Trans yağda “2 gram sınırı” yeterli olur mu? (Trans yağ hem sağlığa hem ekonomiye zarar!)

Türkiye, tüm dünyanın yasaklanması için harekete geçtiği trans yağa kısıtlama getiren mevzuat için 31 Aralık 2020’yi bekliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, mevzuatla 100 gram gıdadaki trans yağ oranını 2 gram olarak sınırlandırmaya hazırlanıyor. Uzmanlar ise total enerjinin % 1’inden fazlasının trans yağdan sağlanmasının bile kalp hastalığı riskini ve ölüm oranlarını artırdığına vurgu yaparak, trans yağların tamamen yasaklanması gerektiğini söylüyor.

ntv.com.tr 23.03.2020 - 08:45

Trans yağda “2 gram sınırı” yeterli olur mu? (Trans yağ hem sağlığa hem ekonomiye zarar!)

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın geçtiğimiz aylarda yasaklanması için Meclis’te çalışma başlatacaklarını duyurduğu ve “Bu yıl içinde yasaklanabilir” dediği trans yağlar ile ilgili yeni mevzuat açıklamasını Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli yaptı. Trans yağ yönetmelik taslağının yayım aşamasında olduğunu belirten Pakdemirli, mavzuatın 31 Aralık 2020’de yürürlüğe gireceğini, gıda işletmecilerine bu tarihe kadar geçiş süresi verileceğini söyledi.

Bakan Pakdemirli’nin AB ülkelerinden 3 ay önce uygulanacağını söylediği yeni düzenleme ile gıda satış ve toplu tüketim yerlerinde son tüketiciye arz edilen gıdalarda trans yağ içeriği; hayvansal yağlarda doğal olarak bulunan trans yağ hariç toplam yağın 100 gramında 2 gramı geçemeyecek.

TRANS YAĞ EKONOMİK AÇIDAN KAZANÇ MI, KAYIP MI?

Ucuz bitkisel yağların yüksek ısı altında ve bazı kimyasallarla hidrojenize edilmesiyle oluşturulan trans yağlar, gıdanın raf ömrünün uzun, lezzetinin fazla olması ve daha ucuza mal edilmesi gibi nedenlerle endüstriyel açıdan ekonomik kazanç olarak nitelendirilebiliyor ama hem insan sağlığına hem de sağlık giderlerine yaptığı olumsuz etki nedeniyle çok önemli bir sorun olarak yıllardır tartışmaların odağında bulunuyor.

Birçok ülkede sağlığa zararlı olan trans yağ içeriğinin yasal limitlerle belirlenmesinin zorunluluk olduğunu vurgulayan Dr. Siyami Ersek Göğüs ve Kalp Damar Cerrahisi Hatanesinden Kardiyolog Prof. Dr. Sait Terzi, “Ülkemizde de gıdalardaki trans yağ miktarının kısıtlanması ve tüketiminin azaltılması öncelikli hedeflerden olmalıdır” dedi.

PROF. TERZİ: ÖLÜM ORANINI ARTIRIYOR

Trans yağların özellikle de kalp-damar sistemini bozduğunu belirten Dr. Terzi, total enerji alımının % 1’inden fazlasının trans yağdan sağlanmasının bile kalp hastalığı oluşumunu ve ölüm oranını (mortalite) artırdığını vurgulayarak trans yağların zararları hakkında şunları söyledi:  

“Günümüzdeki veriler kısmi hidrojenizasyonla oluşan trans yağ asitlerinin kalp hastalığı risk faktörlerini ve kalp hastalığı oluşumunu daha önce düşünülenden çok daha fazla artırdığını göstermektedir. Endüstriyel trans yağlar, kötü kolesterol LDL, trigliserit ve Lp (a) seviyesini artırır, iyi kolesterol (HDL) seviyesini düşürür. Kalp hastalıklarını artırmanın yanında, inme, kısırlık, karaciğer bozukluğu, Alzheimer, Parkinson ve kanser gibi birçok hastalığa da davetiye çıkarır. Alınan kalori aynı olmasına rağmen vücutta yağ birikimine ve kilo alımına sebep olur. Bunun sonucu olarak obezite, metabolik sendrom ve diyabet oluşumuna yol açar. Trans yağlarla yapılan beslenme neticesinde vücutta sistemik inflamasyon artar ve endotel fonksiyon bozukluğu gelişir. Trans yağ asitlerinin anne sütüne de geçtiği kanıtlanmıştır.”

Sağlığa Evet Derneği ve Türk Kardiyoloji Derneği, trans yağın zararlarına dikkat çekmek için bir süredir bir proje yürütüyor. Projenin amacı; Türkiye'de trans yağların ortadan kaldırılmasını desteklemek için medya ve sivil toplum aracılığı ile kapasite geliştirmek ve toplumsal farkındalık oluşturmak.

PROF. DAĞLI: 2020’DE YÜRÜRLÜĞE GİRECEK MEVZUAT SORUNLARA YOL AÇABİLİR

Proje ile gıda tedarik zincirinde trans yağların kısıtlanması ve zaman içinde yasaklanmasına yönelik mevzuatın hayata geçirilmesini amaçladıklarını belirten Sağlığa Evet Derneği Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlı, trans yağ asitleri ile ilgili mevcut yasal düzenlemenin yetersiz olduğunu, 31 Aralık 2020’de yürürlüğe girmesi planlanan mevzuatın ise sorunlara yol açabileceğini söyledi:    

“AB ülkeleri 2019’da, 01.04.2021’den geçerli olmak üzere, Gıdalarda 100 gram yağ için maksimum 2 gram trans yağ kısıtlaması getirdi. AB’de yasalaşan bu yönetmelikten sonra Türkiye de Türk Gıda Kodeksi’nin AB'ye uyum kapsamında revize edileceğini duyurdu hatta AB’den daha erken bu uygulamaya başlanacağı müjdesi verildi. Bu düzenleme, trans yağ asitlerinin ortadan kaldırılmasını öncelikli bir müdahale olarak kabul eden DSÖ'nün ilk adım önerileri ile uyumludur ancak düzenlemede ‘ev dışı kullanım’, ‘profesyonel’ veya ‘pastacılık’ ürünleri diye adlandırılan ürünlerin trans yağ kısıtlamasından muaf tutulması sakıncalıdır. Zaman içinde yürütmede ve denetlemede zorluklar yaşanacağı bir gerçektir.”

GÜNGÖROĞLU: KONTROL VE TÜKETİCİNİN BİLİNÇLİ OLMASI ÖNEMLİ

Piyasayı izlemede ve denetimde zorluklar yaşanabildiğini belirten TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Gıda Mühendisi Nuray Güngöroğlu, gıda üretiminde trans yağ oranını %2’ye düşürmenin uygulanabilir olduğunu söyleyerek şu değerlendirmede bulundu:

“Ülkemizde yapılan bir araştırmada piyasada satılan ve etiketinde ‘trans yağ içermez’ yazan ancak üretimi gereği trans yağ içerme olasılığı bulunan çeşitli ürünler incelenerek Türk Gıda Kodeksine uygunluğu değerlendirilmiştir. Bu araştırmada bisküvi, cips, kek ve margarinlerden toplam 29 ayrı marka ürün incelenmiş, kek grubunda %0,17-0,92, bisküvi grubunda % 0,11-0,46, cips grubunda 0,26-1,21, margarin grubunda ise % 0,19-0,79 trans yağ bulunmuştur. Bu bulguların bir marka hariç diğer 28 marka ürünlerinin etiket beyanlarını doğruladığı ifade edilmiştir. Dolayısıyla gıda üretiminde trans yağ oranını %2’nin altına düşürmek uygulanabilir bir işlemdir. Ülkemizde de bu konuda düzenleme yapılması yerinde olacaktır. Burada önemli olan küçük işletmeler, restoran ve pastane ürünlerinin kontrolünün aksatılmadan yapılmasını ve tüketicinin bilinçli hareket etmesini sağlamaktır.”

“TRANS YAĞIN TEDARİKTEN KALKMASI İÇİN TEKNOLOJİK ALT YAPI MEVCUT”

Dr. Dağlı, trans yağsız ürünlerin sadece sağlık için değil ulusal ekonomi için de kazanım olacağını belirterek, “Ülkemizde, gıda sanayicileri özellikle margarinlerde ‘endüstri inisiyatifi’ ile trans yağsız (<%1) dönemi 2006 sonu itibarı ile başlattıkları iddiasındadır. Trans yağın tedarikten kalkması için gerekli teknolojik alt yapı mevcuttur. Sağlık faydalarının yanı sıra uluslararası ticarette ciddi rekabet unsuru olan trans yağsız ürünler ulusal ekonomimiz açısından son derece verimli olacaktır” şeklinde konuştu.

“HEM TOPLUM SAĞLIĞINA HEM EKONOMİYE MALİYETİ ÇOK YÜKSEK”

“Yemek endüstrisi sağlık açısından çok zararlı olmasına rağmen bu yağları maliyeti ucuz, raf ömrü uzun, defalarca kullanılabilen, duyusal özellikleri iyi ve gıdaya lezzet verdiği için tercih ediyor ancak herkesin hemfikir olduğu bir diğer konu da bu yağların yarattığı toplumsal sağlık maliyetinin yüksekliği” diyen Kardiyolog  Terzi de toplum sağlığı ve ulusal ekonomi vurgusu yaptı:

“Trans yağların yarattığı sağlık sorunları topluma çok yüksek maliyete sebep olmaktadır. Çeşitli hastalıklara sebep olması, bu hastalıkların tanı ve tedavi giderleri ve bazılarının da ölümle sonuçlanması maliyetle ölçülemez. Ayrıca kişilerin kalp hastalığı, inme gibi kronik hastalıklara maruz kaldıklarında oluşacak iş gücü kaybı, bakmakla yükümlü oldukları yakınlarının zaman ve ekonomik kayıpları hesap edildiğinde trans yağla mücadele etmenin ne kadar önemli ulusal bir sorun olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Bu bireylerin diyetlerindeki trans yağ asitlerinin %82-90’ı endüstriyel kaynaklı kısmi hidrojenasyon işlemleri sonucu oluşurken, %2-8’i hayvansal ürünlerden kaynaklanmaktadır.”

Gıda Mühendisi Güngöroğlu ise trans yağların ekonomik açıdan avantaj sağlayabildiğini söyledi, “Ancak hastalık, ölüm riski, anneden bebeğe geçebilmesi ve sağlık harcamalarını da göz önüne aldığımızda üreticinin önlem alması ve üretimini iyileştirmesi önceliklidir” dedi.

“DENETİMLERDE İZLENEBİLİRLİK UYGULAMALARI ÖNEMLİDİR”

Devletin üretici ve ürün kontrollerinin yanında restoran, pastane gibi üretim yerlerini de kontrol etmesinin öneminli olduğunu söyleyen Güngöroğlu, “Çünkü restoran (özellikle kızartmalar) ve pastane ürünleri de trans yağlar açısından risk teşkil etmektedir. Denetimlerde izlenebilirlik uygulamaları önemlidir. Hammaddeden son ürüne kadar tüm zincirin takibi, özellikle küçük işletmeleri kontrol etme ve işletmelerin güvenli üretim yapmalarının sağlaması açısından destekleyici olacaktır” şeklinde konuştu.

TÜKETİCİ NE YAPMALI?

Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER) Genel Başkanı Dr. Deniz Öner, tüketicinin yapması gerekenlerde temel kriterin, gıdaları olabildiğince taze, mevsiminde ve kızartmadan tüketmek olduğunu hatırlatarak en düşük seviyede trans yağa maruz kalmak için alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı:  

- İşlenmiş ve katkılı gıda ürünlerinden uzak durmak.
- Etiket okuma alışkanlığı kazanmak ve yağ içeriğine bakmak.
- Raf ömrü uzun olan ürünlere homojenize edici, koruyucu katkı maddelerinin daha fazla ilave edildiğini göz önüne almak.
- Ev veya dışarıda yemeklerde kızartmalardan uzak durmak, yanmış yağlardan kaçınmak.
- İşlenmiş ürün alınacaksa mutlaka güvenilir markaları tercih etmek (Şüpheli durumda şikayet edildiğinde izlenebilirlik sağlayacaktır.)
- Taklit ve tağşiş gıda ürünleri için Tarım ve Orman Bakanlığı ile Güvensiz Ürün sitesi incelemek.  

TRANS YAĞ HANGİ GIDALARDA BULUNUR?

Trans yağlar genellikle dışarıda yenilen, ticari olarak hazırlanan pek çok gıdada kullanılıyor. Hazır işlenmiş yiyecekler, kızartma yağları, unlu mamuller, margarinler, cipsler, krakerler, gofretler, bisküviler, çikolatalar, fast food ürünleri, tavuk nugget ve bazı kebaplar gibi kızarmış yiyeceklerle, mikrodalga fırına verilmeye hazır patlamış mısır gibi çok çeşitli ürünler yüksek oranda trans yağ içeriyor. Koyun, keçi ve inek gibi geviş getiren hayvanlarda ve ürünlerinde ise az miktarda doğal trans yağlar bulunuyor.

VİDEO: KEK VE BÖREKTE TRANS YAĞA DİKKAT! (03.09.2019 )

Sayfa Yükleniyor...