NTV

Mert Fırat: İyilik yapmak bizi insanlaştırır, iyileştirir, hayata bağlar....

Yaşam

O, Türkiye’nin önde gelen aktörlerinden... Bu sezon; bir dizisi, üç filmi, üç de tiyatro oyunu var. Bu yoğunluk onu neredeyse 25 yıldır katkı sağladığı yardımlaşma faaliyetlerinden koparmadı. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı bu ay Mert Fırat’ı İyi Niyet Elçisi seçti. Dünyadaki 15 elçiden biri olan Fırat’la yardım etmenin felsefesini ve psikolojisini anlattı...

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Star TV'de yayınlanan Ufak Tefek Cinayetler'in Serhan Aksak'ıMert Fırat, Hürriyet'ten Güliz Arslan'a konuştu: 

Bir İyi Niyet Elçisi ne iş yapar?

Sivil toplumla kurum arasında bağlantı kurar. Meselelerin duyulmasını sağlar.

Nasıl İyi Niyet Elçisi olunur peki?

Ben bir yere başvurmadım. Mor Çatı, Uçan Süpürge, Filmmor gibi oluşumları destekliyorduk, Bianet’le birlikte kadına karşı şiddet kampanyaları düzenliyorduk zaten. İki yıl önce de yedi-sekiz arkadaş İhtiyaç Haritası diye bir yapı kurduk. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) zirvesine katılıp bu projeyi anlattık. Sonra Birleşmiş Milletler’le birlikte birçok çalışma yürüttük. Ben İhtiyaç Haritası şapkasıyla gidip onların Kızlar Sahada, HeForShe gibi etkinliklerine katıldım. Bu çalışmaların sonunda UNDP dedi ki “Siz ne iyi niyetli bir insansınız, o zaman sizi elçi yapalım” (gülüyor).

UFAK TEFEK CİNAYETLER 2. YENİ BÖLÜM FRAGMAN -İZLE

Kurumun 2030’a kadar gerçekleştirmeyi planladığı 17 hedefi var. Açlığı bitirmek, iklim değişikliğini durdurmak gibi büyük hedefler... Nasıl bir yük var omuzlarınızda?

Herkes bu hedeflerin ütopik olduğunun farkında. Ben de Süpermen olmadığımı, dünyadaki bütün problemleri bitiremeyeceğimi biliyorum tabii. Bu unvan; hükümet, sivil toplum ve Birleşmiş Milletler kuruluşları nezdinde bir tanınırlık sağlıyor. Bu yüzden ben de bu görevi, derdimi daha rahat anlatabilmek, yürütmek istediğim projeleri daha kolay yürütebilmek için bir vesile olarak görüyorum.

Görevde kaldığınız iki yılda neyi yapınca kendinizi başarılı olmuş hissedersiniz?

Dört başlık çıkardık: Cinsiyet eşitliği, çevre ve iklim, Suriyeliler ve sanat.

Sanat bizde lüks görülüyor oysa...

Çünkü biz kalkınmayı hâlâ ekonomik büyüme zannediyoruz. Oysa sanat kalkınmanın önemli ayaklarından biri. Bir ihtiyaç... Tabii sanatın tarifi de önemli. Toplum yararına, toplumla birlikte ve topluma entegre olmuş bir şeyden bahsediyorum sanat derken. Ama bununla da kastedilen sadece ‘Recep İvedik’ değil tabii ki.

 Fırat'ın oynadığı Ufak Tefek Cinayetler'in ilk bölüm Star TV'de yayınlandı. 
 Fırat'ın oynadığı Ufak Tefek Cinayetler'in ilk bölüm Star TV'de yayınlandı. 

Sivil toplum örgütlerinin yeterli olup olmadığı hep tartışılan bir konudur. Biz burada projeler, elçilikler, hedefler diye konuşurken dünyanın farklı yerlerinde çok korkunç şeyler oluyor. Hiç umutsuzluğa kapılıyor musunuz?

- Oluyor. Ama çok kısa sürüyor. Evet, dünya çok sertleşti. Irkçılığın çok ön planda olduğu bir dönem yaşıyoruz. Bu; göçmenlere, doğaya ve insanların birbirine olan tahammülünü çok düşürüyor. Bunun en temel nedeni de kaynak yetersizliği. Herkes, olanı kendi tarafı için kullanmak istiyor. Bunun karşısında ancak bilimle durabiliriz. Umutsuzluğum uzun sürmüyor.

Neden?

Çünkü bence insanlar artık daha çok sorumluluk alıyor. Suçla mücadelede daha iyi bir noktadayız. Adalet arayışı daha kuvvetli. İspanya’da, Arjantin’de, Brezilya’da, Meksika’da, Türkiye’de, İngiltere’de, Almanya’da aynı şeyi söylüyor insanlar: Bir dakika dünya, faşistleşme! Faşist hareketler yükseliyor belki ama şunu unutmamak lazım, onlar asla birleşemezler. Bir Belçikalı, bir Alman, bir Türk milliyetçi ancak bir fıkra vesilesiyle yan yana gelebilir. Oysa kolektif akla inanan ve halk yararına çalışan herkes birleşebilir. Başkasının acısını iyileştirmeye niyet etmiş insanlar ortak aklı geliştirir, birlikte hareket edip dünyayı birleştirir.

 Mert Fırat: Çocuk oyuncu ile oynamak bu mesleğin en büyük hediyesi.
 Mert Fırat: Çocuk oyuncu ile oynamak bu mesleğin en büyük hediyesi.

"KİM OLURSAN OL, BU DÜNYA İÇİN YAPABİLECEĞİN BİR ŞEY VARDIR"

 Bu yıl sizin belki de en yoğun döneminiz... Bir dizi, üç film, üç oyun... Bir yandan da reklam filmleri, kurduğunuz sanat merkezleri... Pek çoğumuz ‘Zamanım yok’ bahanesine sığınıyoruz sosyal sorumluluk işlerinden kaçmak için...

İyiniyet elçiliği benim yüklerime bir yük daha eklemedi aslında. Tam tersine daha organize, daha disiplinli, daha kitabına uygun, kurumsal bir çalışma biçimi sağlayıp bana zaman açacak. O iş gibi görünen şeyleri de ben kendime ayırdığım zaman gibi görüyorum. Tiyatro, benim arkadaşlarımla görüştüğüm, spor yaptığım, sahneye çıkıp dert anlattığım bir yer. Filmler, diziler de iş değil. Ben Yavuz Turgul’un filminde oynamayı nasıl iş gibi görebilirim ki? Bakalım bugün ne olacak diye gittim her gün çekimlere. Bir ilkokul çocuğunun “Bir an önce sınıfa gideyim de Ayşe’yi öpeyim” demesi gibi...

YAPILABİLECEK ÇOK FAZLA ŞEY VAR

Şimdiye kadar hiç yardım yapmamış birine nereden başlamasını tavsiye edersiniz?

Önce onu neyin heyecanlandırdığını bulması lazım. İnsanlar İhtiyaç Haritası’nda genelde önce kendi memleketlerinin ihtiyaçlarına bakıyor. Yapılabilecek çok fazla şey var aslında. Türkiye bu anlamda dünyanın en zengin ülkelerinden biri olabilir. Birçok dernek, çalışma ve hiç fena olmayan bir yardımlaşma kültürümüz var.

OSMANLI’DAN GELEN VAKIF KÜLTÜRÜ

Yardımlaşma kültürümüz iyi olmasına rağmen neden hâlâ bu kadar çok yardıma ihtiyaç duyulan konu var?


O her zaman olacaktır. İsveç yardım meselesini sivil topluma bile bırakmaz, kendi yapar. Ama orada bile ihtiyaçlar devam eder. Çünkü insanlar yaşlanır. Göçmenler gelir. Eğitimde fırsat eşitsizlikleri ortaya çıkar. Bizde de Osmanlı’dan gelen o vakıf kültürü devam ediyor, toplumsal yardımlaşmada hiç fena değiliz. Ama bunu destekleyecek yönetimsel kararlar eksik kalıyor. Hem içte hem dışta barışı sağlarsak bütün maddi kaynakları ve konsantrasyonu yoksulluğu bitirmeye, eğitim kalitesini artırmaya, eğitimde fırsat eşitliği yaratmaya harcayabileceğimiz bir dünyamız olur.

 Zamanımızın ve gelirimizin ne kadarını sosyal sorumluluk işine ayırmalıyız?

Bunun bir ideali yok. Ama tabii ne kadar sürdürülebilir olursa o kadar iyi. Ne verebileceğinize bakın. “Ayda iki gün, sabahtan vakit ayırabilirim” mi diyorsun, tamam, belki huzurevine gideceksin, belki hayvan barınağına mama taşıyacaksın, belki pazarda tezgâh açıp bir şey satacaksın ve o geliri bir yere bağışlayacaksın...

MERT FIRAT'IN DİZİSİNE ÖZEL ŞARKI: MAKTÜL - VİDEO

PAKET TAKİP SİSTEMİ KURACAĞIZ

İnsanları yardım yapmaktan alıkoyan en önemli şey belki de yardım yapacağı kişi ve kuruluşlara güvenmemek...

Bu önemli bir konu, evet. Her zaman güvenin peşine düşmekte fayda var. Biz İhtiyaç Haritası’nda her girilen ihtiyaç için valilikten, kaymakamlıktan ve kendi örgütümüzden onay alıyoruz. Şimdi bir de paket takip sistemi kuracağız. Bir yere yardım yapmadan önce gerçekten böyle bir ihtiyaç var mı, ben bu yardımı yapınca bu ihtiyaç karşılanmış olacak mı, bunlara bakmak lazım. Bunun ayıbı yok. Tarihimizde çok kötü suiistimal örnekleri var ne yazık ki. Benim de en kızdığım şey iyi niyetin suistimali...

İ"STEDİĞİNİZ ZAMAN BAŞLAYABİLİRSİNİZ"

İyilik yapmak bize ne yapar? Neredeyse 14 yaşından beri aralıksız yardım yapan biri olarak iyilik yapmakla ilgili ne söylersiniz?

- İyilik yapmak bizi insanlaştırır. İyileştirir, hayata bağlar. Dünyayla iletişim kurmamızı sağlar. Empati yeteneğimizi artırır. İşimize odaklanmamızı sağlar. Fikir geliştirip bunu toplulukla paylaşmamızı ve iyi zannettiğimiz fikirlerin dönüşmesine izin verebilmemizi, bu anlamda olgunluk kazanmamızı sağlar. Yöneticiliği öğretir. Yardım faaliyetlerine çok erken yaşta başlayanlar iyi yöneticiler olurlar. Yönetici kimliğini karşısındakini baskı altına almak için kullanmaz. Kim olursan ol, bu dünya için yapabileceğin bir şey vardır. Öyle “Erken yaşta başlayamadık, bizden geçti artık” denecek bir şey de değil bu, istediğin anda başlayabilirsin. Sadece zaman, iyi niyet ve temiz bir sayfa ayırman gerekiyor; o kadar.

İMECE KÜLTÜRÜNÜ CANLANDIRMAYA ÇALIŞIYORUZ

İhtiyaç Haritası, nasıl bir ihtiyaçtan doğdu?

Destek isteyenlerle destek olmak isteyenleri bir araya getirme ihtiyacından... Biz, imece kültürünü canlandırmaya çalışıyoruz. Üzerimizden hiçbir şekilde para geçmiyor. Çıkar amacı gütmeyen, reklam kokmayan, birilerinin firmasının bilmemnesini temize çekmeyen, arka planında başka türlü ilişkilerin döndüğünü düşündürmeyen bir buluşma noktası yarattık. İhtiyaç Haritası, bugün 350 sivil toplum örgütüyle çalışan bir yapı. İki yıl içinde neredeyse 10 milyon liralık ihtiyaç karşılandı. Sisteme kayıtlı 65 bin gönüllü var.

Ne gibi ihtiyaçlar geliyor?

İhtiyaç Haritası’nın çapı hayallerle sınırlı. Diyarbakır’dan bir hoca şöyle bir ihtiyaç girmişti mesela; “Öğrencilerime dünyanın Diyarbakır’dan ibaret olmadığını göstermek için teleskoba ihtiyacım var”. Her anlattığımda gözlerim doluyor. Tam Sur zamanıydı bir de...



BİR DİZİ, ÜÇ FİLM, ÜÇ OYUN…

- Yavuz Turgul’un çektiği ‘Yol Ayrımı’ filminde Şener Şen’le birlikte rol aldı. Film, 10 Kasım’da vizyona giriyor.

- Cem Yılmaz’ın son filmi ‘Arif v 216’da Sadri Alışık’ı canlandırdı. Film ocakta vizyona girecek.

- Cem Karcı’nın çektiği romantik komedi ‘En İyi Arkadaşım Evleniyor’da rol aldı. Vizyon tarihi henüz belli değil.

- Oyunlarından ‘Joseph K.’yı DasDas’ta, ‘En Kısa Gecenin Rüyası’nı ve ‘Bütün Çılgınlar Sever Beni’yi Moda Sahnesi’nde izleyebilirsiniz.

-Mert Fırat’ın yeni dizisi ‘Ufak Tefek Cinayetler’ salı akşamları Star’da

ETİKETLER