Yıllar harcanan kariyeri, onun getirdiği fırsatları ve uğruna mücadele edilen tüm hedefleri bırakıp daha mutlu olabileceğin bir yere gitmek ya da bir iş bulmak dünya üzerinde binlerce kişinin hayalidir ancak çok az kişi bunu gerçekleştirir.

Gidemediğimiz hayatlar, güvenli ortamımızdan çıkamayışımız belki daha iyi olabilir ihtimalini göz ardı edip ‘ya olmazsa’da kalışımız...

Esra Bağışgil hayallerinin peşinden giden o az sayıdaki insanlardan biri. 10 yıllık kariyerini bir yana bırakıp Iphigenia ile tiyatroya sahnesine çıkan 36 yaşındaki çiçeği burnunda oyuncu, motivasyon kaynağını ve hakkında merak edilenleri anlattı.

Oyuncu Esra Bağışgil tek kişilik oyunu Iphigenia ile Effie’ye hayat veriyor. Effie yolda yürürken gözünüzü kaçırdığınız ama yanınızdan geçtikten sonra arkanıza dönüp bakmak isteyeceğiniz bir kadın. Bağışgil, böyle bir kadının elinden tutup tutamayacağımızı sorgulatıyor.

"İLK DEFA RİSK ALDIM"

İlk tiyatro deneyimi olan Iphigenia ile sahnede olan Bağışgil radikal bir karar alarak özel bir şirketteki yöneticilik pozisyonundan istifa etmiş, hayatımın en güzel günleri dediği süreç de ondan sonra başlamış.

“26 ve 32 yaş aralığımda hiçbir şeyi hatırlamadığımı fark ettim. Boşa akmış değil. Mutlaka deneyimler var, bana bir faydası var ama o şekilde gitsin istemedim. Hayatımda belki ilk defa risk aldım. Kurulu düzenimi bıraktım ve sadece sevdiğim şeyi yapmaya adadım kendimi. Bu o kadar güzel bir hafiflik ki etkisi hala devam ediyor üzerimde… Kendimle ilk defa gurur duydum sanırım” diyor Bağışgil.

Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği bölümünü bitiren Esra Bağışgil 2006’da özel bir şirkette stajyer olarak başladığı ve yönetici pozisyonuna kadar yükseldiği kariyerini sonlandırmasının ardından Çağ Çalışkur tarafından kurulan bir oyunculuk atölyesinde eğitim almaya başlamış. Burada İpek Bilgin, Çağ Çalışkur, Deniz Erdem, Tuğçe Tanış gibi oyuncu koçlarından eğitim almış.

"OYUNCULUKLA BİRLİKTE İÇİMDE BİR KEŞFE BAŞLADIM"

İşinden istifa ettiğinde eğitim almaya devam eden oyuncu Iphigenia sürecini ise şu sözlerle anlattı:

“Geçen yıla kadar farklı yerlerden eğitim almaya devam ettim. Ve bir hocam bana şu an için eğitime ara ver ve sahneye çık lütfen dedi. Bu oyunu 1,5 yıl önce bulmuştum ve nasıl oynayacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu. Oyunu her gün okuyordum ve bir arkadaşımla sahne sahne çalışıyordum. Oyunu o kadar seviyordum ki en az benim kadar seven birini bulmam gerekiyordu. Bütün sürecimi bilen Tuğçe Tanış bir gün ‘bu şekilde olmaz, oyunu ben yöneteceğim’ dedi ve Iphigenia sürecim orada başladı. Bütün süreç elbette ki şu an anlattığım kadar kolay olmadı. Her zorluğa rağmen vazgeçmedim, direttim, hala diretiyorum. Çok zor, yorucu evet ama böylesi daha keyifli geliyor bana.”

Esra Bağışgil
Esra Bağışgil

Oyunculuğu da varılacak bir yer olarak görmediğini belirten Bağışgil, “Oyunculukla birlikte ben içimde bir keşfe başladım. Benliğim, özel hayatım, mesleğim hepsi dahildi buna. Oyunculuk da bir keşif. Ben yola oyuncu olacağım diye çıkmadım. Sadece sahnede çok eğleniyordum. Çok çocuksu bir şey oyun oynamak. Yani hayatta belki hiçbir zaman olamayacağımız bir insanı sahnede bize olma fırsatı veriyor. Başka hiçbir yerde bu fırsatı yakalayamayabiliriz. Şu an burada çok mutluyum ama belki ileride belki başka bir yola gitmek de isteyebilirim” diye ekliyor.

YUNAN MİTOLOJİSİNİN ÖNEMLİ KAHRAMANLARINDAN

2015’te UK Theatre Awards’da en iyi yeni oyun ödülünü almış olan Iphigenia (Iphigenia in Splott) İngiliz oyun yazarı Gary Owen tarafından kaleme alınmış. Aynı zamanda Owen’ın 2018 Olivier Awards’da ödül alan Killology adlı oyunu da Türkiye’de oynuyor.

Sonsuz bir zaman dilimi içerisinde okuyucuya sunulan mitolojik kahramanlar ve hikayeleri yıllardır diğer sanat dallarına olduğu gibi edebiyata da malzeme sağlıyor. Güçlü bir kadın kahraman olarak edebiyatta yerini alan Iphigenia da eski Yunan mitolojisinde Kral Agamemnon'un Truva’yı almak için tanrıya kurban ettiği kızı.

Seyirciye “Peki bugün menfaat ve çıkarları için kim kurban ediliyor?” sorusunu sorgulatan Iphigenia’yı Gary Owen kurban edilme teması üzerinden günümüze uyarlamış.

Öte yandan Iphigenia, Yunanlı oyun yazarı ve şair Euripides, Fransız şairi Racine’nin ardından Alman şairi Goethe tarafından da 1787 yılında Alman edebiyatına kazandırılmış.

"DAHA NE KADAR DAYANACAĞIZ"

Kabul edilmekle ilgili sorunları olan, bir çıkış noktası bulmaya çalışan mücadeleci bir karakter olan Effie hepimize bir mesaj bırakıyor: “Daha ne kadar dayanacağız?”

Oyun ayrıca alt sınıftan birinin sesiyle sosyal konulara değiniyor. Effie’nin yaşadığı mücadele oyunun orijinal isminin geçtiği (Iphigenia in Splott) Galler’deki Splott bölgesine ait. Ancak ötekileştirme ve alt-üst sınıf üzerinden yürüyen hikayenin toplumsal etkilerinin sonucunun evrensel olduğunu görüyoruz.

"Gecenin o saatinde karanlık sokaklarda yürüyorum, tek başıma... Bir insan ne kadar tek başına olabilirse o kadar tek başımayım. Ve... hala orada! O his, artık yalnız olmadığım hissi. O sırada yalnız olduğum halde aslında yalnız değilim. Çünkü bu dünyada neden var olduğumu buldum ben!" diyen Effie’yi sahneye taşıyan Esra Bağışgil neden bu oyunu seçtiğini şu sözlerle anlatıyor:

“Bu oyunu seçme nedenim umutla ilgili. Bir şeyleri değiştirmeyi denemek çok önemli. Denemek, sonuç ne olursa olsun denemek. İlk oyunum, tek kişilik ve bu oldukça korkutucu. Ama yüzde bir iyi bir şeyler olma olasılığı varsa o yüzde doksandokuzu göze almak… Ben de deniyorum işte. Aynı Effie gibi, o da deniyor. Hem de sonuçlarına katlanmanın sorumluluğunu alarak deniyor. Benim için çok büyük bir umut var bu oyunda."

Şu ana kadar 9 temsil oynayan oyun sezon boyunca seyirciyle buluşacak.