İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Doğuş Grubu’nun kültür ve sanat alanında gerçekleştirdiği ilk fotoğraf sanatçısı müzesi olan Ara Güler Müzesi ile Leica’nın dünyadaki sayılı galerilerinden biri olan Leica Galeri İstanbul önemli bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Son yıllarda özellikle fotoğraf üretimiyle uluslararası başarılar elde eden ve 2007’den bu yana Göbekli Tepe ve çevresinde çalışmalar yürüten Sinem Dişli’nin, Oyuklar ve Höyükler: Göbekli Tepe’ye Bir Bakış isimli sergisi Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi ile Leica Galeri İstanbul’un destekleriyle Yapı Kredi bomontiada’da kapılarını sanatseverlere açıyor.

16. İstanbul Bienali’ne paralel düzenlenen serginin ana odağını Şanlıurfa’da yer alan ve bilinen en eski tapınak olan Göbekli Tepe Arkeolojik Alanı oluşturuyor. Ara Güler Müzesi bu sergi kapsamında ilk kez genç bir sanatçıya kapılarını açıyor. Sergide Sinem Dişli’nin fotoğraf, video, resim ve enstalasyonları sanatseverler ile buluşuyor. Sanatçı, bu uzun dönemli projesinde ‘su ve taş üzerinden tarih okuması’ yaparken arkeoloji, jeoloji ve coğrafya gibi bilimlerden yararlanıyor. Belgeselle kurguyu harmanlayarak, bölgenin mitolojisine uygun sembollerle yaşam ve tarih döngüsünü, insanın kendine biçtiği rolleri sorguluyor. Urfa, İstanbul, New York arasında yaşayan sanatçı farklı medyumlar kullanarak evrensel dil olan sanat üzerinden ortak tarihimizi anlatıyor.

Ara Güler Müzesi bu sergide eş zamanlı olarak ustanın Göbekli Tepe fotoğraflarını ilk kez izleyici ile buluşturuyor.  Oyuklar ve Höyükler: Göbekli Tepe’ye Bir Bakış sergisiyle aynı adı taşıyan sanatçı kitabı da okuyucularla buluşuyor. Ara Güler Müzesi tarafından hazırlanan kitapta Dr.Christopher Lightfoot, Prof.Dr.Wendy M.K.Shaw, Doç.Dr.Ahmet A.Ersoy, İpek Ulusoy Akgül’ün Sinem Dişli’nin işleri üzerine metinleri yer alıyor. 

Doğuş Grubu’nun Ara Güler ile iş birliği sonucu 2016 yılında hayata geçirdiği Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi (AGAVAM) ve Ara Güler Müzesi’nin hedefinin Ara Güler’in çok yönlü sanatçı kimliğini ve ilham veren yaşamını gelecek nesillere aktarmak olduğunu söyleyen Doğuş Grubu Sanat Danışmanı Çağla Saraç şöyle konuştu:

“Büyük usta Ara Güler’in adına yakışacak projeler üretmek ve sanatseverler ile buluşturmayı hedefliyoruz. Sinem Dişli’nin ‘Oyuklar ve Höyükler: Göbekli Tepe’ye Bir Bakış’ sergisi, Ara Güler Müzesi’nin üçüncü sergisi olmasının yanı sıra Leica Türkiye’nin bünyesinde bulunan Leica Galeri İstanbul ile gerçekleştirdiğimiz ilk ortak çalışma. Doğuş Grubu bünyesindeki iki sanat kurumunun sergi alanlarına yayılarak hem müstakilden hem de bütünsel izlenebilecek olan sergi, sanatçı Sinem Dişli’nin çeşitli medyumlar aracılığı ile Göbekli Tepe Arkeolojik Alanı, çevresi ve buluntuları üzerinden düşündüğü ve düşünmeye çağırdığı çalışmalarından oluşuyor. Sinem Dişli ile birlikte yaklaşık 11500 yıl önce Göbekli Tepe’nin ritüel ve yaşam alanlarını inşa eden toplulukların, 1995 yılından bugüne bilimsel kazı çalışmaları gerçekleştirmiş ekiplerin, 1998 yılında kazı ekibini alanda ziyaret eden Ara Güler’in, Leica Galeri İstanbul ve Ara Güler Müzesi’nin ve tüm bunları bugün bir araya getiren Doğuş Grubunun yarattığı telos’tur.

Leica Galeri İstanbul Direktörü Yasemin Elçi ise şunları söyledi: “İnsanlık tarihinin yeniden yazılmasına vesile olan Göbekli Tepe’yi mitolojik, jeolojik ve arkeolojik katmanlarıyla okuması ve her birinin tarih ve bölge insanı üzerindeki etkisini gözlemlemesi Leica Galeri İstanbul ve Ara Güler Müzesi’ni ilk kez yapılacak bir ortak sergi fikrinde buluşturdu. Taşla meselesi bitmeyen topraklarda, yer altı ve üstünü birleştiren bir fabrikanın yine taş binaları arasında, en uzak tarihe en yakından bakan bir sergi ve bir kitap, dünyanın bilinen ilk tapınağı olan Göbekli Tepe’yi yaklaşık 12 bin yıl sonra bir çağdaş sanatçının yorumuyla buluşturuyor. Fotoğraf tarihinde iz bırakmış Leica, tarihle ilişkili sergileri ağırlayan dünya çapındaki galerileri, uluslararası fotoğraf arşivleri ve her dönem geleceğe miras kalacak isimlere yer verme misyonuyla, arkeoloji ve fotoğrafı birleştiren bir çağdaş sanatçı için anlamlı bir ev sahibi oldu. Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi ile Ara Güler Müzesi’nin Türkiye fotoğrafının bu benzersiz mirasını geleceğe taşıma hedefi, Ara Güler’in Türkiye’de fotoğraf ve arkeoloji ilişkisinin konuşulmaya başlanmasına vesile olan Afrodisias’ı keşfi, bugüne kadar hiç görülmemiş Göbekli Tepe fotoğrafları ise bu sergiye hem kültürel hem de tarihsel bir arka plan sundu.”

Göbeklitepe’nin doğup büyüdüğü şehir olan Urfa’da yakın bir geçmişte keşfedildiğini belirten sanatçı Sinem Dişli “Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan bölgede, avcı-toplayıcıların kalker, bazalt ve çakmaktaşına şekil vererek yaklaşık 12 bin yıl önce inşa ettiği bu devasa yapının bir ritüel alanı ve gözlemevi olduğu düşünülüyor. Göbekli Tepe, yerleşik düzenin henüz belirmemiş olduğunun düşünüldüğü erken Neolitik dönemde dahi evreni anlama ve onun hareketlerini taklit eden mekanlar üretme arayışının varlığına işaret ederek karmaşık zaman çizelgemizde kritik bir noktaya oturdu. Bulunuşundan bu yana tarımsal, mimari, dini ve yaşamsal pratiklerle ilgili varsayımları çürüterek bilgi akışını ve bilgiye olan yaklaşımımızı dönüştüren bu yapı geleneksel tarih yazımına meydan okuyor. Öte yandan, Göbekli Tepe’ den bugüne uzanan tüm pratiklerimiz, yaşamı kavrayışımızdaki tüm değişiklikler, uzun bir mayalanma döngüsünün sadece birer parçası. Bölgede bugün bulunan gündelik ritüellerin, insan malzeme ilişkisinin mikrokozmosuna daha derinlemesine bakmanın ve onları kadim kökenlerine kadar izlemenin, tarihin yeniden yorumlanmasında ve çevremizle etkileşimimizde yeni yaklaşımlar sağlayacak verimli bir zemin oluşturabileceğini düşünüyorum” dedi. Söyleşilerin de gerçekleşeceği sergi, 15 Ocak 2020’ye kadar ziyaret edilebilir.

Doğuş Grubu Hakkında: Modern hayatı şekillendiren yeni keşiflerin öncülüğünü üstlenerek daha iyi bir yaşamın standartlarını oluşturmak için çalışan Doğuş Grubu, 1951 yılında kurulmuştur. Müşterilerinin yanı sıra çalışanları, iş ortakları ve hatta rakipleri için bir tutkuya dönüşecek, sınıfının en iyisi yaşam tarzı markalarını bünyesinde barındıran Doğuş, çalıştığı alanlarda küresel bir oyuncu olma hedefiyle çalışmalarına devam etmektedir. Otomotiv, inşaat, medya, turizm ve hizmetler, gayrimenkul, enerji ve yeme-içme olmak üzere yedi sektörde faaliyet gösteren Doğuş Grubu ayrıca, mevcut hizmet verdiği sektörlerin yanı sıra teknoloji, spor ve eğlence alanındaki yeni yatırımlarıyla da büyümesini sürdürmektedir. Grup 300’ün üzerindeki şirketi ve 25 bini aşkın çalışanıyla müşterilerine üstün teknoloji, yüksek marka kalitesi ve dinamik bir insan kaynağı ile hizmet vermektedir. Hayata geçirdiği tüm kurumsal sosyal sorumluluk ve sponsorluk projelerinde sorumluluklarının bilincinde olan Doğuş Grubu, topluma öncü ve örnek olma amacıyla hareket ederken, yatırımlarıyla ülke ekonomisine ve istihdama katkı sağlamaktadır.

Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi (AGAVAM) Hakkında: 2016 yılında Ara Güler ve Doğuş Grubu arasında gerçekleşen anlaşma ile hayata geçen Ara Güler Doğuş Sanat ve Müzecilik A.Ş. çatısı altında yer alan AGAVAM, Türkiye’nin en önemli fotoğraf arşivlerinden biri olan Ara Güler arşivinin bütün olarak korunması ve gelecek nesillere aktarılmasını sağlamak üzere çalışıyor. Geçtiğimiz yıl Ara Güler’in 90’ıncı doğum gününde İstanbul Yapı Kredi bomontiada’da açılan Ara Güler Müzesi ise, duayen fotoğraf sanatçısının eserlerinin daha geniş kitlelere ulaşması için çalışmalar gerçekleştiriyor. Profesyonel düzeyde yönetilen ve kâr amacı gütmeyen iki sanat kurumu, birbirini operasyonel ve içerik anlamında da besleyecek şekilde faaliyet gösteriyor. Doğuş Grubu Sanat Danışmanı Çağla Saraç liderliğinde çalışmalarını sürdüren arşiv ekibi, Ara Güler’in yüzbinlerce eserinin tasnif, envanter, koruma, sayısallaştırma ve indeksleme işlemlerini yürütüyor. Arşiv koleksiyonlarının önümüzdeki dönemde bir portal üzerinden fotoğraf meraklıları ve araştırmacılara açık hale getirilmesi hedefleniyor.

Leica Galeri İstanbul Hakkında: Dünya üzerinde 200’den fazla şehirde mağazası bulunan Leica’nın Los Angeles ve Frankfurt’tun ardından Leica mağaza, galeri ve akademiyi bir araya getiren ve dünyadaki en büyük örneklerinden biri olan Leica yerleşkesi Doğuş Grubu tarafından bomontiada 2016’da açıldı. Leica Galeri İstanbul, Leica’nın Dünya’daki yalnızca yirmi galerisinden biri. Türkiye’deki fotoğrafçılığın merkezi olmayı ve Türkiye’nin yaratıcılık potansiyelini uluslararası sanat sahnesine taşımayı amaçlıyor. Leica Galeri İstanbul uluslararası tanınmış fotoğrafçıların yanı sıra uluslararası bilinirlik kazanmış ya da keşfedilmeyi bekleyen yerel sanatçıların sergilerine ev sahipliği yapıyor. Galeri, Salı’dan Pazar’a 11.00-19.00 saatleri arasında hizmet vermektedir.

Sinem Dişli Kimdir?

Sinem Dişli, 1982 yılında Urfa’da doğdu. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Heykel bölümünden 2004 yılında mezun oldu. 20.YY Sanat Akımlarında Fotoğrafın Kullanımı ve Avangart Kuramı ile İlişkisi başlıklı tezi ile Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fotoğraf Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini tamamladı. 2005 ve 2008 yılları arasında Engin Özendes ile birlikte İstanbul Modern Sanat Müzesi’nin Fotoğraf Bölümünün, (Magnum Photographers, André Kertész, Lars Tunbjörk, and Othmar Pferschy gibi sergiler düzenleyerek) yürütücülüğünü yaptı. 2008 yılında, Fotoğraf ve Görsel Sanatlar öğelerini birleştiren projesi “Özdirenç” ile School of Visual Arts New York’ta burs kazandı. ABD’de ICP International Center of Photography ve Cooper Union okullarında sanat eğitimleri aldı. Disiplinler arası çalışmalarını içeren İntiba, Sürgün, Cereyan ve RUTUBET isimli dört kişisel sergi açtı. 2018 Arles Fotograf Festivalinde yer alan “Pillar of Smoke” gibi Avrupa ve Amerika’da birçok ülkede çok sayıda uluslararası karma sergiye katıldı. Sinem Dişli 2018 yılında New York Times tarafından izlenmesi gereken yedi sanatçı olarak listendi. 2008’den bu yana İstanbul ve New York’ta yaşayan sanatçı 2015 yılında Triangle Arts Residency ve ISCP (International Studio & Curatorial Program, New York) programlarına seçildi. New York’ta Ayzart Independent artist-run space, İstanbul’da TOZ Artist-Run Space’in ve HER HÂL Kolektif’in ortak kurucularındandır. İşlerinde, dünyayı fotoğraf ile nasıl inşa edip yeniden kurduğumuzu sorgular. Fotoğrafın arkeoloji ve jeoloji gibi bilimleri yanına alarak evrenin gizemlerini çözme görevini ortaya çıkarmak temel motivasyonlarından biridir. Doğanın kendiliğindenliğine güvenerek, içkin biçim arzusunu kendine referans almayı seçer. İşleri doğanın sayısız madde ve ışık tezahüründeki akışkanlığa odaklanır. Işığın kendiliğindenliği ve akışkanlığı, biçiminin ötesine geçmeye çalıştığı fotoğraf sanatı ile olan ilişkisini de açıklar. Fotoğrafı bir alan olarak kullanarak, kendi ontolojisine ilişkin soruları, kavramsal sorunları ve fikirleri irdeler. Tıpkı fiziksel dünyanın sayısız tezahürünün ışık ya da madde yoluyla birbirine bağlı oluşu gibi, işleri de muğlaklık, zaman ve anlam gibi kavramların da bir şekilde birbirine bağlı olduğu fikrini takip eder.