Neden sorudunuz bu soruyu, niye bu soruyla başladınız?

Aslında “geçecek mi?” benim psikoterapist olarak kendi seanslarımda - sürecin bir yerinde ya da başlarken- en çok duyduğum soru... Ayrıca kendi hayatımda da kendime bugüne kadar en çok sorduğum soru... Bu kitapta 38 tane deneme var. Bu 38 denemede aslında hepimizin hayatımızın belli dönemlerinde hayatımız boyunca kendimize soruğumuz “geçecek mi” sorusunun cevabıyla ilgili yollar, tabelalar, belki biraz el feneri tutarak çıkış yolları ile ilgili şeyler var. Hep söylüyorum; okuyunca “geçecek” gibi bir iddiası yok kitabın. Çünkü kitap aslında biraz daha ayna görevi görsün istedim.  Bu kitabın içerisinde utançla ilgili, kaygı ile ilgili, korku, öfke, umutla ilgili yazılar var. Tabii mutlulukla, keyifle ilgili yazılar var.

“Geçecek mi?” ne söylüyor peki?

Aynı yerde kalmaya devam ettikçe, içe bakmadıkça, yüzleşmedikçe geçmesi pek memkün değil diyor. Önce bir bende ne var onu kabul edeyim, dönüp bakayım içime; ben ne yaşadım, nerede takıldım, hayatımın hangi varoluş yöntemini görmedim, görmezden geldim? Bedenim çağrılar vermesine rağmen, içim hakikaten bunu yapmak istememesine rağmen neyi yapmaya devam ettim, hangi yanlış yola girdim? Aslında bir yüzleşme kitabı. Yüzleşme ve uzlaşma kitabı. Çünkü insan kendisiyle uzlaşmazsa dünayayla uzlaşamaz. O yüzden “Geçecek mi?” böyle geçecek demiyor ama nasıl geçeceğiyle ilgili insana kendisine baktırıyor.

Bu soruyu kendinize sık sık sormuşsunuz ve içinizi yazıya dökmüşsünüz. Yazmak, kişisel olarak sizin sorularınıza yanıt verdi mi?

Benim için hem çok keyifli, doyumlu hem de çok zorlu bir süreç yazmak. Daha psikoloji okumadan önce günlüklerim vardı, iç dökmek için. Yazıların bazıları benim öykümle ilgili. O yüzden günlüğünü binlerce insana göstermek gibi zorlu bir tarafı var bunun. Diğer taraftan da kurtarıcı bir yönü var. Yazdıkça döküyorum. Diğer taraftan izinleri alınmış ismi verilmese de danışan hikayeleri var bu kitabın içerisinde. Panik atak üzerine olan denemede “Panik Atak Sevgiilim”, obsesyon üzerine olan “Nizami Bey”de danışanlarla ilgili öyküler var. Günlük hayatın içinde yollarımın kesiştiği insanlarla ilgili şeyler var. Bir yazımda “olduğumu olmadığımı halka açıyorum” diyorum. Olan ya da varoluş yolunda beni engelleyen ya da insanları engelleyen birçok şeyi halka açmak gibi yazmak...

Kitabın devamı gelecek m?

Artık daha fazla hikaye anlatmak istiyorum. O yüzden ikinci kitap bir deneme kitabı değil, birbirleriyle hayatları kesişen ama hayatta başka başka zorluklak yaşayan insanların hikayeleri üzerinden olacak. Hepsi de birbirleriye bağlantılı olacak. Bunu keyifle söylüyorum çünkü o kitabın çıkmasına da uzun bir zaman yok. Ben özellikle psikolojiyi klinik psikolojiyi psikoterapiyi kuramsal dille anlatmaktan yana değilim. Hayatın içine girsin istiyorum.

Bu bir “iyi hisset” kitabı değil...

Değil. İyi hisset kitapları, formüller verir, yollar önerir; özgüvenin 21 yolu, başarılı ilişki için 6 çözüm gibi... İnsanları çaresiz bırakıyorlar, bunu bir psikolog olarak söylemek istiyorum. Hayat bir döngü. O döngüde sadece mutlu olarak kaysaydık sürekli olarak, ruh sağlığımızı kaybederdik. Mutluluğun, korkunun, utancın, üzüntünün, inancın, öfkenin tüm insan duygularının ve hallerinin dönüşümü üzerine bir kitap “Geçecek mi?”...