Alternatif Sesler: Yok Öyle Kararlı Şeyler

Alternatif Sesler'in bu haftaki konuğu bir müzik grubu: Yok Öyle Kararlı Şeyler. 'Üçüncü Yeniler' olarak da anılan akımın temsilcilerin biri olan 'Yok Öyle Kararlı Şeyler' en az grubun ismi kadar daha çok mizahın yer aldığı şarkılarıyla müziğe farklı bir bakış açısı getiriyor. Farklı disiplinlerde sanat dallarını bir arada kullanmaları, eğlenceli şarkı sözleriyle Yok Öyle Kararlı Şeyler'le yola nasıl çıktıklarından isim bulma hikayelerine kadar her şeyi konuştuk.

ntv.com.tr 24.07.2019 - 15:52 | Son Güncelleme : 24.07.2019 - 15:56

Alternatif Sesler: Yok Öyle Kararlı Şeyler

Alternatif Sesler’de bu hafta, 2012’den bu yana sahnelerde ve festivallerde dinleme şansı bulduğumuz Yok Öyle Kararlı Şeyler müzik grubunu mercek altına aldık.

Yok Öyle Kararlı Şeyler ya da kısa adıyla YÖKŞ’ün 2011’de Çorlu’da başlayan hikâyesi önce İzmir’e oradan da İstanbul’a uzanıyor. Kendi şarkılarını SoundCloud’a yüklerken Erdem Topsakal’ın notlarının arasına karaladığı Yok Öyle Kararlı Şeyler cümlesini kullanıcı adı olarak kullanmasıyla hikâyenin de temeli atılıyor.

YÖKŞ üyeleri Erdem Topsakal (vokal/gitar), Ufuk Baydarlı (davul), Arda Erboz (elektrik gitar), Çağrı Özer (klavye/geri vokal) ve Ramazan Kırdım (bas) kadrosundan oluşuyor.
Son dönemdeki ‘uzun isimli grup’ furyası eleştirilerini sorduğumda müziğin sosyolojik olarak toplumun bir yansımasına olduğunu insanların gündelik hayatın sıkıcılığından kaçmak istediklerini ve eğlenceli grup ve şarkıların artışını da buna bağladıklarını, isim önyargısının abartılı olduğunu söylüyorlar.

Haksız da sayılmazlar. İsmi o grubun şarkılarını dinlemek ya da dinlememek konusunda bir kıstas olmamalı.

Yok Öyle Kararlı Şeyler farklı türlerde şarkılarıyla hem şaşırtmayı hem de farklı kesimlerden insanları yakalamayı başarıyor.

Grubun göze çarpan özelliklerinden biri de görsel sanatlarla müziği birlikte kullanmaları. Türkiye’de ilk şarkı sergisini hayata geçiren YÖKŞ; gruba ait şapka, tişört tasarımları ve sosyal medyadan hayranlarıyla kurdukları samimi iletişimle de fark yaratıyor.

2011’de kurulan bu grubu tanıyalım biraz. Nasıl bir araya gelip, bir şeyler üretmeye başladınız?

Erdem: Biz müziğe ilgi duyan lise arkadaşlarıydık. Çorlu’da lokal bir müzik grubuyken üniversite için İzmir’e gittik. Orada barlarda şarkı söylemekten bıktığımız bir vakit kendi şarkılarımızı üretmeye karar verdik. İlk bestemiz de İzmir’de ortaya çıktı. İlk şarkımızı SoundCloud’a yükledik. Başta çok fazla insana ulaşamadı şarkılarımız fakat bizi İstanbul’a götürmeye ve müzik çevresinden insanlarla tanışmaya kadar götürdü. Biz de şarkı yazmaya ve kaydetmeye devam ettik ve hâlâ da bunu sürdürüyoruz.

Davulcumuz Boğaç Soydemir o dönem Sinema ve Televizyon okuyordu ve bizim ‘Armut’ şarkımızı kısa filminde kullanmak istedi. Şarkıyı Boğaç’a verdik ardından da davulcu olarak gruba dahil oldu. Konser ve şarkılarımızı sayısı artmaya başlayınca da 2014’te Müzik Hayvanı oluşumuyla ilk albümümüzü çıkardık.

Çağrı Özer - Erdem Topsakal - Arda Erboz Çağrı Özer - Erdem Topsakal - Arda Erboz

Neden “Yok Öyle Kararlı Şeyler”?

Erdem: Şimdilerde “Üçüncü Yeniler” adıyla anılan bu furya, o dönem henüz yeni filizleniyordu. Birazcık daha absürt bir tavırda, daha çok mizahın yer aldığı, kendinden önceki edebiyat ve şiir akımlarından beslenen, bağımsız, özgürce evde kaydedilmiş şarkıların furyasıydı bu. Büyük Ev Ablukada fitili ateşledi, akabinde olanlar oldu. İsimler uzadı, şarkılar çoğaldı...

Arda: 2009’da Çıplak Ayaklar Stüdyosu’nda sohbetli akustik ortamı vardı BEA’nın. Orada hem eğleniyorlardı hem de yeni bir komünite oluşturuyorlardı aslında.
Çağrı: Müzik ve toplumun durumu paralel gidiyor. Memleketin hâli de sıkıcıydı ve insanlar biraz daha eğlenceli sözler ve müzikler istiyordu.

Erdem: Uzun isimli grupların doğuş sebebinin sosyolojik bir yansıması olduğunu düşünüyorum. Müzik dinleyicisini psikolojik olarak rahatlatacak, çok düşünmeden keyif alacağı, huzursuzluktan arınacağı, dinlerken dans edebileceği, müzik sektöründeki ana akımın sıkıcılığına paralel, alternatif bir yol bu.

Biz de ne mutlu ki onun temsilcilerinden biri olduk. İsmin çıkış noktasıysa Gündüz Vassaf’ın Cehenneme Övgü kitabında kararsızlıkla ilgili aforizmalardandı. Kendim de kararsız bir adam olduğumdan dolayı bunun iyi bir başlık olacağını düşündüm. Notlarımın arasında ‘Yok Öyle Kararlı Şeyler’ diye karaladığım bir cümle vardı, ilk şarkılarımı SoundCloud’a yüklerken bu cümleyi kullanıcı adı yaptım. En başta grup ismi olsun diye de düşünmemiştim fakat sonra böyle kalsın dedik.

Kararsızlık üzerine bir grup manifestonuz var mı? Grubun tüm üyeleri her konuda çok mu kararsız?

Erdem: Özellikle o dönemde kararlı, net bi duruşumuz yoktu hayata karşı. Çorlu’da başladı İzmir’e geçti, ardından İstanbul’da büyüdü derken onun da etkisi var tabi. Hiçbir yere tam anlamıyla ait olamadık. Bu da bizim için hep bir güvensizlik, kararsızlıktı aslında. Artık İstanbullu olarak görüyoruz kendimizi, şimdi her şey ister istemez daha kararlı olmak zorunda.

Bu tavır parçalarımıza da yansıdı. Mesela “Yolların Sonundayım” ve “Tam Zamanı” adlı iki farklı tür şarkıyı tek albümde dinleyebiliyorsunuz. Bunun farklı karakterde insanlara ulaşmak gibi avantajları olurken, bir çok dezavantajı da olabiliyor tabi.

“Üçüncü Yeniler” eleştirileri hakkında ne düşüyorsunuz?

Arda: Müzik zevkiyle entelektüel bakış açılar örtüşmeyebiliyor. Müzik akımlarını adlandırırken de aceleci olmamak gerektiğini düşünüyorum. Gruplar bir editör tarafından bir paranteze alınmak istenmiş olabilir. Burada isimlerdense yapılan müziğin daha ön planda değerlendirildiğini düşünüyorum.

Bir de grup ismi bulmak sahiden çok zor. Size yapışan bir etiket o ve taşımanız gerekiyor. Hiçbir mânası olmayan bir ismi bir yere koymanız ve o insanların ondan bir şey anlaması gerekiyor.

Altını zaman ve şarkılar dolduruyor. O yüzden ön yargılı olmamak lazım.

Şarkı Sergisi’nde şarkılara illüstrasyonlar, şapka, t-shirt tasarımları, iç içe geçmiş farklı disiplinler bir arada. Nasıl çıktı bu fikirler?

Erdem: Ensdüstriyel Tasarım okudum. Çizim yaparken beste yapıyordum ben. Armut şarkısını resim çizerek bestelemiştim mesela. Görsel dünya ve işitsel dünyayı birlikte hissetmek heyecanlandırımıştı beni. Bu fikri nasıl geliştirebiliriz diye düşündük. Sonra ortaya Şarkı Sergisi fikri çıktı. Diğer ürünlerimiz de aynı şekilde. Sadece şarkılarıyla iletişim kuran bir müzik grubundan çok farklı disiplinlerle dinleyicisine temas kuran bir grup olmak istedik.

YÖKŞ'ün 'Ben Niye Şanssızım' şarkısına çizilen illüstrasyon. (Şarkı sergisindeki tüm illüstrasyonlar YÖKŞ'ün resmi instagram sayfasında bulunuyor) YÖKŞ'ün 'Ben Niye Şanssızım' şarkısına çizilen illüstrasyon. (Şarkı sergisindeki tüm illüstrasyonlar YÖKŞ'ün resmi instagram sayfasında bulunuyor)

Önümüzdeki günlerde Şarkı Sergisi’ne benzer değişik projeleriniz var mı?

Erdem: Şarkı Sergisi bizim tasarlayıp hayata geçirdiğimiz heyecanlı bir proje. Şarkıların illüstrasyon sanatçıları tarafından resimleştirilip hem işitsel hem görsel bir formatta seyirciye sunulmasını konu alıyor. En son Zorlu PSM bünyesinde 3 ay süreliğine sergimiz ziyaretçilerle buluştu. Hem basit fikirinden hem de insanların geri dönüşlerinden ötürü memnun kalıp devamını getirmek istediğimiz bir konsept bu. Elbette ki yeni şarkılarımızın da görselleşmesi ve sergi formatına sunulmasını çok isteriz. Belki gelecekte tüm albüm şarıklarımızın çizimlerinden oluşan büyük bir Şarkı Sergisi hazırlayabiliriz.

Besteler nasıl ortaya çıkıyor? Hep bir elden beraber mi yazıyorsunuz şarkıları, bir hikâyeden mi yola çıkıyorsunuz?

Erdem: Şimdiye kadar çoğu söz ve müziği ben besteledim. Bir fikir, bir hikâyeyle gruba geldim ve hep beraber onu düzenleyip, geliştirdik. Bu onlarca üsluptan yalnızca biri, şimdi yeni ve daha farklı üretim yöntemleri deniyoruz.

Çağrı: Bu konuda genellikle Erdem yürütücü konumunda. Ben de elimden geldiğinde taslak fikirleri ona ulaştırıyorum. Nihayetinde herkesin fikrinin barındığı bir eser ortaya çıkıyor.

Sosyal medya kullanımınız çok samimi. Dinleyicilere yakın durmaktan hoşlanıyorsunuz. Çok gözlemlediğimiz bir şey değil bu. Neden böyle peki... Strateji diyebilir miyiz?

Erdem: Bu planlı bir strateji değil. Öyle olsa hep aynı dinamikte sürerdi. Sosyal medya hesaplarına ben bakıyorum, dolayısıyla moduma göre şekil alabiliyor bu iletişim. Uzun zamandır eski tempomda değilim bu konuda. Bir kaç sene önceye kadar hem Twitter hem Instagram’dan oldukça aktif bir iletişim kuruyorduk dinleyicilerimizle. Şimdilerdeyse sosyal medyada içerik tüketiminin çok hızlandığını düşümüyorum. Bir şarkı, bir fotoğraf, bir hikâye çok hızlı eskitiliyor. Bu da kişisel olarak beni yordu ve daha net içeriklere, sadece bilgi veren haberdar etmeye yönelik bir iletişime dönüştü. Yeni şarkılarla bu iletişimi yeniden canlandırmayı umuyorum.

Çağrı: Aslında görünürlüğümüz biraz azaldı ama iletişimimiz hala aynı samimiyetle sürüyor. Bize gelen her mesaja cevap vermeye, merak edilenleri cevaplamaya özen gösteriyoruz.

Grup üyeleri evde dinlenirken onlara eşlik eden şarkılar ne oluyor? / Kalbinizi daha hızlı attıran şey ne?

Arda: Aaron Parks – Nemesis bana iyi gelir. Kalbimi ne hızlı attırır dersen, iyi bir müzikal fikir bulmak diyebilirim.

Çağrı: Billie Eilish’e sardım ben en son. Sanırım insanlara yardım edebildiğimi hissetmek de kalbimin hızlı atmasını sağlıyor.

Erdem: Chet Baker yoğun bir gün sonrası her zaman dinlendirir beni. İnsanlara yeni bulduğum melodileri çalmak ve yeni öğrendiğim sihirbazlık numaralarını sergilemek de kalbimi hızlandıran şeylerden bir kaçı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: RAP MÜZİK NEDEN YÜKSELİŞTE?

Sayfa Yükleniyor...