SUÇ FİLMİ SEVENLER KAÇIRMASIN!
“KARA DÜZEN”

Hani yılın merakla beklenen filmlerinden söz edilir ya, tam onlardan biri işte!. Tanınmayacak bir makyaj altındaki Johnny Depp sizi Güney Boston’ın suç dünyasına götürecek. James “Whitey” Bulger, eyalet senatörünün kardeşi olmasının yanı sıra İrlandalı bir mafya babasıdır. Sokaklarda birlikte büyüdüğü John ise başarılı bir FBI ajanı olmuştur. Yolları ister istemez kesişir, daha doğrusu çatışır. Ama ne çatışma! John, ortak düşmanları İtalyan mafyasına karşı işbirliği teklif eder. Whitey Bulger’ın vereceği karar, bir dönemin gidişatını değiştirir. Yönetmen Scott Cooper, başkaraktere ağırlık veren hikayelerini daha önce Jeff Bridges’a Oscar kazandıran “Crazy Heart” ile “Out of the Furnace” gibi yapımlarda anlatmış, kamera arkasında türlü numaralarını sergilemişti. Bu kez Depp’in ağır makyaja rağmen ağırlığını her sahneye koyan tiplemesiyle yine unutulmayacak bir filme imza atmış görünüyor. Filmin diğer değerli oyuncuları arasında Benedict Cumberbactch, Joel Edgerton, Sienna Miller, Juno Temple, Dakota Johnson, Peter Sarsgaard ve Kevin Bacon da var. Tam bir yıldızlar geçidi!
(4.0/5)

27’LİKLER KULÜBÜNE HOŞGELDİNİZ
“AMY”

Sadece sesi ve yorumuyla değil, görüntüsü ve kişiliğiyle de son on yılların gördüğü en müthiş yıldızlardan biriydi. Kariyerinin zirvesine çıktıktan sonra 27’ler kulübüne katılmayı seçti. Belgesel türündeki film, Amy Winehouse’un hayatını bizzat kendi anlatımı eşliğinde izlemek isteyenleri, İngiliz sanatçıyı tüm yönleriyle “anlamayı” arzulayan tüm ilgilileri sinemaya çağırıyor. Dahası filmde, gün yüzüne daha önce çıkmamış Winehouse şarkıları da yer alıyor. Daha dahası, yönetmen koltuğunda, “Senna” belgeseliyle rüştünü ispatlayan Asif Kapadia oturmakta. Belgesel bizi bozar, diyenler bile bu filme şans vermeli. Zira “yalnız” bir insanın dramatik hikayesini izlemek, büyük bir “star”ın uyuşturucu ve alkol batağından çıkmaya çalışırken daha diplere sürüklenmesini görmek, içinde sinema duygusu bulunan herkesi kapsayacak türden.
(4.0/5)

GEÇMİŞİNDEN KAÇAMAZSIN!
“KIZIL TEPE”

Bazı yönetmenler için “o çektiyse bir durup iki kere düşünmeli” deriz ya. İşte o isimlerden biri daha. Alfonso Cuaron ve Alejandro G. Inarritu ile birlikte “muhteşem Meksikalılar” üçlüsünü oluşturan Guillermo Del Toro (tek Oscar almayan o kaldı), Pasifik’te dev robotlarla mesai yaptıktan sonra (bkz. Pasific Rim) ait olduğu tür’e, yani gerilim’e dönmüş. Çocukluk travmaları, yönetmenin alamet-i farikası malumunuz. Yine bu dertten muzdarip bir karakter yaratmış. Genç yazar Edith Cushing’ten söz ediyoruz. Edith, Thomas adında garip bir adamla evlenir. Yeni bir hayata başlar. En azından amacı budur. Geçmiş ve sünger hesabı. Ama hesap çarşıya uymaz. Edith, dışarıdan bakıldığında çekici görünen kocasının karanlık yanını keşfetmeye başlar. Geçmişinin hayaletlerinden kaçmaya çalışırken başka bir kabusa uyanır.

Del Toro’nun senaryosuna da imza attığı filmin başrollerinde Mia Wasikowska, Jessica Chastain, Tom Hiddleston ve Doug Jones gibi kalburüstü isimler var. Filmin şu ana kadar gayet olumlu eleştiriler aldığını belirtelim.
(3.5/5)

GÜLDÜRMEDİN BENİ!
“YAKTIN BENİ”

Yanlış saymadıysak afişinde 10 oyuncunun arz-ı endam ettiği filmimiz, komedi türünde.

Her gencin üyesi olmak için yanıp tutuştuğu itfaiye departmanının (pardon orası New York’tu ama bu şakanın komiklik seviyesinin düşük olması bizim değil filmin suçu!) neferlerinden Selam, en büyük hayali olan İpek ile evlenmeyi düşler. Ama yıllardır görmediği dayısı Macit’in çıkagelmesiyle hayatı alt üst olur. Selam’ın evine yerleşen patavatsız Macit’in tutup bir de Leyla’ya aşık olması, olayları büsbütün içinden çıkılmaz hale getirir. En azından yapımcıların hayali bu yönde olsa gerek. Uğraş Güneş’in senaryosunu yazdığı, Can Yücel’in çektiği filmin başrollerinde Uğur Yücel (Macit) ve Sarp Apak (Selam) var. Uğur Yücel’in abartılı takma dişlerine rağmen yeteneğini gizleyemediğini, Apak’ın enerjisinin de oldum olası hayranı olduğumuzu belirtelim. Ne var ki, filmin güldürü dozajı biraz az gibi geldi bize. Hani böyle, daha çok, gülme eşiği düşük olanlara hitap ediyor da denilebilir. Yan rollerdeki Sinem Kobal, Meltem Cumbul, Hasibe Eren ve Sezai Aydın da fikrimizi değiştiremiyor ne yazık ki.
(2.5)

NİYE AMA NİYE?
“ÖYLE YA DA BÖYLE”

Ülkemizdeki rock gruplarında çok başarılı müzisyenler var. Bateriyse bateri, bas ise bas, gitarsa gitar, klavyeyse klavye vs. Ama iş vokale gelince farkını belli eden grupların sayısı yok denecek kadar az. Ülkemizde ayrıca çok sayıda iyi oyuncu var. Ama iş senaryoya geldiğinde özellikle komedi türünde nice iyi oyuncunun emeğinin boşa gittiğini üzülerek görüyoruz. Genel olarak yerli sinemamızda en önemli sorun senaryo olarak görünüyor ve böyle bir sorun yokmuş gibi birbiri ardına film çekmeyi sürdürüyoruz. Erdal Tosun’un başrolde olduğu “Öyle ya da Böyle”, öyle ya da böyle birilerinin hoşuna gidecektir. Ne tesadüftür ki filmin konusu da konumuzla alakalı. Hakan ve Mehmet, tiyatro yazarlığı bölümü mezunu iki kafadar. İdealistlikleri okul sıralarında kalır. Kendilerini ispatlamak için popüler bir dizi film projesine girişirler. Araya aşk karışır falan. Erdal Tosun’a Selim Erdoğan, Şeyma Korkmaz, Reha Özcan, Deniz Özerman gibi isimler eşlik ediyor. Yönetmen ise Alper Kaya. Söyleyeceklerimiz bu kadar.
(2.0/5)

BU HAFTANIN CİN’Lİ FİLMİ
“KÜ’FA: CİN KAPANI”

Eğer yerli korku-gerilim sinemamızın cin’li filmler dışında bir şey üretemediğini düşünüyorsanız, haklısınız. Tutan bir-iki film olmaya görsün, hemen bir düzine benzeri çekiliyor. Bu her yerde böyle aslında, yadırganmamalı. Ama sonu gelmeyecek bir salgın gibi duruyor, endişe verici olan da bu. Ne oluyor bu filmlerde peki? Genellikle dış çekim zor ve maliyetli olduğundan karakterlerimiz garip bir eve tıkılıyor. Aralarında, masum bir faldan tutun ruh çağırmaya kadar türlü hadiselere ilgili ve meraklı tipler oluyor. “Garip” olaylar başlıyor. Serhat ve Burçak ile Semih ve Ceyda, iki çift, birinin annesinden miras kalan bir köy evine gider. Amaçları küçük bir tatil kaçamağıdır. Bölgeyi yadırgarlar ama yabancı olan onlardır. Bu filmlerde genellikle olan, yabancılara olur biliyorsunuz. Köydeki söylentilerden rahatsız olurlar. Tatillerini kısa kesmek isterler ama olmaz, olamaz. Korku türündeki filmin yönetmeni Aykut Karagöl. Başlıca rollerde ise Adnan Zaman, Zerrin Eren, Belma Mamati ve Onur Elaldı mevcut.
(2.0/5)

HAFTANIN ANİMASYONU..
“ARKADAŞLIK OYUNLARI”

Her hafta bu sayfayı takip edenlerin bildiği gibi, bazı “tür”deki filmler sipariş edilmişcesine her hafta servis edilir. Bu haftanın animasyonu da “My Little Pony” serisinin son filmi. Yalnız eleştiriler olumlu olunca yakından bakalım dedik. “Arkadaşlık Oyunları” dört yılda bir düzenlenen, tüm okulların birbiriyle yarıştığı geleneksel bir etkinlik imiş. Oyunları sürekli Crystal Prep Akademisi kazanmaktaymış. Canterlot Lisesi’nin genç neferleri Fluttershy, Pinkie Pie, Rainbow Dash ve diğerleri, kupayı bu kez kazanmaya kararlıdır-mış. Dostluk, fedakarlık, sadakat gibi kavramları küçüklere aşılamayı kendine ödev bellemiş serinin üçüncü filmini, sadece meraklılarına önerebiliyoruz.
(3.0/5)