Ufuk Beydemir, 15 yaşında kız arkadaşını etkilemek için sahneye çıktı. Haluk Levent’in “Anlasana” şarkısını söyledi. O performansı ile rezil olacağını, arkadaşlarını eğlendireceğini sanıyordu. Öyle olmadı. Alkışlandı! Masasına gelip tebrik edildi. O güne kadar kendine bile şarkı söylemediğini söylenen Ufuk Beydemir, işte o gün müzisyen olmaya karar verdi. Farklı vokal tekniği, Cem Karaca hayranlığı, yazdığı şarkıların hikayeleri ve daha fazlası...

Programda, “Ay Tenli Kadın”, “TA-DA”, “Sevda Gibi”, “Öyle Meşke Düştüm”, “Yüreğimdesin” ve Rubato grubuyla birlikte söylediği bir Âşık Beyhani parçası olan “Yolumuz Gurbete Düştü” parçalarını çaldık.

“REZİL OLMADIM,  ALKIŞLANDIM!”

Kendi dünyasında yaşayan, mutlu bir çocuktum. Oyuncaklara karakterler yükleyip, onlarla kendi halimde eğlenirdim. Çocukluğumla ilgili hatırladığım tek kötü şey; çok fazla taşınıyor olduğumuzdu. Bu durum kabuğuma çekilmeme sebep oldu ve  böylece kendi dünyamı oluşturmakla ilgili birtakım refleksler geliştirdim. Belki de bu yazar kimliğimi oluşturdu, bilmiyorum. Hani derler ya 3 yaşımdan beri şarkı söylüyorum. Benim öyle olmadı. İlk kez 15 yaşında şarkı söyledim. Bir yaz tatilinde kız arkadaşımı etkilemek için sahneye çıktım. Sahneye çıkacaktım, rezil olacaktım ve arkadaşlarımla eğlenecektik... Haluk Levent’in “Anlasana” adlı parçasıydı. Dizlerim titriyordu ama bir şekilde söyledim. Ve inanılmaz alkış aldım. Hatta masama gelip tebrik edenler oldu. O gün İstanbul’a dönünce bir grup bulma ve müzikle ilgili bir şeyler yapma kararı aldım. İstanbul’a dönünce de bir gruba dahil oldum. Sonra kendi şarkılarımı yapmak istediğimi anladım ve bir gitar aldım.

“MÜZİĞİ KEŞFEDİYORUM”

En son Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu’ndan mezun oldum. Güzel Sanatlar’da da bir geçmişim var ama yarım bıraktım. Özellikle müzikle ilgili bir şey okumak istedim. Kendi kendime bir şeyleri keşfederek, dinleyerek, araştırarak, çalışarak yapmayı sevdim. Müziğin keşfe değer durumu çok ilgimi çekti. Bu bana daha cazip geldi. Gitar dışında biraz bağlama da çalıyorum. 15 yaşına kadar müzikle hiç alakam yoktu. Kendime bile şarkı söylemişliğim yoktu, değil şarkı yapmak...

“BENİM DERDİM ÜRETMEK”

Birçok gruba girdim. Grup da kurdum. Ve bundan haz almadığımı hissettim. Benim derdim, kendim bir şeyler üretip ortaya koymaktı. Onun için gidip bir gitar aldım. Sadece vokalist olarak derdimi anlatamayacaktım. Gitar alıp şarkı yazmaya başladım. 17 yaşında yazdığım ilk şarkı Ay Tenli Kadın oldu.

“AY TENLİ KADIN”

Ay Tenli Kadın’ın bir hikayesi var. 17 yaşarındayken sosyal medya yeni yeni yaygınlaşmaya başlamıştı. Chat furyası vardı. Ben de o furyaya katıldım. Bir arkadaş gördüm. Hiç görüşmeden bir sene boyunca yazıştık. Sesini bile doğru düzgün duymadım. O bir sene içinde hayalimde onu bambaşka bir yere koydum. Hayalimde başkalaştı, inanılmaz bir yere geldi ve Ay Tenli Kadın oldu. Bir sene sonunda görüştük ama hayallerimi karşılamadı. Hayal kırıklığı oldu. O hayalimde bambaşkaydı. Bu güzellik çirkinlik meselesi değil, yanlış anlaşılmasın. Ay Tenli Kadın birisiymiş gibi değil. Ay Tenli Kadın benim hayalimde aşık olduğum kadın.

“MÜZİĞE VERİLEN SON ŞANS”

Umutsuzluğa kapıldığım çok zaman oldu. Daha fazla devam etmeyeceğim dediğim zamanlar... Zaten kuvvet kondisyon koçluğu yapıyordum. Müzik hobiydi. Sofar’a başvurmuştuk, ancak Sofar’a çıkana kadar grubum dağıldı. Zaten şarkıları kendim yazıp söylüyorum bari bu başvuru boşa gitmesin ben çıkayım dedim. Ama rockçı olmanın gereği standart bir hareket olmuyor, haliyle tek başıma çıkmak da istemedim. Adana’da yaşayan santur çalan Derdali ismiyle bir abim var. Sofar’dan ona bahsettim ve şarkımın üzerine santurla bir şeyler çalıp gönderdi. Kaydı dinleyince “senin gelmen lazım abi” dedim ve geldi. İki provayla Sofar’a çıktık. Sofar o kadar hızlı ilerledi ki... Zaten Sofar’daki en hızlı 1 milyona ulaşan video bizimki oldu. Öyle olunca antrenörlük her zaman yapabilirim, müziğe son bir şans vereyim diye düşündüm. Daha sonra şimdiki prodüktörüm ve menajerim Engin Akıncı ile tanıştım. O da benim gibi çılgın bir adam olduğu için 11 şarkılık bir albüm yaptık. Böylece işler buraya kadar geldi.

“DOĞUŞTAN ROCK!”

Bugüne kadar “neden rock?” diye hiç sorgulamadım... Çünkü doğuştan rock gibi... Galiba ondaki protest tavır beni kendine çeken. Biraz asi de biriyim. Bir şeylere karşı hep savaştım. Rock'ta da bu var. Bağımsız bir şekilde sadece hissettiğin şeyleri nasıl istiyorsan öyle dışa vuruyorsun. Bu benim için çok çekici bir şey.

“NEDEN BAĞIRIYOR BU ADAM?”

Sound olarak o kadar sert bir müzik yapmıyorum. Vokal tekniğim dolayısıyla sert duruyor. Farklılık hissediliyor. Daha önce çok fazla örneği olmuş bir vokal tekniği değil. Ne yapıyor bu adam neden bu kadar bağırıyor diyorlardır.

“CEM KARACA!”

İyi bulduğum, etkilendiğim birçok sanatçı var. Ancak Türkiye’de hayranıyım diyeceğim tek insan Cem Karaca! Şüphesiz! Çünkü sadece müzisyen kimliğini, sesini, yorumunu değil; yürümesini, giyinmesini el kol hareketlerini de seviyorum. Hayranlık böyle bir şey herhalde. Tabii iyi bulduğum etkilendiğim, bir şeyler kaptığım çok sanatçı var. Zaten 70’lerdeki o Türkçe rock furyası; Erkin Koray, Barış Manço gibi isimlerden hepimiz bir şeyler almalıyız. Ben müzik ayırmıyorum. Her türü dinliyorum. Müzik ayıran, birtakım müziklere önyargılı olan sanaçılara da üzülüyorum.

PROGRAMI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN