöyle devam etti:

"Önümüzdeki dönemde ülkelerin, borçluluk yükü düşük olanlar ve olmayanlar olarak ayrışacağı ve Türkiye’nin uyguladığı mali disiplin, sahip olduğu sağlam bankacılık sistemi ve düşük hanehalkı borçluluk oranı ile düşük borç yükü olan ülkeler arasında yer alacağı düşünülmektedir."

Yılmaz, Türkiye'nin önümüzdeki dönemde kredi notunun yatırım yapılabilir seviyelere çıkmasının sürpriz olmayacağını da söyledi.

Son dönemde açıklanan verilerin, Türkiye'de iktisadi faaliyette toparlanmanın başladığını teyit ettiğini de belirten Yılmaz, "İzlenen para politikasının desteği ile kredi piyasasında olumlu gelişmeler sürmekte, finansal koşullardaki sıkılık azalmaya devam etmekte ve iş gücü piyasasında sınırlı ölçüde iyileşme işaretleri alınmaktadır" dedi.

Ekonomideki canlanmanın esas olarak iç talepten kaynaklandığını belirten Yılmaz, sabit sermaye harcamalarının ilk kez Ocak'ta pozitif olmasının ise olumlu bir gelişme olduğunu ekledi.