Yazar Adnan Özyalçıner: Televizyon ya da bilgisayar değil, kitaplar düş kurdurur

Yazar Adnan Özyalçıner, "Bir televizyon ya da bilgisayar size düş kurdurmaz ama kitaplar düş kurdurur. Bu anlamda tüm iletişim alanında kitap ölmez ve hep devam edecektir" dedi.

a1.jpg

TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım AŞ tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği iş birliğiyle düzenlenen "38. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı", okurlarla buluşmaya devam ediyor.

Fuarın bu yılki "Onur Yazarı", aynı zamanda Türk edebiyatında 1950 kuşağının önemli öykücülerinden biri olarak gösterilen Adnan Özyalçıner, edebiyat hayatına ve fuara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

"1950 KUŞAĞI ARASINDA YAŞANAN DAYANIŞMA BUGÜN YOK"

Özyalçıner, "Onur Yazarı" olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, "Benim onur yazarlığımdan, fark edilmemden çok kuşağımın da fark edilmesi, yeniden konuşulması çok önemliydi. 1950 kuşağı içerisinde yazarlığımla fuara onur konuğu olmak beni çok daha mutlu etti." diye konuştu.

1950 kuşağını "atılımcı bir kuşak" olarak nitelendiren Özyalçıner, şöyle devam etti:

"1950 kuşağı, hem siyasal hem de edebiyat açısından kendine göre değişim isteyen bir kuşaktı. Özgürlük istemindeydi ve her alanda baskılara karşı çıktı. Edebiyatta da gerçeği anlama ve anlatma noktasında daha geniş, kapsamlı bir durum ortaya koydu. Bu anlamda o dönem tüm arkadaşlar birleşik durumdaydı. Görüş farklılıkları vardı ama hiç kimse birbirinin düşüncesine karışmıyordu. Bir kültürel açılımdı 1950 kuşağı. Ne yazık ki 1950 kuşağı arasında yaşanan dayanışma bugün yok ve 1950 kuşağı yalnızca yazarlardan oluşmuyordu. Tiyatro sanatçılarının, ressamların ve müzisyenlerin de bir araya gelmesiyle oluşan bir kuşaktı."

Usta yazar, bugün Türk edebiyatının daha içe kapanık bir hale geldiği yorumunda bulunarak, "Bugün herkes duygu ve düşüncelerini anlatıyor. Zaten yazarlık kendini ifade etme durumudur evet ama kendi duygu ve düşüncelerini paylaşırken, bir de kendini ifade edemeyenlerin duygu ve düşüncelerini paylaşması gerekir. Bugün sanıyorum ki bu ikinci unsur biraz es geçiliyor." değerlendirmesini yaptı.

"KİTAP ÖLMEZ VE HEP DEVAM EDECEKTİR"

Bugüne kadar 50'nin üzerinde esere imza atan Özyalçıner, hala yapacak çok şeyi olduğunu dile getirerek, "Yaşamım el verdiği sürece gördüğüm, yaşadığım şeyleri yazmak istiyorum, elimin erdiği kadar. Öykülerim zaten devam ediyor. Yeni E dergisinde onlar yayımlanıyor. Bundan sonra 'Değinmeler' diye edebi metinler oluşan bir şey yazıyorum. Onlar da Evrensel gazetesinde pazar günleri yayımlanıyor." ifadelerini kullandı.

Usta yazar, fuarların düşünce özgürlüğünün ortaya konuluşu açısından önemli olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Kitap fuarı, çeşitli düşüncelerin bir araya gelişidir. O bakımdan bence her türlü kitap fuarı benim için çok önemli. Çünkü bütün düşünceleri özgür olarak kitaplarda görebiliyorsunuz ve fuar gelen ziyaretçilere de kitabın sıcaklığını, güzelliğini aşılıyor ve hayal, düş kurduracağı noktaları da açıklamış oluyor. Bir televizyon ya da bilgisayar size düş kurdurmaz ama kitaplar düş kurdurur. Bu anlamda tüm iletişim alanında kitap ölmez ve hep devam edecektir. Bugün iyi bir şekilde kitaba ilgi var ve insanlara daha çok sevdirmek, kitapları özgürleştirerek, yaşamı özgürleştirmek gerekir."

ADNAN ÖZYALÇINER KİMDİR?

1934'te İstanbul'da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü'nde öğrenciyken Varlık Yayınevi ile Cumhuriyet gazetesinde düzeltmenlik yapmaya başladı. Cumhuriyet gazetesinde 20 yıldan uzun bir süre düzeltmen olarak görev yaptı. Buradaki görevinin ardından serbest yazar olarak calıştı.

1974 - 1989 yılları arasında Türkiye Yazarlar Sendikası’nın genel sekreterliğini yaptı. 1981’de YAZKO’nun ikinci başkanlığına getirildi. Aralarında Yazko Edebiyat, Yazko Çeviri ve Hürriyet Gösteri’nin de bulunduğu edebiyat dergilerinin yazıişleri müdürlüğünü yaptı. Şair Sennur Sezer’le evli ve İstanbul'da yaşıyor.

İlk öyküsü 1953'te Demet dergisinde yayınlandı. Mavi ve Seçilmiş Hikayeler dergilerinde yayımlanan öyküleriyle adını duyurmaya başladı. Daha sonra arkadaşlarıyla birlikte kurduğu "a dergisi"nde hikayeleri çıktı. Bireyin başkaldırışını, bunalımlarını, uyumsuzluğunu konu alan öykülerle tanındı. Toplumcu görüşün egemen olduğu, toplumsal çelişkileri işlediği öyküler yazdı. Yaşamın temel çelişmelerini, "küçük insan"ın dünyasındaki yansımalarıyla bulup anlatan bu öyküler, son derece yoğunlaştırılmış bir gerçekliği içerir ve bu bakımdan "atom çekirdeği" gibidir. Anlatılan olaylar, insanların, çevrelerindeki insanlarla, nesnelerle, bir bütün olarak dünyayla olan ilişkilerinin anlaşılması için bir çerçeve sunarlar. Her öykü, bir çatışma üzerine kurulur ve bu çelişkili yapı, hayatı hareket içinde yansıtır. Ama Özyalçıner, "sokakta ayna gezdiren" bir yazar değildir. Görünüşün ardında olup bitenleri, gerçekliğin içsel zenginliğini, görüntü yitip gittikten sonra da sürüp giden izleri görür ve gösterir. Kimi zaman ince bir ironi, kimi zaman düğümlenen bir acı, ama her zamaniyimserlik ve geleceğe güven duygusu taşıyan bu öyküler, tanımak, değişmek ve değiştirmek isteyenlere sesleniyor.

Sayfa Yükleniyor...